• 05-04-2021, 16:10:57
    #28
    Üyeliği durduruldu
    Meriç ten atlamaya fazla güvenmeyin öle politik politik derseniz sadece bi araba sopa yiyip telefonu parayı kimliği bırakıp sırılsıklam kiremitçisalih te bulursunuz kendinizi Yunan kimin politik olup olmadığını gayet iyi biliyor
  • 05-04-2021, 16:14:50
    #29
    matiyilmaz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Siz zaten bu mücadeleyi hak etmiyorsunuz. Umarım tez zamanda gidersiniz...


    Beylik öncesi dönem[değiştir | kaynağı değiştir]
    Moğol saldırıları sonucu Kayı soyundan Kaya Alp'in oğlu Süleyman Şah, Horasan'dan 50.000 kişi ile Erzincan ve Ahlat yakınlarına 1224 yılında gelerek buraya yerleşmiştir. Yedi yıl sonra[kaynak belirtilmeli] bu boy Fırat Nehri yatağını izleyerek Halep üzerinden Horasan'a dönmek istedi; ancak Caber Kalesi önlerinde Süleyman Şah atıyla suya düşerek öldü. Bu olay, onun emrindeki ailelerin dağılmasına yol açtı. Bazı aiӀeӀer Suriye'de kaldı, bazı aileler ise Anadolu içlerine ilerledi.
    Süleyman Şah'ın dört oğlu vardı; Sungur Tekin, Gündoğdu, Dündar ve Ertuğrul. Bunlardan ilk ikisi Horasan'a döndü, diğer ikisi ise yanlarında yaklaşık 400 aile ile Erzurum civarına gitti ve Sürmeli Çukur Ovası'na yerleşti. Bunlardan bir bölük ise Pasin Ovası'na yerleşti.
    Dündar ve Ertuğrul, emrindeki ailelerӀe batıya ilerlerken iki ordunun savaşına rastladı. Bu iki ordudan güçsüz olarak gördüklerine yardım etmeye karar verdiler. Bu karar onların ileriki yaşamlarını oldukça etkiledi; çünkü güçsüz olup onların yardımıyla savaşı kazanan taraf Anadolu Selçuklu ordusu, düşman ise bir Moğol ordusuydu. Ertuğrul, bu yardımı sayesinde Selçuklu sultanı I. Alaeddin Keykubat ile tanıştı ve onu koruyucu olarak tanıyıp elini öptü. Sultan da ona hediye olarak Domaniç ve Ermeni dağlarını yaylak, Söğüt yakınlarındaki ovayı da kışlak olarak verdi.
    Ertuğrul'un ailesi oraya vardığında Kütahya'nın kuzeyindeki Karacahisar mevkiinde Rumlar yaşıyordu. Ertuğrul bu Rumlar tarafından rahatsız edilince Alaaddin'den sefer için izin istedi ve sefer yapıp bölgeyi aldı. Zafer haberini Eskişehir'de alan I. Alaeddin Keykubat, Eskişehir'in adını "Sultanönü"ye çevirdi ve Ertuğrul Gazi'ye verdi
    Ertuğrul Gazi'nin ise üç oğlu vardı; Osman, Gündüz Bey ve Saru Batu Savcı Bey. Bunlardan en küçüğü olan Osman, 1258 yılında doğdu. Bizans tekfurlarına karşı seferlerde bulundu ve bir savaşçı olarak nam saldı.
    Beyliğin kuruluşu ve genişlemesi[değiştir | kaynağı değiştir]
    Osman Gazi[değiştir | kaynağı değiştir]
    Ana madde: Osman Gazi
    Osman Gazi öldüğünde beyliğin durumu. (1326)


