Önceden kendi dinini islam olarak olarak tanımlayan inançlı biri olarak yapabildiğim tüm ibadetleri (5 vakit namaz, oruç) yaptım. Tabi ki Kuran da okudum. Ancak Türkçe okumak bana daha mantıklı geldiği için ve bildiğim tek dil de bu olduğu için en iyi anlayabileceğim formatın bu olduğunu düşündüm. Okuduğumda genelde bende yarattığı hissiyat bir yöneticinin yapabileceklerinden bahsettiği direktifleri içeren ve kendini övdüğü bir kitaptı. Ama ağırlıkla peygamberin yaşadığı durumlar üzerinden örnekler ve talepler de bulunuyordu. Tabi inançlı biri olarak çocukluğumdan beri bir yaratıcı ve onun elçisi inancı içinde olduğumdan hayranlıkla okuyor aklımdan zıt düşünceler geçirmiyordum.
İnandığım dönemde hemen hemen her inançlı insan gibi inançsız insanlara yani karşıt görüşlere açıklamalar getirip(
şu anki sözler köşkü kanalındakiler gibi
) bunların doğruluğuna da tamamen inanarak konuşuyordum. Şimdi geçmişe dönüp baktığımda tamamen at gözlüğü ile baktığımı anlıyorum. Bence inanmak insanın ruhuna iyi geliyorsa öyle devam etmeli. Ama bunda artık bir huzur bulmuyorsa kendisi için yapabileceği en iyi şey olabilir.