• 03-12-2023, 13:56:40
    #1
    Mekanik olarak bunu mümkün görüyorum, çok da uzak olmayan bir gelecekte. Peki tıp biliminin de yardımıyla bu biyolojik olarak ne kadar mümkün ve ne zaman olabilir sizce?
  • Kabul Edilen Cevap
    • Merhaba, bir genetikçi olarak bu konuda söz hakkım olduğunu düşünüyorum.
      *Ek olarak eskiden çok dine bağlı olsa da fizikten kopmayan bir insan olarak kendi bakış açımı aktaracağım, hatalarım var ise Allah affetsin.

      "İlk olarak bir konuyu netleştireceğim. Allah'ın yaratıcılık sıfatı yoktan var etmekten gelir. İnsanoğlu bir canlı üretirse bu yoktan var etmek değil, var olan bilgiden yola çıkarak tasarlamak ve birleştirmek olur. Kısacası burada din adamlarının da itiraz etmesi gereken bir yer göremiyorum, dinleri yok saymak için de bir yer göremiyorum. Din adamlarını yaklaşımının hatalı olduğu diğer bir nokta olan evrime de değineceğim ki yorumumu okuyan bir kişi dininde imanında da olsa dinsiz bir kişi de olsa saygı ile okumaya devam edebilsin.."
      Evrim dediğimiz kavram günümüzde çok suistimal edilen bir gerçeklik. Bazıları insan maymundan geldi diyerekten ortaya bir fikir attığında bu fikrin yanlışlığını belirtmek için konuşan din adamlarından evrimin varlığını inkar eden din adamlarına olan bir geçiş görülmekte. Öncelikle insanın maymundan mı geldiği yoksa yaratıldığı mı günümüzde kanıtlanamayacak ve elimizde ek bilgiler olmadıkça üstünde konuşmamız çok anlamsız ve enerji harcatan bir konudur. İnsanoğlunun maymundan gelip gelmediği saçmalığını bir kenara bırakıp evrim nedir diye sorarsak aslında çok daha verimli bir ilerleyişimiz olur.
      İlk olarak yapacağım yorumun daha net anlaşılması için kısa bir bilgi parçacığı vermem gerekli.

      Evrim ve Epigenetik
      Evrime sadece bir türden yeni bir tür oluşumu gözü ile bakmamamız gerekli. Aslına bakarsanız bir canlının genetik bilgisinin herhangi gibi bir etken sonucunda mutasyona uğraması sonucu oluşan değişimlerin eşey ile alakalı bölgeyi etkilemesi ve kalıtımsal olarak aktarılıyor oluşu evrimin birer örneği sayılabilir. Mesela Çinli bilim adamlarının CRISPR kullanarak AIDS olmayacak şekilde tasarladığı dünyaya gelen iki bebek bir tesadüfi mutasyon sonucu da dünyaya gelebilirlerdi(6 milyar insan var ve her an UV ışınları gibi genetik yapıyı bozabilecek etkenler ile yaşıyoruz. Yada kimyasallar...) Bu dünyaya gelen nesil kalıtsal olarak aktarılacak şekilde bir mutasyon ise gelecek nesillerde bu değişiklik devam eder ve eğer seçilim dediğimiz kavrama göre bu kişiler daha yüksek yaşama potansiyeline sahip ise zaman ile üstel olarak daha yüksek bir nüfusa kavuşurlar.(Kolsuz doğma mutasyonu sonucu seleksiyona uğrama riski daha yüksek iken daha iyi düşünebilme yeteneği ile daha yüksek yaşama olasılığı olması gibi.) Sonuç olarak uzun süreçlerde canlılar adına evrim diyelim demeyelim değişimler içerisinde yaşamlarını sürdürürler ki günümüzde bu kadar çok rahatsızlığın olmasının sebebi önceki nesilin kimyasallara ve genetiği değiştirilmiş materyale temasına bağlı olarak yorumlanabilir.

      Epigenetik ise, bir kişinin genlerinin ne şekilde ifade edildiği gibi konuları daha çok ilgilendiren bir konudur. Örnek vermem gerekirse genlerimizin yaklaşık %8 kadarı aktif ve %92 kadarı günümüzde etkisiz sayılan genlerden oluşmakta. Fakat burada metilasyon ve asetilasyon gibi kavramlar karşımıza çıkıyor. Bunlar ise bir genin ifade edilip edilmeyeceğini belirliyor. Bir kişide bir rahatsızlığa sebep olacak bir gen olabilir fakat yaşam tarzı etkisi ile bu gen histon asetilasyonuna hiç uğramayıp hiç gün yüzüne çıkmayabilir ve genetik materyali en iyisi olmasa dahi bakıldığında en sağlıklı görünen birey olabilir ve gelecek nesillere bu aktif genleri daha aktif olması olası olarak aktarabilir. Başka bir durumda da genetik materyali iyi olsa dahi zararlı maddeler kullanmak, kimyasal teması gibi nedenler ile genetik materyali kaliteli olsa dahi ifade edilen genleri daha sorunlu olan bir kişinin sonraki nesle darbe bırakması olası olabilir.