    Babasının ölümü üzerine 1281'de aşiretin başına geçen Osman Gazi, 1284'te Bizanslılara ait olan Kulaca Hisar'ı ele geçirdi. İlerleyen yıllarda fetihlerine devam etti; 1288'de Karacahisar'ı, 1298'de Bilecik'i fethetti. 1299'da, III. Alaeddin Keykubad'ın kaçmak zorunda kalması ile Anadolu Selçuklu Devleti yöneticisiz kaldı. Bunun üzerine aynı yıl bağımsızlığını ilan etti. (Bu tarih, birçok tarihçi tarafından beyliğin kuruluşu olarak nitelendirildi fakat Halil İnalcık, kuruluşun 1302 yılında gerçekleşen Koyunhisar Muharebesi ile gerçekleştiğini öne sürdü.[1]) 1301'de Yenişehir'i ele geçirdi ve 1302'de Bizans ile yapılan ilk silahlı çarpışma olarak bilinen Koyunhisar Muharebesi'ni kazandı.[2] 1321'de Mudanya ele geçirildi; 1326'da, Bursa Kuşatması sırasında öldü. Şehir, vefatından sonra fethedildi. Yerine, oğlu Orhan Bey geçti.
    Osman Gazi, Anadolu'da faaliyet gösteren meslek teşkilatı Ahiler'in desteğini aldı ve teşkilatın lideri Şeyh Edebali'nin kızı ile evlendi. Ayrıca diğer Türk beylikleri ile mücadeleden kaçındı ve sınırlarını Bizans toprakları yönünde genişletti.
    Beylikten devlete geçiş ve kurumsallaşma[değiştir | kaynağı değiştir]
    Orhan Gazi[değiştir | kaynağı değiştir]
    Ana madde: Orhan Gazi
    Orhan Gazi, beyliğin başına geçmeden önce Yarhisar tekfurunun kızı Holofira ile evlendi; 1326'da babasının ölümü ile beyliğin başına geçti ve aynı yıl Bursa'yı fethederek başkent yaptı. İlerleyen yıllarda İznik'i kuşattı fakat Bizans İmparatoru III. Andronikos'un karşı saldırıya geçmesi üzerine kuşatmayı kaldırdı. İki taraf, 1329'da Maltepe Muharebesi'nde karşılaştı; savaşın kazananı Osmanlılar oldu ve böylece Kocaeli Yarımadası'nın fethi tamamlanarak Bizans'ın Anadolu toprakları ile bağlantısı kesildi. 1331'de İznik, 1337'de İzmit ele geçirildi. 1345 yılına gelindiğinde Karesioğulları Beyliği, Osmanlı topraklarına katıldı.[3] Beyliğin alınması ile Anadolu Türk siyasi birliğinin sağlanması yolundaki ilk adım atıldı ve Osmanlı, Karesioğulları'nın donanmasından yararlandı. Ayrıca beyliğin konumu sayesinde Rumeli'ye geçiş kolaylaştı. Orhan Gazi, 1346'da İoannis Kantakuzenos'un kızı ile evlendi ve 1347'de Bizans tahtına geçmesini sağladı. Bizans'a, Balkan devletleri ile yaptığı savaşlarda asker yardımında bulundu. Yardımların karşılığı olarak kendisine 1353'te Gelibolu Yarımadası'ndaki Çimpe Kalesi verildi. Böylece Osmanlılar, Rumeli'deki ilk topraklarını kazandılar.
    Orhan Gazi, beyliği devlet haline getirdi ve teşkilatlanma çalışmalarına önem verdi. Saltanatı sırasında, ilk Osmanlı medresesini İznik'te açtı; yaya ve müsellem ordusunu kurdu. İlk Divan'ı topladı ve vezirlik makamını oluşturdu. İlk kadı ve subaşı atamalarını yaptı. 1362'da vefat etmesinin üzerine, tahta I. Murad geçti.


