• 05-04-2023, 13:24:46
    #1
    Merhaba, iyi forumlar, Türkiye şartlarında sıkça karşılaşılan ve artık normalleştiğini düşündüğüm bir konuya değinmek istiyorum.
    İşçi, çalışan, beyaz yakalı, mavi yakalı vs. her telden çalışanın işi dışında (şunuda yapıver.) şeklinde çalıştırılması. Bu konu hakkında görüşlerinizi ve varsa örnek yaşadığınız olayları paylaşabilirsiniz.
    Bir plaza/ofis çalışanı diyelim ki firmanın satış/pazarlama kısmından sorumlu olsun bu çalışana satış ve pazarlama çerçevesi içinde pek çok görev verilebilir ancak benim dokunmak istediğim kısım daha çok vasıfsız ve alakasız işlerin verilmesi.
  • 05-04-2023, 13:26:34
    #2
    Evlere temizliğe bile götürenler var
  • 05-04-2023, 16:40:03
    #3
    iş tanımı dışında hiçbir işi yapmadım. yapmak durumunda kaldırysam ya beceremiyor gibi davrandım, ya da o işten hayır gelmeyecek şekilde yaptım. 54 yaşındayım ve iş hayatına başladığım üniversite birinci sınıftan beri bu şekilde davrandım. çok zorda kaldığımda "bana bunun için para vermiyorsunuz" dedim. başkasının işini yıkmaya çalıştıklarında "tabii, olur, onun maaşını da bana verecekseniz sorun yok" dedim. tabii zaman zaman problem çıktı ama asla ve asla yapmadım.

    zaman geçti geldik 2020-2023 yıllarına. genç çalışanlar arasında "silent quitting" diye birşey çıktı. benim yaptığımı yapmaya başladılar, en azından tüm dünyada.

    bir işveren çalışan belirli saatler arasında belirli bir iş için "kiralar". antlaşmanın şartları bellidir. Daha fazlası ortaya çıktığında bazısı benim gibi kavga etmeyi göze alır, bazısı o işi yapmaz ve savsaklar, bazısı ise... en tehlikelisidir işveren açısından... fazladan yüklenen iş yükünü "tahsil eder". kırar döker zarar verir. yeri gelir çalar ki aslında çalmıyor, borç tahsilatı yapıyordur. eğer pazarlamacıysa müşterilerini alır başka firmaya gider, satar, kaybettirir.

    İşverenler türkiyede anlamaz ki bir işi görevi olmayan kişiye yüklemek kar değil zarar getirir.

    Ama gelelim ülke şartlarına... mecbursan ne yapacaksın.... işi uzatsan beceriksiz, yapamazsan kaabiliyetsiz olursun. kaliteli ve hacimli iş yapıp para kazanmak yerine insanı sömürerek, domuzdan kıl kopartır gibi ne kopartsam kardır mantığı ile yaşar tük patronlar. çünkü cahil, eğitimsiz köylü ağalarının işe yaramaz çocuklarıdır onlar aslında.

    ben çok azıyla karşılaştım. benim zamanında alternatifler de çoktu. kurumsal yabancı firmalarda -hah, sanki kurumsal olmayan yabancı firma olurmuş gibi- rahat ettim. ama garajda arabayı duvara da vurmuşluğum vardır, bilgisayarları bozup stoktaki ürünlerin paketlerine delik açıp bozulmalarını sağlamışlığım da..... maaş verilir. zamanında yatar. antlaşma baştan yapılır ve bozulmaz. yeniden gözden geçirilebilir ama iki tarafında rızası olmalıdır.

    Hatta işyerinde çalışan diğer insanların aptallıklarıyüzünden bende oluşan kayıpları da tahsil edilecek faturalar kısmına eklerim. bir başkasının açığını ve hatasını asla kapatmadım, mail atıp "bu adamın yüzünden olmuyor, beklemedeyim" diyerek geri çekildim. o adamın işini yapacaksam o adamın parasını da almam gerekir. çünkü el sıkıştığım antlaşmada o koşullar yok.

    ben ölçülü tepki vermeye inanmam. antlaşmayı bir taraf bozup kafama kalem fırlatırsa tankla topla tüfekle girişirim.

    Bu daha çok elindeki bilgi ve yetenek gücüne, yaptığın işin ne kadar önemli olduğuna, sektörde ne kadar tanındığında ilgili birşey. bu tip şeylerin üst düzeylerde olmadığını biliyorum. ama oralara gelene kadar senin bahsettiğin sorunlarla uğraşmışlığım vardır. çok şükür ki az sayıdadır.

    Bu akım yeni yeni yayılıyor. Türkiyedeki gençler arasında da yaygın olduğunu biliyor, duyuyorum. Senin sorununa gelince....

    Ölçülü, kontrollü ve sinirlenmeden önlemler geliştirmelisin. kendini aptal ve beceriksiz göstermeden işin içinden sıyrılmanın nazik ve kibar bir yolunu bulmalısın. öfke ve sinir aklını bulandırır, sağlıklı kurnaz adımlar atmana engel olur.

    Tüm gençlere kolaylıklar diliyorum.
  • 05-04-2023, 23:44:54
    #4
    Hocam iş tanımı dışında bir iş yaparken iş kazası geçirirsen sigorta karşılamıyor.