      Kısacası genetik alanı bakıldığından daha geniş kapsamlı düşünülmesi gereken bir alandır.

      Canlı tasarlamak
      İşin etik veyahut dini kısmı ile ilgili herhangi gibi bir yorum yapmayacağım sadece şahsi fikirlerimi öne sürüyorum ve hatalı olduğumu net olarak bildiğiniz bilimsel veyahut dini kısım var ise yüzüme vurun, öğrenmekten mutluluk duyarım.

      Teknolojinin, bilimsel bilginin ve uygulama tecrübesinin yeteri kadar ileri bir noktaya ulaştığı varsayımı ile!
      İnsanoğlu bir varlık üretebilir. Yapay zeka dahi üretilmiş bir varlık ve bunu AGI seviyesine taşırsak günün sonunda insanoğlu ile rekabet edebilen ve hatta bazı yönlerden daha üste çıkabilen bir varlık ile karşı karşıya kalabiliriz. Burada sormamız gereken soru neye canlı diyeceğimiz veyahut demeyeceğimiz. Gidipte bu yapay zekayı bakterilerden oluşturulmuş biyolojik bir bilgisayara yerleştirmemiz elbette olası. Üreme mekanizmasını kurgulamamız da olası fakat bu yaratmak değil, tasarlamak olacaktır. Yapabiliriz yapamayız ayrı konu. Yapabilirsek varsayımı ile ilerliyorum. Diyelim ki insanoğlu tip 4 uygarlık oldu ve tamamen yapıtaşlarından bir canlı üretimi gerçekleştirdi. Bu sizce yaratmak mıdır yoksa insanlığın gelen bu bilgilerini kullanarak tasarlamak ve üretmek midir cevabını sizler verin. Demek istediğimin anlaşıldığını düşünüyorum, saygılar ve sevgiler.

      Dini inancınız olsun olmasın insanoğlunun bir şeyleri tasarlamasının olası olduğunu fakat yaratmasının yani yoktan var etmesinin imkansız olduğunu unutmamanız dileği ile, sağlıcakla kalın. Bir canlı tasarlamak insana nasip olur mu? Bu başka bir günün ve başka bir bilim dalının sorusu. Sağlıcakla.
  • 03-12-2023, 13:58:30
    #2
    Tıp dediğinin geldiği nokta kesip biçmekten ibaret... Daha ötesi kronik yani geçmeyen rahatsızlıklar
  • 03-12-2023, 14:00:08
    #3
    Tüm organlar bir araya gelse de, kalbi de atsa içindeki olmadıktan sonra canlı olmaz.
  • 03-12-2023, 14:00:14
    #4
    doğuruyor insanoğlu zaten. sadece süreyi kısaltabilirler belki
  • 03-12-2023, 14:01:48
    #5
    Aliburaak adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    doğuruyor insanoğlu zaten. sadece süreyi kısaltabilirler belki
    Demek istediğim şey, "tanrı-insan" gibi bir şey olmak.

    Bambaşka bir tür yaratmak varolmamış. Ya da bir köpek yaratmak. Klonlamak yanda başka bir şey değil. Elementlerindem, kimyasına, DNA'sına kadar onu istediğimiz türde yaratmak.
  • 03-12-2023, 14:05:32
    #6
    teknoloji, bilim gerçekten inanılmaz seviyeleri görebilecek potansiyelde belkide arka planda daha ileri teknolojiye sahip devlet-kişiler mevcut fakat sadece filmlerde ki misal göstermiyor kendileri kullanıyor. İlerleyen yıllarda çok muhteşem gelişmeler olacağına inanıyorum. Bundan yüzyıllar sonrasını görebilmeyi çok isterdim.
  • 03-12-2023, 14:08:41
    #7
    mertzafer adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    teknoloji, bilim gerçekten inanılmaz seviyeleri görebilecek potansiyelde belkide arka planda daha ileri teknolojiye sahip devlet-kişiler mevcut fakat sadece filmlerde ki misal göstermiyor kendileri kullanıyor. İlerleyen yıllarda çok muhteşem gelişmeler olacağına inanıyorum. Bundan yüzyıllar sonrasını görebilmeyi çok isterdim.
    Öyle hocam zaten. Teknolojinin en iyisini her zaman devlet kullanır. Gerçi bizim devlet her zaman en kötüsünü kullanıyor. Resmi kurumlarda dahi crackli programlar kullanıldığını görünce şok olmuştum, neyse...

    Ama öyle evet, henüz açıklanmayan birçok teknoloji ve bizim kullanamayacağımız türden teknolojiler devletlerde bulunuyor.
  • 03-12-2023, 14:10:32
    #8
    insan tapınmak için Tanrı yarattıysa, tapınması içinde insanı yeniden yaratabilir.
  • 03-12-2023, 14:30:04
    #9
    "Robot muymuş efenim? Şurası (kalbi) olmadıktan sonra, boş bir hûlya."
    -Arif V 216'dan Zeki Müren