Hocam,
Bana sormamissiniz ama ben 1-2 ornek vereyim.
1. GS basket takimini sahadan cekti. Beyfendi adam takimi sahadan cekmez. Yasiniz ne bilmiyorum, ama egr Suleyman Seba donemindeki Besiktasi izlemisseniz, yapilan tum yanlislara ragmen takimin sahada kaldigini mucadele ettigini gorursunuz.
2. Melo gibi bir adami hala takimda tutmasi beyfendi olmadiginin gostergesi. Adami takimda tutmak kesmiyor, birde hersene daha iyi gidiyor falan diyor...
3. GS menfaati icin borsada milleti dolandirdi. Beyfendi adam dolandiricilik yapmaz.
Sizin baskaniniz bizimkisi kadar ariza degil, ama sutten cikmis ak kasik, beyfendi degil. Adam 3 Temmuz sonrasi musait ortam buldu, degerlendirdi, Fatih Terimi kovup sizi eskisinden daha kotu hale getirdi. Simdide maddi acidan zor durumda, vergiciler sikistiriyor, GSnin tasinmaz mallarini paraya cevirmeyi dusunuyordu, muhtemelen liseliler kabul etmedi, yapacak biseyi yok, birakmasi lazim. Kulubunuz her sene 120 milyon zarar ediyor, disaridan para girmedigi surece bu duzenin cevrilmeyecegi, borsadan bir daha vurgun yapamayacagi icin birakmaktan baska caresi yok. Tek caresi GS tasinmazlarini satmakti. Kulubu bu adamin ne kadar iceriye soktugunu bundan sonraki baskan doneminde goreceksiniz. Bundan sonraki baskan kim olursa olsun, Adnan Polattan beter nefret edceksiniz. Simdiden soyleyeyim. Devletin GSye maddi yardimda bulunmayacagini tahmin ediyorum, eger kulube devletin gizli elleri tarafindan para konursa, durum degisir tabi.
Yanlis anlamayin, amacim tartisma cikarmak falan degil. Ama Suleyman Seba gibi birinin baskanligini goren ben, Unal Aysalla beyfendi sozunun pek yakismadigini soylemek zorundayim. Iyi hos is adami, vizyonu genis, eger maddi sartlari daha iyi bir zamanda gelseydi belkide cok daha iyi isler yapacakti, gerek Fatih Terim'i egosu yuzunden kovmasi, gerek rakip takimlarla iliskisine bakilinca, su son 3-4 yillik donemde GSnin ligi domine etmesinin onundeki en buyuk engeldi. Faruk Suren gibi biri GSnin basina 3 Temmuz'dan sonra gecseydi, GS onumuzdeki 10-15 seneyi domine ederdi, biz FBliler ayvayi yemistik. Tecrubesiz adami takimin basina getirip, tarihi firsati kacirdiniz.
Sezon sonunda gidecegini tahmin ediyordum, muhtemelen ekonomik durum tahmininmden daha kotu, erkenden gemiyi terkedip kaciyor. Vizyonu buyuk adamdi, yazik oldu, derseniz hak veririm, ama beyfendi degildi, hicbir zaman olmadi, eline gecen tarihi firsati, efsane GS baskani olma sansinida, Fatih Terimi kovdugu gun kaybetti.
Size sormadım evet. Siz boş konuşmak için konuşmuşsunuz resmen.
2-3 dakika mı boşa harcadım yazdıklarınızı okumak yüzünden. Elle tutulur birşey olsaydı keşke.
Keşke birşey söylerken cahilse bilgisizce konuşulmasa.
Ünal Aysal, final maçında takımı sahaya sürmeyerek en doğrusunu yaptı. Bu çirkeflik değil apaçık bir protestoydu. Tabii siz fenerbahçeliler bunu korktu diyerek gördünüz.
Yapılan yalnışları cümle alem gördü. Verilen, verilmeyen kararlar ile tarafın hangi yönde olduğu çok açıktı ki en iyisini yaptı Ünal başkan. Siz buna çirkeflik diyorsanız kendinize bakmalısınız.
İkinci boş konuşmana cevap vereyim.
Fatih Terim'i kovmakla en doğru kararı verdi. Takımın en büyük düşmanının yanına giden bir adama kal demeyeceklerdi herhalde.
Her seferinde " Aslolan Galatasaray'dır. " cümlesini kullanan sayın kebapçı ne kadar Galatasaray'lı olduğunu gösterdi.
