• 01-11-2009, 23:25:05
    #1
    R10'da da aşk konuları alıp başını gitmişken buraya da yazayım dedim.

    Bu aralar herkes aşktan müzdarip, her kelam aşktan dem vuruyor. Sanırım bu yüzden kendimde bu konuda yazmaya dair üç beş, ha geçti ha geçecek, heves buldum.

    Sıkı durun yazıyorum. Ekranınızı ve koltuklarınızı dik tutun.

    Gözüme en çok batan şey, ampullerde “Sevgilim yok” ibaresinin yanar döner bir halde vuku bulması. Girilen ortamlarda müsait an yakalanınca (Genellikle bir potansiyel sevgili adayı ya da aday bulabilecek adayların varlığı durumunda görülür.) ampülün kırılıp içinin bir güzel dökülmesi.

    Bundan yarım aklımla yaptığım çıkarım şu ki; “bir sevgili” insanın elzem ihtiyaçlarından biri. Hal böyle olunca da sevgiyi ve sevgisinin sevileceği sevgiliyi aramak icap etse gerek. Bu durumda da ilk yapılacak şey olabildiğince arkadaş ortamlarına akmak, karşı cinsle sürekli yakın temas halinde bulunup kontra ataklarla yoklamalar yapmak, yapılan ilk yanlışta gerisin geriye kaçmak. Sanırım bu sevgili bulma ayakları bir takım kaçamaktan ibaret.

    Potansiyel bulundu. Ampül kırılıp sevdaya dair ne varsa saçıldı. Sevilecek şahıs ile sevda sözcükleri reaksiyona girip; sevecek şahıs da kademeli tepkimelerle sevda rüzgarları estirdi. Ortada artık potansiyel falan kalmadığı görülüp durum karara bağlandı. Hükmü aşk veya sevgi ya da her neyse o.

    Tabiri caizse canım cicim ayları başladı. Tüm toleranslar ve referanslar haddine kadar kullanıldı. Sevdaya dair güzel yönde beylik laflar edildi. Gelin görün ki lafların icraata dönüşeceği belki de dönüşmesi gerektiği yerde sona saklanan en güzel bahaneler çıkarılıp fütursuzca ateşlendi. Sevgi, başka diyarlarda kalplerin daldan dala atlayıp geri dönme ihtimaline kadar ağır yaralı. Belki de kalpler o dallara saplanıp başka diyarlarda kalacak ve o sevgi hiç umudu kalmamışçasına öldürülüp, gömülecek.

    Sonuç?

    Nice sevda masalları benim yazdığım senaryo gibi olmasa da yaşanacak bitecek. Hiç mutlu sona ulaşan olmayacak mı? Olacak tabiki. Peki nasıl?

    Nasılını bana sormayın. Arayın.

    Yarım aklımla aklıma birşeyler geldi. Bu işlerden çok çakmasam da üç beş laf edebileceksem ardıma ko’mam.

    Bir kere gönül denilen şey sıradan kalp gibi bir yumruk büyüklüğünde 3 oda 1 salondan ibaret değil. Ucu bucağı nerededir ne kadardır bilemem ama öyle içi bir yaren ile dolacak gibi de değil. Alıp da yarinizi koyarsanız tek başına içine, sıkılır. Bol gelir. Siz salladıkça içinde savrulur. Artık tutunacak dalı da kalmayınca zannediyorum ki ilk bulduğu kapıdan çıkar gider.

    İçine ne mi koymalı?

    İçine önce O’nu (en büyük O) koymalı. Sonra kalan küçük köşesine de yarini sıkıştırmalı. İnanın orada sıkılmaz. O kadar mutlu olur ki size de kendi gönlünde öyle bir yer yapar. Tek bir köşede sarsılmadan, savrulmadan çokça mutlu olursunuz. Acılar da gelir, geçer. Kararlı iki gönül…

    Son sözüm;

    Sevgili her zaman var ve Sevgili’nin bu dünyadaki yansımasıdır aslında sevilen. Birbirine O’na ulaşmak için vesile olmaktır Aşk. Sonra birlikte Cennet’e gitmek, sonsuza kadar yaşamaktır Mutluluk.
  • 02-11-2009, 22:51:04
    #2
    Üyeliği durduruldu
    İçine önce O’nu (en büyük O) bunu anlamadım?


    Tek kelime ile harika yazmışın.
  • 02-11-2009, 23:33:44
    #3
    Saphyr adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İçine önce O’nu (en büyük O) bunu anlamadım?


    Tek kelime ile harika yazmışın.
    Bize Şah Damarımızdan Daha Yakın Olan
  • 02-11-2009, 23:35:41
    #4
    Çok güzel bir yazı olmuş

    Ellerinize sağlık.
  • 02-11-2009, 23:40:40
    #5
    mydanose89 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bize Şah Damarımızdan Daha Yakın Olan
    Kilit nokta burası bence.(İmanlı insandan zarar gelmez.)Eline yüreğine sağlık.
  • 03-11-2009, 00:07:22
    #6
    Güzelmiş Yüreğinize sağlık.
  • 03-11-2009, 00:25:35
    #7
    Herkese teşekkürler.Beğendiğinize sevindim
  • 03-11-2009, 00:28:09
    #8
    yazan eline koluna sağlık
  • 03-11-2009, 00:53:54
    #9
    harbiden duygulari güzel kağıda dökmüşsün kaleminin murekebi hiç bitmesin.