Çok güzel yapmışlar.
https://www.youtube.com/watch?v=IZBNKZsEqMk
Dinle miracını o şahın ayan,
Âşıksan aşk ateşine durma yan!
Pazartesi gecesi gerçek haber,
Leyle-i kadirdi o gece meğer.
O mübarek bahtı, o kadri yüce,
Ümmühanin evine vardı gece.
Orda iken nagehan o yüzü ak,
Cebrail Cennete git dedi Hak.
Bir sırmalı taç ve bir hulle kemer,
Hem dahi al bir burak-ı muteber.
Habibime ilet de, ona binsin!
Arşımı seyreylesin, beni görsün!
Cebrail cennete olunca revan,
Gördü ki, kırk Burak otluyor o an.
İçlerinden bir Burak ağlar katı,
Yiyip, içmez, kalmamış hiç takati.
Gözlerinden yaşlar eylemiş revan,
Ciğerini dertle etmiş perişan.
Dedi Cebrail, niçin ağlıyorsun?
Hüzünle ciğerini dağlıyorsun?
Arkadaşların yiyip içip gezer,
Sen inliyorsun, canını ne üzer?
Dedi, kırk bin yıl vardır ki ya emin,
Aşktır bana yemek ve içmek hemin,
Nagehan bir ses işitti kulağım,
O zamandan bilemem sağı solum.
Nedense yüksek sesle bağırdılar,
Ya Muhammed diyerek çağırdılar.
O andan beri bilemem, nolmuşam,
O adın ismine âşık olmuşam.
Yüreğim içinde eridi yağım,
Âşık oldu görmeden bu kulağım.
Cenneti başıma bu aşk, dar eder,
Gece gündüz işlerimi zâr eder.
Gerçi cennet içinde duruyorum,
Hep cehennem azabı görüyorum.
Hazret-i Cebrail der ki, ey Burak,
Ağlama hep, verdi muradını Hak.
Bir kimsede, aşkın nişanı olur,
Akıbet maşuk, er geç onu görür.
Gel beri maşukuna götüreyim,
Yarana merhem vurup bitireyim.
Aldı Cebrail Burakı o zaman,
Resulullaha ulaştırdı o an.
Hak selam etti sana ey Mustafa,
Ki mübarek hatırın bulsun safa.
Buyurdu gelsin misafirim olsun,
Arşımı seyreylesin, beni görsün!
Bu gece zahir olur esrar-ı Hak,
Gösterecektir sana didar-ı Hak.
Zemzemle doldu bütün âlem o an,
Arşa varır dediler Fahr-i Cihan.
Hem sekiz cennet kapısı açtılar,
Âlemin üstüne rahmet saçtılar.
Gel gidelim Hazrete, ya Mustafa!
Şu anda bekliyor eshab-ı safa!
Sana cennetten getirdim bir Burak,
Davet-i Rahmandır edesin idrak.
https://www.youtube.com/watch?v=IZBNKZsEqMk
Dinle miracını o şahın ayan,
Âşıksan aşk ateşine durma yan!
Pazartesi gecesi gerçek haber,
Leyle-i kadirdi o gece meğer.
O mübarek bahtı, o kadri yüce,
Ümmühanin evine vardı gece.
Orda iken nagehan o yüzü ak,
Cebrail Cennete git dedi Hak.
Bir sırmalı taç ve bir hulle kemer,
Hem dahi al bir burak-ı muteber.
Habibime ilet de, ona binsin!
Arşımı seyreylesin, beni görsün!
Cebrail cennete olunca revan,
Gördü ki, kırk Burak otluyor o an.
İçlerinden bir Burak ağlar katı,
Yiyip, içmez, kalmamış hiç takati.
Gözlerinden yaşlar eylemiş revan,
Ciğerini dertle etmiş perişan.
Dedi Cebrail, niçin ağlıyorsun?
Hüzünle ciğerini dağlıyorsun?
Arkadaşların yiyip içip gezer,
Sen inliyorsun, canını ne üzer?
Dedi, kırk bin yıl vardır ki ya emin,
Aşktır bana yemek ve içmek hemin,
Nagehan bir ses işitti kulağım,
O zamandan bilemem sağı solum.
Nedense yüksek sesle bağırdılar,
Ya Muhammed diyerek çağırdılar.
O andan beri bilemem, nolmuşam,
O adın ismine âşık olmuşam.
Yüreğim içinde eridi yağım,
Âşık oldu görmeden bu kulağım.
Cenneti başıma bu aşk, dar eder,
Gece gündüz işlerimi zâr eder.
Gerçi cennet içinde duruyorum,
Hep cehennem azabı görüyorum.
Hazret-i Cebrail der ki, ey Burak,
Ağlama hep, verdi muradını Hak.
Bir kimsede, aşkın nişanı olur,
Akıbet maşuk, er geç onu görür.
Gel beri maşukuna götüreyim,
Yarana merhem vurup bitireyim.
Aldı Cebrail Burakı o zaman,
Resulullaha ulaştırdı o an.
Hak selam etti sana ey Mustafa,
Ki mübarek hatırın bulsun safa.
Buyurdu gelsin misafirim olsun,
Arşımı seyreylesin, beni görsün!
Bu gece zahir olur esrar-ı Hak,
Gösterecektir sana didar-ı Hak.
Zemzemle doldu bütün âlem o an,
Arşa varır dediler Fahr-i Cihan.
Hem sekiz cennet kapısı açtılar,
Âlemin üstüne rahmet saçtılar.
Gel gidelim Hazrete, ya Mustafa!
Şu anda bekliyor eshab-ı safa!
Sana cennetten getirdim bir Burak,
Davet-i Rahmandır edesin idrak.