Ben İslamiyet'i iyi bilen, hatim etmiş biri olmadığım için İslamiyet'in doğruları, yanlışları üzerinde doğru veya yanlış gibi net söylemde - tespitte bulunabilecek biri değilim fakat bu konuyu bende tartışmak istiyorum arkadaşlar. Faiz sistemi, yapısı olmadan bir medeniyetin, kültürün gelişebilmesi mümkün değil bir şekilde müslüman toplumlar, uygarlıklar ekonomik olarak tarihin önemli dönemlerinde bu başarıları elde ettilerse ya faizi farklı yorumluyorlardı, ya da İslamiyet'in en güçlü, başarılı dönemlerinde, İslamiyet'e en sadık dönemlerde de insanlar bu günahı göze mi alıyorlardı?
Faiz günümüz dünyasında, devletlerin ve mevzuatların elinde para kazandırabilen bir şey değildir, her zaman için enflasyon ne yazık ki faizden daha fazla kaybettirir fakat faizi sadece bankadan veya tefeciden alınan bir kredi gibi görmemek gerek faiz alışverişin, ticaretin dönebilmesi için yatırım alma, finansal borçlanma zorunluluğudur aynı zamanda. Ticaret yaparken maliyetler nedeniyle her zaman için tek başınıza finansal yeterlilik sağlayamazsınız, haliyle eski çağlarda develerle bir kervanı korunması - taşınan malların güvenli bir şekilde götürülüp belirli kar oranında satılabilmesi için de dışardan borçlanmak gerekecek. Bu durumda para kazanmak için paraya ihtiyacım olduğunda bana borç verecek kişi piyasada bir tekel olan monopol olup keyfe keder %100, %200 gibi keyfine göre bir faiz - kar payı dayatmadığı sürece, ben sen bana paranı ver ticaretimi yapayım işten sonra ben sana aynı miktarda paranı vereceğim dersem bu kul hakkı değil midir?
Faizde risk yok, kaybetme imkanı yok diyen arkadaşlara da katılmıyorum bu arada. Faizdeki kazançta aynı bir ev alıp kiraya vermek gibidir. Ev alıp kiraya vermeninde riskleri vardır yaptığın sözleşme türüne - süresine göre, parayı koyduğun faiz oranı ve o fazin oranının geçerliliğinin de bir riski vardır. 12 aylık %30 oranla paranı faize koyarsın, beklentilerin çok üzerinde bir enflasyon gerçekleşir zaten beklenen orta - yüksek arasındaki enflasyon senaryosunda bile faize koyduğun parayı hiç harcamadan anca az bir miktar kar edebilecekken, birden ciddi anlamda zarar etmiş olursun. Küçük paralardan faizin kralını, acımasızlığını silahlı yarı mafya yarı galerici tefeciler yapar, yapıyor. Bir tek onlar faizden "etik dışı bir oranla para kazanırlar". Onlardan da normal insanlar borçlanamadığı için o riski göze alırlar yada muhtaç olurlar. Onlarda uçuk, etik dışı faiz oranlarını ödemezse biz bir şekilde her türlü kanunsuz, suç fark etmeden bir şekilde paramızı bırakmayız mottosu ile o faizi keyfine - kafasına göre belirlerler.
Güvendiğimiz işlerde, projelerde kaçımız borçlanmayı tercih ederiz kaçımız işimize, projemize birini yatırımcı olarak ortak etmek isteriz. Hüsnü Özyeğin'in güzel bir anısı var. Zamanında kendi bankasını yeni kurduğu zamanlar mı ne. Turkcell'in kurucu ortaklarından - fikir babalarından olan Murat Vargı aynı zamanda Hüsnü Özyeğinin asker arkadaşı, Hüsnü Özyeğin'e gidiyor böyle böyle bir iş yapmak istiyorum bana ortak olur musun diyor. O da Mehmet Emin Karamehmet'in yanında önemli başarılar - gelirler, birikimler elde edip tüm her şeyini satıp banka kurmak için harcamış birikimini. Haliyle diyor ki benim böyle büyük bir yatırım gücüm yok ama istersen benim eski patronum ile tanıştırayım sizi diyor ve Murat Vargı - Mehmet Emin Karamehmet ile birlikte Turkcell'i kuruyorlar ve ne yapıyorlar o proje için bir miktar krediyi Hüsnü Özyeğin'in bankasından kullanıyorlar