    Devamı; https://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl...9F_d%C3%B6nemi
    Almanyadan mücadeleyi desteklediğiniz için çok teşekkürler siz de olmasanız milliyetçi kalmayacak şu dünyada ülkenizi savunabilmek için almanyaya gitmeniz takdire şayan
  • 05-04-2021, 16:15:58
    #30
    Bu cevap, konu sahibi tarafından kabul edilebilir bir cevap olarak işaretlendi.
    suriyelilerin ne işi var ülkemizde değil mi. aç kalırım yine terk etmem.
  • 05-04-2021, 16:25:25
    #31
    Ülke belki ekonomik şartlarda iyi değil hiçbir siyasi partiyi tutmuyorumda savunmuyorumda, genç kardeşimizsin Allah yolunu bahtını açık etsin ama benden sana abi tavsiyesi öğrenebildiğin kadar her işi öğren benim yaşım 23 kendi iş yerim var ortak elektronik üzerine ayritten grafik tasarımcıyım akşamları eve gidince freelencer olarak tasarım işleri yapıyorum grafik tasarım mesleğim olmasa ek gelirim olamazdı o yüzden çalışıp bişeyler edinip bunu düşünmeni tavsiye ederim, günümüzde herkes rahat para nasıl kazanırım diye düşündüğü içinde biraz bu haldeyiz benim kuzenim var 18 yaşında evde yatıyor bitcoin ile zengin olmanın hayalini düşünüyor yattığı yerden sanal para işlerini kovalıyor, hakkında hayırlısı neyse o olsun kardeşim
  • 05-04-2021, 16:29:55
    #32
    Bu yaşta bunu düşünmen baya saçma geldi, sinema yapıyorsun gibi.
    Sıfırdan nasıl gidebilirim diyorsun yani parasiz gidiceksin. Tamam gittin, iş bulman lazım komi olursun anca. Tamam komi oldun aldın maaş ee ev kiraları var ? Ev kiraları da maaşına göre yüksek. Yemek var, yemekler de pahalı habire abur cubur yigceksin. Para kalmadı ? İki ise girsen de aynı olucak. Bence çok saçma yani. Yurtdışına giden otomatik zengin oluyor gibi konuşmuşun. Sıfırdan gidiceksin para yok bir şey yok. Şimdi diceksin ki calisicam orda, e kardeşim aynı çalışma hayatını burda sürdür? Çok gitmek istiyorsan da okulunu adam gibi oku. Sende iş bulabilicrk bir bölüm seç ? Çok heveslisin madem doktorluk oku ? Polis ol ? Hadi onları da geçtim yine çok gitmek istiyorsun bari böyle boş yazip sıfırdan gitmek istiyorum deme yanı. Git çalış biriktir öyle git. Allah akıl fikir versin ne diyeyim,
  • 05-04-2021, 16:33:11
    #33
    Asıl soru şu:
    Ben kimim, neyim, gideceğim ülke bana neyi niye versin?

    - kalifiye misin, uzmanlığın var mı, kağıt üzerinde ispatlayabiliyor musun?
    - Türkiye’de herhangi bir alanda o alanın ilk 20 kişisinden biri misin?
    Veya yatırım olarak yanına alabileceğin 250-500 bin Euro var mı?
    Bu üç sorudan birine evet diyorsan yurt dışında gittiğin ülkede seninle aynı şartlara sahip olan o ülkenin vatandaşı olmadığın içim dil ve yabancı düşmanlığı dışında sorun yaşamazsın fakat bu ikisi bile bıktırıcı olabilir.

    eğer üçü de değilsen, yazık ki durumların Türkiye’dekinden iyi olma ihtimali düşük.

    ben bundan 10 yıl kadar önce dönercide paspas yapmak zorunda kalan, bulaşık yıkayan mimar mühendislerimizi görmek ağırıma gittiği için çeşitli platformlarda ilanlar yayınlayıp iş bulmalarına yardımcı olmuştum. Dolayısıyla şartları ve yaşananları yakından takip etme imkanım oldu.
    Moralinizi bozmak istemiyorum, denemeyin de demiyorum ama gemileri yakmayın, muhtemelen 6-12 ay içinde o geminin lazım olma ihtimali mevcut.

    şimdi bana beğenmiyorsan dön diyenler çıkmadan belirteyim, anlattıklarım senin için geçerli benim için değil. Ben daha Suriyeliler gelmeden 20 sene önce (yabancıların kötü karşılanmadığı günlerde) geldim, dil öğrendim, yabancı firmalarda üst düzey görevlerde çalıştım. Keşke şartlar senin için de aynı olsa, hepiniz gelseniz, şu Avrupa’nın tadı daha başka okurdu.

