• 30-11-2020, 01:29:55
    #1
    Merhaba,
    Öncelikle forumda beni tanıyanlar var. Aylar önce burada Barış Manço ve Mabel Matiz taklitlerimin kaydını atmıştım. Bunların dışında yaklaşık +40 ünlünün ses taklidini birebir yapabiliyorum, elbette bazılarını karikatürize ederek (örneklendirmem gerekirse Cem Adrian, Tarkan, Çelik, Cem Karaca, Ferdi Tayfur, Orhan Gencebay, Bülent Ersoy, Cem Yılmaz'ın Arif karakterindeki konuşması vs.). Ayrıca bir de kendi sesimden şarkı söyleyip kaydını paylaşmıştım, aylar sonra sağolsun @Bip; hocamız bu ses forumdan kimindi diye konusunu açmış ki bu beni inanın mutlu etti. Neyse konu bu değil, şimdi biraz kendimden bahsetmeden önce gerilere gidip oralardan alacağım. Ancak konuya cevap yazarken bu ilk mesajı alıntılamamanızı rica edeceğim, çünkü bir süre sonra konu içeriğini kaldırabilirim.

    Çocukluğumda, yani bayağı bayağı çocukken (2-3 yaşlarında) televizyonda Tarkan'ın şarkısına eşlik etmeye çalıştığımı söyler anneannemler. İlkokul zamanlarında diğer çocuklar gibi işte ne bileyim polis olacağım, pilot olacağım, doktor olacağım demek yerine sanatçı (şarkıcı) olcam ben diye dolaşıyordum ortalıkta. Bu kadar boş yapmak yettiğine göre devam edeyim. Lise, üniversite, yüksek lisans derken şu an reel sektör anlamında yaklaşık 6 aydır fiilen maaşlı bir işte çalışıyorum ve işimden memnuniyetsiz de değilim. Öte yandan gerek okurken, gerek okul sonrası işe başlayana dek boş geçen dönemlerimde kendimi freelancer alanlarda geliştirdim. Internetten para kazanmanın da çoğu inceliğine hakim, vakıf durumdayım. İşsiz kalsam kendimi çevirecek kadar kazanabileceğimi de biliyorum. Daha önce yaptım. Anlayacağınız, hem mesleğim konusunda aldığım eğitimlerin hem de bilişim merakımın ve alaylı olarak uzmanlaşmışlığımın konu başlığında yazdığım ibarelerle bir alakası yok evet. Farkındayım.

    Şimdi aramızdaki birçok kardeşimiz işsizlikle, geçim sıkıntısıyla, 3-5 lira kazanmakla boğuşurken “Hayat mı beğenmiyorsun lan?” diye serzenişte bulunabilir. Haklılar Ancak herkesin yükü kendine ağır, herkesin derdi kendine fazla. Ara ara keşke bir şekilde tiyatro eğitimi alsaydım diyorum, çünkü bu konuda yeteneğimin fışkırdığını biliyorum. Seslendirme ve taklit konusunda geliştirdiğim yeteneğime ve sektöre baktığımda seslendirme sanatçılarının %90'ının tiyatro kökenli olmasını birlikte değerlendirdiğimde; evet durum böyle. Ama alaylı olarak da bir şeyler yapabileceğimi düşünüyorum, bazen içimi bu konuda çeşitli hevesler kaplıyor. Şöyle ki; ben çocukken popstar, ve şu an adını hatırlayamadığım yine yetenek sergilenen yarışmalar popülerdi, devamı Acun'un “Yetenek Sizsiniz Türkiye”, “O Ses Türkiye” gibi yarışmalarıyla geldi ancak şöyle de bir değişkenlik oldu; artık sosyal medyadan yardırarak kitlelere ulaşabiliyorsun. Bu bağlamda, bu yıl içerisinde bir iki dostumla (şehir dışındalar) bir araya gelerek kaliteli videolar çekip YouTube kanalı kurmayı düşünmüştüm. Koronavirüs belası çıktı başımıza, pandemi süreci derken 2020 de elimizde kaldı ve ben yine bunu içime attım. YouTube kanalı üzerinden yürümek de mantıklı mı bilmiyorum, sonuçta ben öyle kıl tüy challenge yaparak, değişik değişik davranarak ünlü olmayı hedefleyen birisi değilim. Böyle bir şey yapmam durumunda taklit üzerinden yürüyeceğim ki bu alanın üstadları Ata Demirer'in, İsmail Baki'nin de popülaritesi ortada. Bunları düşününce bir yanım kararsız kalıyor. Ama diğer yanım ile de daha fazla ömrümden geçmeden, yapmak istiyorum içimden gelenleri.

    Yaşım 30 oldu. Bana bu konuda zamanın verdiği geç kalmışlık hissine karşı motivasyon sağlayan en büyük etmenlerden biri rahmetli Huysuz Virjin (Seyfi Dursunoğlu)'in hayatı. 18 yıl memurluk yaptıktan sonra sahnelere çıkmış adam? Diyorum en kötü gençliği yakarım böyle sıradanlıklarda, sonra aşarım kendimi.. Ama; öte yandan da zamanın aleyhimize işleyen bir lanet olduğu gerçekliğinin de bilincinde olmak üzüyor.