El üstünde tuttuğunu söylediğin Galatasaray'ın başkanı seni arıyor ve sen müsait değilim. Önemli bir konu varsa asistanıma ulaşabilir yanıtını verdiriyorsun.
Fatih Terim'i kovmakla belki de en iyi işi yaptı. Camiaya Fatih Terim'in nasıl bir adam olduğunu gösterdi.
Melo konusuna gelirsek kendisinin Türkiye Liginde kaç adet kırmızı kartı olduğunu söyleyebilir misin bana?
Yada kariyeri boyunca. İşini en iyi şekilde yapan bir adamın üstüne sürekli gidilirse tabii ki bir yerde patlayacaktır.
Bu ülke Volkan, Emre, Caner, Lugano gibi pislikleri gördü. Melo bunların yanında çok pasif kalır. Kalıyorda. Yine boşa konuştunuz.
Gelelim en güzel yere. Galatasaray borsada yatırımcıyı dolandırdı lafına.
Bir şirket kar edemeyeceği zaman sermaye artışına gitmelidir. Bu devletin verdiği bir zorunluluktur. Galatasaray, Ünal Aysal döneminde geldiği zaman mecburi şekilde bir sermaye artışına girdi. Çünkü kar edebilecek bir durum yoktu kulüpte. Yapmasaydı eğer ortağı olan şirketler, bankalar ve devlet baskı kuracaktı. İllegal, hukuksuzluk gibi bir durum yok ortada.
Kaldı ki bu hisseler sayesinde zengin olan insanların yapması gereken bir görevdi bir bakımdan. Yine boşa konuştunuz.
Maddi olarak zor bulunduğumuzu söylemişsin.
Ünal Aysal göreve geldiği zamanda önünde 328 milyon borç verildi. Ve dün katıldığı programda kendiside belirttiği gibi bu borç aynı şekilde kulüpte duruyor. Fazla olmadı. 81,4 milyon dolar faizi borcu artırmadan ödedi.
Ünal Aysal bu borcun faizini, kur farkını ödemiştir ekstra olarak. Medyada belirtildiği sanki kulüp batmış. Yok öyle birşey hala duruyor. Ünal Aysal'ın ikinci sermaye artışını engellemelerinin yegane temelide burada yatıyor. 70 milyon euro'ya yakın bir borcu ödeyecekti adam. Yaptırmadı devlet bunu.
SPK'nın sitesine girerseniz göreceksiniz ki, SPK çalışanları 1 yıl boyunca Galatasaray A.Ş'de misafir olarak ağırlandı. Bütün belgeler incelendi. Hukuksuzluk sayılabilecek illegal bir iş bulamadılar.
Ayrıca dinime küfreden müslüman olsa. 3 büyükler arasında en iyi finansmana sahip kulüp Galatasaray'dır. Bu sezon başlangıcında KAP'a yapılan bildirimlerde 3 kulübün rakamlarını inceleyebilirsiniz.
Ek olarak belirtmeden geçemeyeceğim. Ünal Aysal bu borcu aldığında Adnan Polat yönetimi,
- Stadın 2019'a kadar isim hakkı parasını
- 3 yıllık loca gelirlerini
- 2015'e kadar yapılan forma sponsorluk parasını
Harcamıştır. Aysal, elinde bunlar olmadan bu durumda tuttu kulübü.
Kısacası Galatasaray'ın mali düzeyi en iyi şekildedir. Görüyoruz ki yine boş konuştunuz.
Vergi olayına gelirsek. Galatasaray'ın ödenmemiş bir vergisi yoktur.
Diğer kulüplerde olan katileşmiş vergi borcu vardır. Buda medyada ki gibi 104 milyon tl civarında değildir.
Kulüplerden talep edilen bir vergidir. Bizim kulübümüzden 54 milyon tl talep ediliyor.
Aysal, dünde belirttiği gibi bunu beyaz masaya götürerek reddetmiştir. Büyük bir bölümünün kanıtlarla birlikte sunulduğu ve büyük ihtimalle ekim ayı içerisinde netleşeceğini belirtmiştir.
Ülkede sanırsınız öyle bir algı oluşturuldu ki Galatasaray devlete vergi ödemiyor gibi gösterildi.
Yok öyle birşey gördüğünüz gibi yine boş konuştunuz.
Son boş konuşmanızada cevap vereyim.