    Ben tüm bu tecrübeme rağmen yaşadığım güncel problemlerden birkaç örnek vereyim. Pasif yabancı düşmanlığı nedir fikir versin.

    - 4 katlı bir binanın 3. Katında oturuyorum. Apartmandaki Daire sayısında otopark ve bisiklet parkı var. Karşı komşum (Alman) ek ücret ödemeden parkı kullanabildiği halde ben kullanamıyorum. Kira sözleşmemizde yer almıyor, kullandırmak bina sahibinin insiyatifinde ve adam yabancılara parkı kullandırmıyor.

    - Giriş katta oturan bir Alman diğer bir Türk komşudan dert yanarken bana (Almanca seviyem sebebiyle benim Türk olmadığımı düşünerek) lanet Türkler diye bahsediyor. Sonra ben adama Türk olduğumu söylüyorum, o günden beri konuşmuyoruz.
    - Kendisini yabancı dostu olarak tanımlayan bir başka komşum “patronuna söyle bana da iş versin, ben seninki gibi bir araba istemiyorum, maaşım 250beygir bir araba almaya yeterli olsa fazlasını istemem” diyor. Yani arabam adamı rahatsız ediyor çünkü o bir Alman ve ben bir Türküm, iyi arabalara binmemem lazım.

    Bu tür gündelik sorunları yurtdışına çıkıp, oturumu vatandaşlığı alıp, dili öğrenip 20 yıl yaşadıktan sonra bile yaşayacaksın. Dili iyi konuşamazsan, iş bulamazsan, bir sorunun olursa 1 Euro için ölecek olsan kimse çıkarıp vermeyecek.

    Bunları göze alan herkes gelmeye çalışsın.
    Çoğalalım, alman, İngiliz, Fransız ile yaşayacağımıza Türklerle yaşayalım, hoşumuza gider.
  • 05-04-2021, 17:26:08
    #34
    RedlineModa adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bu yaşta bunu düşünmen baya saçma geldi, sinema yapıyorsun gibi.
    Sıfırdan nasıl gidebilirim diyorsun yani parasiz gidiceksin. Tamam gittin, iş bulman lazım komi olursun anca. Tamam komi oldun aldın maaş ee ev kiraları var ? Ev kiraları da maaşına göre yüksek. Yemek var, yemekler de pahalı habire abur cubur yigceksin. Para kalmadı ? İki ise girsen de aynı olucak. Bence çok saçma yani. Yurtdışına giden otomatik zengin oluyor gibi konuşmuşun. Sıfırdan gidiceksin para yok bir şey yok. Şimdi diceksin ki calisicam orda, e kardeşim aynı çalışma hayatını burda sürdür? Çok gitmek istiyorsan da okulunu adam gibi oku. Sende iş bulabilicrk bir bölüm seç ? Çok heveslisin madem doktorluk oku ? Polis ol ? Hadi onları da geçtim yine çok gitmek istiyorsun bari böyle boş yazip sıfırdan gitmek istiyorum deme yanı. Git çalış biriktir öyle git. Allah akıl fikir versin ne diyeyim,
    Katılıyorum,sınırı geçince otomatik zengin olunuyor algısı var.
  • 05-04-2021, 17:31:36
    #35
    linç yemezsin aksine desteklememiz lazım
  • 05-04-2021, 17:36:34
    #36
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    ademakcan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Katılıyorum,sınırı geçince otomatik zengin olunuyor algısı var.
    Konu zengin olmak değil emin olun. Ben 23 yaşındayım, zengin olmak bir tarafa dün aldığım bir şeyin bugün fiyatının artmaması bile çok istediğim bir şey. Veya liyakatsiz insanların beni yönetmediğini bilmek, kullandığım paranın her an değersizleşmediğini görmek.. Emin olun bunlar bile çok büyük zenginlik biz gençler için.