Amsterdam'da nerelere gidilir? Ne yenir? Ne içilir?
3
●102
- 18-12-2023, 22:04:33Arkadaşlar amsterdam'da olacağım 28 aralık - 2 ocak arasında. Bir liste çıkardım kendimce ama sizlerin de önerilerini dinlemek isterim. Şuraya muhakkak git, şunu muhakkak ye/iç/gör dediğiniz yerler var mı?
- 18-12-2023, 23:17:07red light district'e gitmezsen ayıp olur. orada köşe başlarında ufak kafeler var. gidip otur ve birkaç saat vakit geçir. gelene geçene ve "vitrinlere" bak. hani bakmaktan fazlasını istersen o sana kalmış.
Dam meydanını bul. orada güzel restoranlar falan var. arjantin restoranında yemek yedim derin. başka birşey bekleme, ilerleyen yaşlarında anlatacak anın olur. meydanın arkalarında kafeler var. mantar falan satıyorlar. oturup çay kahve içenleri bile izlemesi eğlenceli olur. masadan kalkınca yürüyen merdivenden tersine gitmeye falan çalışırlar zaman zaman, denk gelirsen kendi kendine bile olsa kıkırdar, gülersin.
***** shop'lar var. onları ziyaret et. şimdi hemen herkesin aklına ayıp şeyler gelmesin, çok güzel dokoratif ürünler var, alıp evine televizyonun üstüne koyabileceğin, ince esprili şeyler. kupalar, biblolar, cam süsler... başka şeyler de var tabiii... ama git gör... orada insanlar bu konulara nasıl yaklaşıyor bak. burada nasıl bir fanus içerisinde yaşadığımızı anla.
bak ciddi söylüyorum, bunları yaşa. akdeniz kıyısına tatile gidip denize girmekle aynı değil. hatta tatilde bir arkadaş edinmekle de aynı şey değil. millete anlatacak birsürü şeyin olur. yaşın ellilere geldiğinde ise "ulan iyi ki yapmışım bak" diyeceksin, inan bana.
tramvaya bin, nereye giderse git. kalabalık bir cadde görünce in. neryi bulursan otur.
maduromdam nerde sor, bul, git. bizdeki mineatürk'le falan karşılaştırsın. dönünce "oha be kardeşim bunu niye yapatınız ki" diyeceksin. en azından içinden. millet ayıplamasın, vay sen düşmanmızın buralara demesin diye. yoksa içinden böyle geecek. biraz yorucu olur, soğukta hele iyice zor. ama olsun...
gezerken nerede meydan ve kalabalık görürsen bil ki orada birsürü bar, kafe bulabilirsin. zaten ikisi birleşik, bizdeki gibi birşey değil oraların barları. yersin içersin, kitap okursun, kimse bulaşmaz...
konuşkansan nerede olursan ol arka masadaki birilerinin sohbetine katılabilirsin. kimse "kim bu lan" demez, medeni insanlar onlar.
son bir şey diyeceğim sana... şeklini şemalini, giyimini, tarzını değiştir eğer istersen. şapka tak, atkı at boynuna ama şöyle havalısından. orada kim olmak istersen o olursun. parçala aklındaki sosyal duvarları, anı biriktir. inan bana yaşlanınca sadece onlar kalacak sana. ne para, ne iş derdi, ne de hayatına giren insanlar.
ben mi... ben orada evlenme teklif ettim. o dediğim arjantin restoranında. müzik çalarken, kendimizi videoya çekerken, etraftakilerin alkışları ve tezahuratları eşliğinde. diyorum ya kolay arkadaşlıklar kurarsın oralarda.
gözlerim doldu şimdi be....
git kardeşim git... hiçbirşeyi umursama dan dit ve yaşa. kokla oraları... sokakta müzik çalanları dinle. bıkmadın mı buranın müziklerinden, dönünce dinlersin yine. o müzikleri anlamaya çalış, insanların gülüşlerine bak, yüzlerindeki eğlenceye, mutluluğa bak. burayı getirme aklına orada olduğun sürece, dönünce aynı çamura bulanacaksın yine zaten.
bisiklet kirala derim ben. orası çok düz bir yer. arabayla falan dolaşılmaz inan bana. hatta ilk günden kirala. biz birer bisiklet almıştık. gelenler satınalıp sonra bırakıp gidiyor zaten. dediğimi yap, bir kasket, ucuz marketler var gidip şöyle şık bir ceket al kendine. ucuzluktan diyorum bak. al ki kalite farkını göresin, bir daha beymen vakko'nun yanından geçmezsin. işportalara bak. çok güzel saatler bulabilirsin, parfümler....
iri yarı zencilerden uzak dur. sokaklardaki seni salonlara çekmeye çalışan, showlara çekmeye çalışanlardan uzak dur. turist tuzağıdır oralar. ya seni görüten turun tavsiye ettiği yere git yada gitme. ha, bir arkadaş edinirsin, bir muhabbet kapısı yakalarsın, o zaman tavsiye üzerine gidersin. ama çok de görülecek birşey yok. ha ama şu var... döndüğünde buradaki karşı cinsi beğenmezsen ve gelecekte bir ilişkin olursa, her tartışmada aklın oraya kayarsa onu da bilemem. sonra ağlak yapma bana...
bir kiliseye git. inana inanma, beğen beğenme ama git. yani eğer hiç gitmediysen tabii... isanlar Tanrının evine nasıl saygı gösteriyor, nasıl giyinip süslenip şıkıdık şıkıdık gidiyor bir bak. bu konuda daha fazla yazmamayım, malum hassas konu.
git ulen işte... git... hiçbirşey yapamazsan havaalanının kafesinde oturup tarihçesini yazan tabelayı oku. adı nereden geliyormuş bak.
turla gideceksen seni mutlaka yel değirmenlerine götürür, tahta ayakkabıların yapıldığı biryere sokarlar. "ne yapacam ulan bunları ben" deme. bir tane al kendine. ucuz değiller, para tuzağı... ama al...
git işte... gör insanlar oralara neden göç ediyor. bir market görünce gir peynir falan al. ekmek al. arasına koyup ye. ben beğenmemiştim peynirleri ama tüm dünya beğeniyor, bende acayiplik var herhalde...
en önemlisi insanlara bak. nasıl vakit geçirdiklerine bak. karşılaştır. buralarla karşılaştır. önyargılı olma. aklını açık tut.
Madame Tussauds müzesini bul. bruce wilis ve arnold ile fotoğraf çektir. Atatürkle de çektir. marilyn monroe ile çektirmezsen olmaz. kimbilir benden sonra daha kimler eklenmiştir.
bana da birkaç fotoğraf at. içim burkuldu şimdi...