    Genelleme yapmamakla ve tırnağıyla kazıyarak zorluklardan gelen tiyatrocuları, müzisyenleri vs. tenzih etmekle beraber; birçok bu alanda çalışan insanın ailesinde de var bir sanat eğilimi. Örneğin çocuk oyuncu olarak başlayıp şu an ünlü olan çoğu insan ailesi sayesinde bu noktada. Bana ailem ne müzisyenlik, ne taklit yeteneğim ne de oyunculuk konusunda en ufak bir destekte bulunmadı. Hep “Önce al o diplomanı, sonra istediğini yaparsın.” klasik geçiştirmesiyle geldim bugünlere. Okul bitti, çeşitli telaşeler derken şu anda da işe başlamış durumda devam ediyorum. Tekrar söylüyorum; işimden, ilgi alanlarımdan, bilgimden şikâyetçi değilim. Ama içimde ukte kalan oldu bu ve her düşündüğümde de “Hâlâ geç değil oğlum!” diyorum kendime. Bilemiyorum Altan, bilemiyorum...

    Siz ne düşünüyorsunuz arkadaşlar? Yorumlarınız benim için önemli.
  • 30-11-2020, 01:33:55
    #2
    Taklit işinin ekmeğini yiyen Acun abisinin de katkılarıyla yedi ama, bu tarz bir gücü arkanıza alabilecekseniz neden olmasın.
  • 30-11-2020, 01:35:17
    #3
    GDerin adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Taklit işinin ekmeğini yiyen Acun abisinin de katkılarıyla yedi ama, bu tarz bir gücü arkanıza alabilecekseniz neden olmasın.
    Sefa Doğanay'dan bahsediyorsunuz sanırım İşte hocam biraz medya sektöründe öyle şeyler var. Benim kimsem yok oralarda..
  • 30-11-2020, 01:35:58
    #4
    İnancınızı kaybetmeyin hocam hiçbir şey için geç değil nedense aklıma direkt bu video geldi


    https://www.youtube.com/watch?v=ttRpBBF5q_E
  • 30-11-2020, 01:39:00
    #5
    istile adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İnancınızı kaybetmeyin hocam hiçbir şey için geç değil nedense aklıma direkt bu video geldi


    https://www.youtube.com/watch?v=ttRpBBF5q_E
    Teşekkür ederim. Sadece inanç meselesi değil hocam, şu anki işim ve mesleğimin ciddiyeti ve bilişim sektöründeki deneyimim de dahil olmak üzere tamamen alakasız bir alan. Çevrem sıfır. Her şeye, gelirime, hayatıma bir çizgi çekip baştan başlamak gibi bir şey. Yaşını almış bir adamın, yeni doğmuş bir bebek edasıyla başlaması gereken bir yol adeta.
  • 30-11-2020, 01:52:53
    #6
    O parçanızı hâlâ dinliyorum ara ara, tekrar ağzınıza sağlık.

    Yetenekten yana şüphem yok ancak günümüze baktığım vakit ne yazıkki insanlar emeğinin karşılığını alamıyor. Çoğu kişi kendimize yakıştıramayacağımız tarzda hareketler sergileyerek ünlü oluyor, ben onlara sanatçı olarak değil tanınmış kişi olarak bakıyorum. Emeklerinizin boşa gitmesinden korkuyorum sadece. Bu yola girecekseniz gerçekten de çok iyi bir planlama yapmalısınız. Yapmanızı isterim.
  • 30-11-2020, 01:56:58
    #7
    Bip adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    O parçanızı hâlâ dinliyorum ara ara, tekrar ağzınıza sağlık.

    Yetenekten yana şüphem yok ancak günümüze baktığım vakit ne yazıkki insanlar emeğinin karşılığını alamıyor. Çoğu kişi kendimize yakıştıramayacağımız tarzda hareketler sergileyerek ünlü oluyor, ben onlara sanatçı olarak değil tanınmış kişi olarak bakıyorum. Emeklerinizin boşa gitmesinden korkuyorum sadece. Bu yola girecekseniz gerçekten de çok iyi bir planlama yapmalısınız. Yapmanızı isterim.
    Öncelikle teşekkür ederim.

    İşim gücüm yerindeyken açıkçası direkt atılmak istemiyorum hocam, R10 gibi bir mecranın üyesi olarak sosyal medyanın nasıl manipüle edilebildiğini biliyorum. Gerekirse sosyal medya ticaretlerinden çok sağlam destek alabilecek güce erişmiş bir maddi birikim yapıp, ayaklarımı sağlam basarak girmek için sabretmeyi planlıyorum. Bu sırada biraz daha yiyecek içim içimi ama olsun. Dediğim gibi Seyfi Dursunoğlu'nu düşünüyorum, 18 yıl memurluk yapmış

