Dinî konular, toplumun en hassas meselelerinden biridir. Bu nedenle yorum yaparken ve eleştiride bulunurken kullandığımız üsluba dikkat etmemiz gerektiğine inanıyorum. Bir fikre katılmayabiliriz, farklı düşünebiliriz; ancak inanan insanların kutsallarına saygı göstermek, birlikte yaşamanın da bir gereğidir.
Mescitlerin veya ibadet edilebilecek alanların bulunmasını doğru buluyorum. Çünkü Kur'an'da Allah Teâlâ şöyle buyurur:
"Allah'ın mescitlerinde O'nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır?"Yine Rabbimiz bizlere şöyle öğüt verir:
(Bakara, 2:114)
"Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde mücadele et."Bu nedenle, dinî meseleleri konuşurken kırıcı olmak yerine nezaketle konuşmayı tercih etmeliyiz. Aynı şekilde, ibadet etmek isteyen insanların da ibadetlerini huzur içinde yerine getirebilecekleri imkânların bulunmasını doğal karşılıyorum. Bu, kimseyi ibadete zorlamak anlamına gelmez; isteyen ibadet eder, istemeyen etmez.
(Nahl, 16:125)
Bu vesileyle inanmayan veya farklı düşünen arkadaşlara da bir çift söz söylemek isterim. Hepimiz aynı toplumun bireyleriyiz. Birbirimizin kutsallarına ve değerlerine saygı göstermemiz, ortak yaşam kültürümüzü güçlendirir. Sizlerden beklentimiz, bizim inancımıza katılmanız değil; yalnızca saygı göstermenizdir. Biz de aynı saygıyı sizlere göstermeliyiz.
Belki bugün aynı inancı paylaşmıyoruz. Belki ahirete, hesaba veya ilahî adalete farklı bakıyoruz. Ancak bir an için şunu düşünmekte fayda var: Ya gerçekten bir hesap günü varsa? Kaybedeceğimiz en büyük şey, birkaç dakikalık ibadet değil; ebedî bir hayat olabilir.
Kur'an-ı Kerim'de Allah Teâlâ şöyle buyurur:
"Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz."İnanan bir insan ibadet ettiğinde, eğer yanılıyorsa kaybedeceği çok az şey vardır. Fakat ya hakikat Kur'an'ın bildirdiği gibiyse? O zaman asıl büyük risk, hiçbir hazırlık yapmadan Rabbinin huzuruna çıkmaktır.
(Ankebût, 29:57)
Alıntı
Unutmayalım ki dünya fanidir. Bugün tartıştığımız birçok şey yarın geride kalacaktır. Kur'an'da şöyle buyrulur:
"Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz."Ve yine Rabbimiz şöyle buyurur:
(Ankebût, 29:57)
"Kim zerre kadar hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür."Rabbim bizlere doğruyu görebilen, güzel söz söyleyen, kalp kırmayan, birbirine saygıyla yaklaşan ve hakkı hak bilip ona uyan kullarından olmayı nasip etsin. Âmin.
(Zilzâl, 99:7-8)
