Merhaba,
Öncelikle “aile ilgisiz” tespitinizi neye dayandırdığınızı merak ettim. Çünkü bazen dışarıdan bakınca öyle görünür ama içeride bambaşka bir durum olur.
Çocuklar, özellikle 1-2 yaş civarı gerçekten sürekli ağlar ve sık sık düşer. Bunu üç çocuk büyütmüş biri olarak söylüyorum. Diş çıkarırken ağlar, canı sıkılınca ağlar, karnı acıkınca ağlar, altı pislenince ağlar, hatta hiçbir sebep yokken bile ağlar. “Çocuk düşe düşe mal oldu” demek biraz ağır olmuş. O yaşta düşmek, çarpmak normaldir; çoğu zaman da ciddi bir şey olmaz.
Eğer gerçekten dayanılmaz bir boyuttaysa, en doğrusu dostane bir dille konuşmak. “Çocuk susmaz” diye kavga etmeye gitmek hem sizi hem karşı tarafı yorar. “Komşu komşunun külüne muhtaçtır” derler, bir gün sizin de bir derdiniz olabilir.
Kendi adıma konuşacak olursam; biri “çocuğun ağlıyor, sus” diye kavga etmeye gelse, o an hak verip geçiştirmezdim. Çünkü o ağlama benim elimde olmayan bir şey. Üst katımda şeker hastası bir çocuk vardı, sürekli bağırıyordu. Yapabileceğimiz hiçbir şey yoktu, sadece çocuğa ve annesine üzülüyorduk.
“Başkasına söyleyecek sözün varsa önce kendi nefsine söyle” derler. Sorun bizde olmayınca başkasının yarattığı her şey bizi rahatsız eder. Ama aynı şeyi biz yaşadığımızda, o zaman “haklılar” deriz. Sabır acıdır meyvesi tatlıdır; hele de küçük çocuk söz konusuysa biraz daha geniş tutmak gerekiyor.
Kolay gelsin.