    Bir de belki, bir umut, o vakte kadar güzel ülkemde bazı şeyler değişir. Sanata karşı verilen değer, gösterilen saygı artar, salgın falan da biter...
  • 30-11-2020, 03:15:24
    #8
    Sosyal medya ve youtube gibi platformları kullanmadan işinizin en azından oyunculuk için güç olduğunu söyleyebilirim hocam.
    oyuncu olmak istiyorum derseniz;
    - Eğitim şart hatta ve hatta kaliteli bir eğitim şart
    - Menajer şart. Ama iyi bir menajer için ya deneyim ya da çevre şart.
    - Ajanslarla ilerleyeyim biraz showreel yapayım desen daha sonra yönetmenler bu figürasyondan gelmeymiş bunu niye oyuncu olarak seçeyim gibi bir tavra giriyor. Hadi şansın yaver gitti bir auditiona giriyorsun yönetmenin biri beğeniyor seni tam sözleşme imzalanacak bir bakıyorsun dizinin Cast direktörü değişiyor, ona iphone 11 gibi pahalı bir hediye almazsan işine taş koyar diyorlar “ya beni yönetmen beğenmiş o kim” diyorsun sonra bir daha yönetmene ulaşamıyorsun vs.. demem o ki paranız yoksa hiç bulaşmayın. Para yoksa farklı ödeme şekilleriyle bir noktaya gelenler var (şu an Türkiye’nin en iyi jönleri de var aralarında) Ki onu da yakıştırmayacaksınız. Ben tırnaklarımla kazıyarak gelirim bir noktaya derseniz yıllarınızı heba edersiniz sonunda geriye dönüp yıllarınıza yanarsınız. Ha paranız yoksa ve illa girecem diyorsanız sosyal medyayı arkanıza alıp bir miktar tanınmadan girmeyin. Bana kalırsa komple girmeyin de neyse Umarım yolunuz açık olur, set arkası önü yıllarını veren, her türlü halini gören biri olarak karamsar yazdım ama kusura bakmayın artık
  • 30-11-2020, 03:36:03
    #9
    umutakgul adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sosyal medya ve youtube gibi platformları kullanmadan işinizin en azından oyunculuk için güç olduğunu söyleyebilirim hocam.
    oyuncu olmak istiyorum derseniz;
    - Eğitim şart hatta ve hatta kaliteli bir eğitim şart
    - Menajer şart. Ama iyi bir menajer için ya deneyim ya da çevre şart.
    - Ajanslarla ilerleyeyim biraz showreel yapayım desen daha sonra yönetmenler bu figürasyondan gelmeymiş bunu niye oyuncu olarak seçeyim gibi bir tavra giriyor. Hadi şansın yaver gitti bir auditiona giriyorsun yönetmenin biri beğeniyor seni tam sözleşme imzalanacak bir bakıyorsun dizinin Cast direktörü değişiyor, ona iphone 11 gibi pahalı bir hediye almazsan işine taş koyar diyorlar “ya beni yönetmen beğenmiş o kim” diyorsun sonra bir daha yönetmene ulaşamıyorsun vs.. demem o ki paranız yoksa hiç bulaşmayın. Para yoksa farklı ödeme şekilleriyle bir noktaya gelenler var (şu an Türkiye’nin en iyi jönleri de var aralarında) Ki onu da yakıştırmayacaksınız. Ben tırnaklarımla kazıyarak gelirim bir noktaya derseniz yıllarınızı heba edersiniz sonunda geriye dönüp yıllarınıza yanarsınız. Ha paranız yoksa ve illa girecem diyorsanız sosyal medyayı arkanıza alıp bir miktar tanınmadan girmeyin. Bana kalırsa komple girmeyin de neyse Umarım yolunuz açık olur, set arkası önü yıllarını veren, her türlü halini gören biri olarak karamsar yazdım ama kusura bakmayın artık
    Sizin gibi işin içerisinde değilim ancak bu tip durumların gayet bilincindeyim. Bu yüzden artık eskisi gibi televizyonlara çıkmak için şansa ihtiyaç duymak yerine sosyal medya üzerinden ilerlenebiliyor. Eskiden Türkiye şanslar ülkesiyken şimdi bir umut, bu sayede herkes kendi şansını kendi yaratabiliyor. Ama ilerisi için hayal ettiğim sistemde de yine “para”nın önemi yatsınamaz. Sosyal medyadan reklamlarla vs. yardırmak için de para ve bütçe gerekiyor.

    Verdiğiniz, anlattığınız örnekler gerçekten iğrenç. Güzel ülkemin her alanında olduğu gibi liyakatsizlik bu alanda da alıp başını gitmiş. Sanata ve sanatçıya değer verilmediğinin, durumun vehametinin farkındayım. Zaten sadece mutlu olacağım şeyler bunlar. Yoksa işim gücüm yerindeyken, direkt maceraya atılmayı düşünmüyorum hele böyle bir ortamda (her anlamda) ancak biraz içimi dökmek ve fikirlerinizi de almak istedim. Yaşımı düşünürsek 18-19 yaşlarında bir başlangıç yapmış insanlara göre gerideyim ve bu bir bayrak yarışıysa dediğiniz gibi adil olmayan düzende öne çıkmam olanaksız görünüyor.