Bilinçlenmek adına faydası olacağına inandığım bir şekilde paylaşmak istiyorum.
Öncelikle ben kimim?
Yıllardır üzerimde bir sistem odası sevdası var. Bu sevda için vaktiyle hosting işi de yaptım. Gençliğin verdiği acemilikle o zamanlar yanlış düşündüğüm, yanlış yorumladığım konular elbette oldu.
Şimdilerde ise HP, Dell, Lenovo gibi Gartner Magic Quadrant'ta yer alan üreticilerle doğrudan masaya oturuyor, kurumsal ihtiyaçlar için Türkiye'nin önde gelen firmalarına uzmanlığım olan kategorilerde talepleri oldukça destek olmaya çalışıyorum.
Haliyle küçükten büyüğe farklı ölçeklerde müşterilere dokunduğunuzda, zaman içerisinde hem doğruyu hem yanlışı görüyorsunuz.
İnsanlar olarak çoğu zaman fikrin kendisinden ziyade, fikir sahibinin kim olduğuna bakıyoruz. Ben de bu nedenle burada mümkün olduğunca kişileri değil, gördüğüm teknik ve ticari gerçekleri paylaşmak istiyorum.
Türkiye'deki hosting sektörü hakkında genelleme yaparak bir şey söylemeyi şu aşamada doğru bulmuyorum. Ancak bazı fiyatları gördüğümde ister istemez şu soruyu soruyorum:
8 GB RAM'li bir VDS 200-400 TL'ye nasıl satılabiliyor? (Ürünler neden ucuz?)
Çünkü işin içerisinde sadece RAM yok.
CPU, disk, storage, network, elektrik, soğutma, datacenter, personel, lisans, yedeklilik, backup, donanım amortismanı ve teknik destek gibi onlarca maliyet var.
Üstelik VMware/Broadcom tarafındaki güncel lisanslama modeli de artık eskiye göre ciddi bir maliyet kalemi.
Bir de donanım tarafı var.
EPYC işlemcili, 512 GB RAM'li, 6xNVME Diskli GB kurumsal sınıf SSD/NVMe diskli sıfır bir sunucunun maliyetini bugün kabaca hesapladığınızda proje fiyatında yüzbinlerce dolar gibi değerlere geldiğini görebilirsiniz.
Üstelik 960 GB NVME SSD, sadece "960 GB NVME SSD" değildir.
Enterprise SSD ile son kullanıcı bilgisayarına takılan SSD arasında ciddi farklar var. TBW, DWPD, güç kaybı koruması, sürekli yazma performansı, firmware, garanti ve üretici desteği gibi detaylar üretim ortamında önem kazanıyor.
Piyasada maliyeti düşürmek için son kullanıcı bilgisayarları için üretilmiş SSD'lerin sunucu altyapılarında kullanıldığı örneklerle de karşılaşabiliyoruz.
İsimlerini bildiğim halde etik olmayacağı için firma ismi vermeyeceğim.
Şimdi burada "ucuz VDS satan herkes kötü hizmet veriyor" demiyorum.
Ama bu fiyatın nasıl mümkün olduğunu sormak gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü maliyet düşürmenin bir yolu donanımdan, bir yolu lisanslardan, bir yolu kaynakların kullanım şeklinden, bir yolu da yedeklilikten kısmaktır.
Örneğin iki fiziksel sunucunuz olması bile tek başına yüksek erişilebilirlik anlamına gelmez.
İki sunucu aynı storage'a bağlıysa storage tek hata noktası olabilir. Aynı network altyapısına bağlıysa switch olabilir. Aynı enerji altyapısına bağlıysa yine başka bir noktada sistem tekilleşebilir.
Benzer şekilde "backup alıyoruz" demek de tek başına yeterli değil.
Backup nerede?
Ana sistem tamamen kaybolursa kaç saatte ayağa kaldırılabiliyor?
RPO ve RTO nedir?
Disaster Recovery var mı?
Bunlar bence hosting hizmeti alırken fiyat kadar sorulması gereken şeyler.
Çünkü bugün sisteminiz çalışıyor olabilir.
Ama bir gün diskiniz bozulduğunda, storage gittiğinde veya yanlışlıkla veriler silindiğinde asıl hizmeti görürsünüz.
Ve burada kendinize şu soruyu sormanız gerekiyor:
Projem kaç saat kapalı kalabilir?
Bir saat?
Bir gün?
Üç gün?
Peki ya tamamen kaybolursa?
Yıllarca emek verdiğiniz, belki de hayatınızın önemli bir bölümünü verdiğiniz bir projenin birkaç yüz liralık aylık tasarruf uğruna riske atılması sizce mantıklı mı?
Bence hosting seçerken sadece "8 GB RAM kaç TL?" diye bakmamak gerekiyor.
Hangi sunucu?
Hangi CPU?
Hangi disk?
Hangi storage mimarisi?
Hangi lisans?
Kaynaklar nasıl tahsis ediliyor?
Backup nerede?
Restore testi yapılıyor mu?
Disaster Recovery var mı?
Bir sunucu kaybolursa ne oluyor?
Storage kaybolursa ne oluyor?
Bunları sormak gerekiyor.
Sonrasında Türkiye'de eski donanımla, daha düşük maliyetle hizmet veren bir altyapıyı mı; yoksa güncel donanım, doğru lisanslama ve daha güçlü yedeklilik sunan bir altyapıyı mı tercih edeceğinize karar verebilirsiniz.
Çünkü aslında satın aldığınız şey sadece RAM, CPU veya disk değil.
Bir risk profili satın alıyorsunuz.
Ve bence ucuz olan hizmetin maliyetini, sorun çıkmadan önce değil; sorun çıktığında hesaplamak gerekiyor.
Çünkü iyi altyapı, her şey çalışırken kendisini pek belli etmez.
Asıl değerini işler ters gittiğinde gösterir.
Son bir not: Sadece donanımın, lisansın, yedekliliğin, teknik emeğin ve en önemlisi verinin değerinin birkaç kahve parasına indirgenebildiği bir sektörde, yıllardır bu işin içinde olan biri olarak farkında olmayan insanların fark etmesi ve belki de okuyan bazı firmaların hak ettiği fiyatları getirmesi için yazdım. emeğe ve altyapıya biraz saygıyı hatırlatmak istedim.
Hosting Altyapısında Fiyatın Ötesine Bakmak
1
●218
- 16-09-2026, 22:54:23Bu dediklerinize büyük firmalar hariç kimse bakmıyor. Herkes günü kurtarmanın ve kısayoldan para kazanma derdin de.
Sizin bahsettiklerinizi kaile alacak kişiler uzun soluklu proje ve iş düşünen insanlar.
Kitle bunu istediği için düşük kalite hosting hizmeti veriliyor. Akıl var mantık var gofret parasına hostingmi olur ?
Kimisi ucuz doamin ucuz hostingle site kurup sonra piyasaya hazır kurulu gelirl site diye satılıyor.
Kimisi de " hele ben siteyi kurayım da büyürse hostingi büyütürüm" diye düşünüyor.
Bir müşterim vardı (Türkiyeli). Avrupada bir projesi var. Proje büyük ama çok para harcamak istemiyor. Önce basitten yapalım bir çalıştıralım tutarsa zaten daha güzelini yaparız diyor.
Detaylıca anlattım basit deneme sürümünden vazgeçti tam kapsamlı yapıldı. Özetle Reno tx le ralli yarışına girecek yarışı kazanırsa ferrari alacak onunla yarışa girecek.
Türkiye insanı çoğunlukla para harcamadan para kazanma derdi.