"Cevap vermeye lüzum yok" diyen mi ararsın, "seni kale almıyorum" diyen mi ararsın, "seni engelliyorum" deyip de yazılara like atanı mı ararsın? Ama hala laf yarıştırıyorlar, hala takipteler. Nasıl bir tezatlıktır, nasıl bir çelişkidir? Bir insan kendi söyleyip de, geri kendini inkar eder mi derseniz çok güzel bir örnek teşkil etmiş bu durum.
Eh bu gidişattan da görüleceği üzere; sizlerin söylediğiniz sözlere ne kadar sadık olduğunuzun ortadadır.
Spor bölümündeki belli bir kitlenin pirana gibi her yere müdahil olması ve sadece bir takıma yönelik konular açması ya da başlıklara üşüşmesi son derece komik kalıyor. Çünkü bu hareketlerden de görülen o ki; kendilerini eksik hissettikleri ve bunca yıldır içlerinde bastırdıkları, dile getiremedikleri duygularını, ruh hallerini eksiklik hissettikleri takım ve taraftarlarına yönelik hakir ifadeler ile gidermeye çalışıyorlar
Şimdi Spor bölümün 1. sayfasına baktım ve Galatasaray ile ilgili olarak 2 başlık var, Fenerbahçe ile alakalı 12 başlık, Beşiktaş ile alakalı 5, Trabzonspor ile alakalı 1

Peki sonuç nedir? Sonuç; Fenerbahçe ile alakalı başlıkları açanlar GS ve TS 'liler

Ve aynı başlık altında hakir ifadeler kuran kim? Aynı şahıslar.
Bakıyorum Fenerbahçe başlıkları sayfalarca uzamış gitmiş. Çünkü insan gibi konuşmasını bilen, kendini ifade etmesini bilen Fenerbahçe taraftarları düşüncelerini paylaşıyor hakir ifadelere aldırış etmeden. Çünkü herkes temsil ettiği topluluğun kalitesini gösterir.
Bu kadar takımlarına bağlı, ateşli taraftar olan bu arkadaşlar kendi takımları ile alakalı başlıklarda varlık göstermiyor, gösteremiyor çünkü takımlarının faaliyetleri ile ilgilenen kimse yok. Popülariteleri sıfır. En fazla 2-3 sayfalık bir konuları oluyor. O 2-3 sayfayı da TS ve GS 'liler birleşip ancak dolduruyorlar. Üretim yok, tek cümlelik hayatların insanları olunca normaldir.
Ama o da ne? Fenerbahçe başlıkları ardı ardına açılıyor

Kim açıyor? TS 'liler ve GS 'liler. Sebep? Temsil ettikleri toplulukların davranışlarını sergilemek ama hiç bilmiyorlar ki;
Aşk iki kişiliktir, üçüncülere yer yoktur. Sizin veya bir başkasının demesi ile aşıklar aşklarından vazgeçmezler. Dolayısı ile aşıklar, aşık oldukları kadınla, iş ile, takım ile muhabbetkar olur. Kısır kafaların aşkları da yazıya dökülürse 2-3 sayfadan öteye taşmaz. Çünkü amaçları aşklarını yaşamak değildir. Amaçları temsil ettikleri toplulukların kalitesini sergilemektir. Herkes atasından, çevresinden ne gördüyse onu uygular.
Ve bu kaliteyi sergileyen kişilerin yaş grubu hep aynı. Bu durumu iyi irdelemek lazım. Sosyokültürel yapılanmaların ve toplum reaksiyonlarının iyi gözlemlenmesi lazım gelir. Çocukluk, ergenlik ve gençlik dönemlerinde yaşamış oldukları Kadıköy buhranları ve sınavlara bile soru olan "
öğrenilmiş çaresizlik" kavramının en iyi temsilcileri oldukları için bu arkadaşların tutarsız davranışlarını makul ölçülerde hoşgörü ile karşılayıp, tebessüm ile karşılayacağıma şu andan itibaren söz veriyorum

Diğer takımdaşlarımın da bu kişilere aynı şefkatle yaklaşmalarını şiddetle tavsiye ederim. Bu insanlar rakip takımı tutuyor olabilirler ama önemli değil, toplumumuzun bireyleri ve sağlıklı gelecek nesillerin inşaası için bu arkadaşlara sahip çıkmalıyız, hoşgörü ile karşılamalıyız. Gerekirse gönüllerini yapmak için sırtlarını sıvazlayıp, onların haklılığını teyit etmeliyiz. Ama fırsat buldukça da hayatın gerçeklerini vurgulayıp "güneşin balçıkla sıvanamayacağını bilmelerini sağlamalıyız". Elbet bu gençler de daha faydalı alanlara kanalize olmasını öğrenecekler ve insanlara ya da topluluklara nasıl hitap edeceklerini kavrayacaklardır.
Şu andan itibaren benim nazarımda özgürsünüz, gönlünüzce çoşabilirsiniz