Ünal Aysal, divan kurulunda Riva arazinin satışı için değil altını çizmek istiyorum, satış için değil işlenebilmesi için izin istedi.
Arazi yıllardır bir verim almadan duruyor. Aysal kulübü düzlüğe çıkarmak için bu araziyi değerlendirmek istedi. Satış gibi bir konu yoktu. Bunu kendiside belirtti.
Aynı şekilde sadece Riva için değil Mecidiyeköy'de bulunan arazi içinde istedi.
Bunlar yapıldığında kulübe büyük bir gelir sağlacaktı.
Bunuda içimizde ki İrlandalılar diye belirttiğimiz liseliler engellemiştir.
3.5 yıl içerisinde kulübe bütün branşlarda toplam 27 kupa kazandırmış bir adama başarısız, kulübü batırmak demek apaçık bir düşmanlıktır.
Ünal Aysal, Galatasaray ve Türk sporu için bir nimetti. Maalesef böyle bir adamı kaçırmayı başardılar.
Bu ülke "
asker kaçağı, uyuşturucu kaçakcısı, suç örgütü kurmaktan yargılanan, şike yapan, ülkeyi rezil eden " birisini görmüştür.
Koskoca Fenerbahçe camiasını rezil rüsva eden bir adamı görmüştür.
Ve bu adam hala haşa ilah olarak görülmektedir.
Yorum yaparken mantıklı konuşun. Ona göre cevap verelim. Sonra vay efendim neden cevap vermedin demeyin.
İnşallah kararından geri dönersin BÜYÜK BAŞKAN!
Yeni gördüm güldüm açıkcası.
İlk linke bakalım.
http://www.galatasaray.org/kulup/haber/10590.php
" Kararların geciktirildiği her gün Türk sporuna zarar vermektedir. Bilelim ki dünyanın saygın bir gücü olmaya soyunmuş bir ülkesi olarak asıl verdiğimiz sınav etik değerlere sahip çıkma konusundaki kararlılığımızdır.
Galatasaray olarak biz, Türk futbolunun içine düştüğü bu karanlıktan bir an önce çıkarılması için tüm mercilerin, gerekirse liglerin bir süre ertelenmesi kararı dahil, üzerlerine düşen tüm görevleri zaman kaybetmeden yerine getireceklerine ve kararın verilmesi için gerekli bilgi ve delillerin Federasyonumuza ivedilikle iletilerek sürecin hızlandırılacağına inanıyoruz. "
Neresi yalnış bir açıklama bana bir açıklar mısınız? Hakkı yenen bir takımın ( Trabzonspor ) hakkının verilmesini ve gerekli cezaların verilerek Türk sporunun doğru, temiz bir şekilde devam etmesi için yapılan bir açıklama.
Bu yalnış bir açıklama değil siz fenerbahçelilere dokunan bir açıklama olmuş.
Kusura bakmayın en doğru açıklamayı yapmıştır kendisi.
http://www.turkiyehabermerkezi.com/m/?id=4677
İkinci linke bakalım.
"Basketbol final serisinin son maçına mağlup oluruz ya da Ülker Arena'da dayak yeriz endişesi ile çıkmamış değiliz. O maça çıkmamamızın tek nedeni yolsuzluk ve hilelere dur demekti. Basit bir maçta bu mesajı veremezdik. Büyük bir karşılaşmada sesimizi duyurmak istedik. Maçın final olması, etkisini gösterdi. Alışılmadık ve sürpriz olan bu kararımızdan umarım herkes bir ders çıkartabilmiştir. Pahalı ancak güçlü bir mesajdı."
Yine bana yalnış bir açıklama gösterir misin? Yapılan hile ve yolsuzluklara karşı sessiz kalması mı beyfendiliktir? Bu mu sizin beyfendilik anlayışınız.
Mensubu olduğumuz İslam dini bile haksızlığa susmayacaksınız diyor. Susanda öyledir diyor.
http://www.fotomac.com.tr/galatasara...rt-aciklamalar
Bu linkte ki açıklamalarda üstte verdiğim cevaplarla paraleldir.
Haksızlığa, pisliğe karşı yapılan bir açıklamaya etik değil diyorsanız size diyecek birşey bulamam.
Boş konuşacaksanız beyler ne beni yorun. Ne kendiniz yorulun.
Gidin kendi konularınıza UEFA ve mahkemelerden gelecek kararları tartışın.