
Evlerinizde yemek yerken siz,
Ben sokakta dileniyordum mecburen.
İş bulup para kazanıyordunuz siz,
İş arıyordum, ama üstüme bakıp almıyordu kimse,
Avare avare sokakta dolaşırken ben,
Siz ailenizle hoşça vakit geçiriyordunuz.
Avuç açıp dilenmekten başka çarem kalmamışken,
Siz iğrenir gibi bakarak dışlıyordunuz beni.
Sıcacık yatağınız ve sıcak yemekleriniz varken sizin,
Ben soğuk ve karanlık sokaklarda yatıyordum.
Gelip geçerken yanımdan, öyle bir bakıyordunuz ki;
Ben utanıyor, uzandığım yerden kalkıp başka yere gidiyordum.
Bazen yemek veriyordu, bilmem kaç sokaktaki teyze,
Üstüme gocuk giydirdi Üsküdar'da ki Aile.
Karşılığında bir şey veremiyorum diye,
Utanıyor, O sokaktan bir daha geçmiyordum..
Bazı sabahlar simit alıyordu Rüstem Baba,
Çaylar Kahveci Ali Ustadan..
"Yine mi sen" demelerinden korka korka yiyor, içiyordum.
Utanıyordum, karşılığında bir şey veremiyordum diye.
Utana sıkıla yaşıyorum, yaşamaya çalışıyorum,
Her gün el açıp dileniyorum,
Biraz ona, biraz buna diye diye,
Har vurup harman savuruyorum.
Utanıyorum,
Utana sıkıla yaşıyorum..
[deneme..]


Hemen kovdum, kuçumu nasıl aç bırakır, nasıl bağırır ona. Kuçumdan değerliymiş gibi. Pis bakıcı!.