http://www.youtube.com/watch?v=7e1yJ09VxmI

Bütün Araplar haindir, kötüdür diyen kimse kâfir olur, çünkü Resulullâh Efendimiz (Salat ve selam olsun ona) Arap kavmindendir. Ashâb-ı Kirâmın büyük çoğunluğu Araptır Osmanlılar Kavmi necib-i Arap derlerdi.
Her kavimde ve toplulukta olduğu gibi Arapların içinden de bazı hainler ve kötüler yetişmiş olabilir. Onların yüzünden bütün Arap kavmini kötülemek adalete, insafa, vicdana yakışmaz.
Şu zamanda Arapların içinde kötüler ve hainler var mıdır? Görüyoruz, hiç şüphe yoktur ki böyleleri vardır.
Kuran ve sünnet yolunu, Muhammedî hedyi bırakıp da Siyonistlerin, Haçlıların izlerini takip edenler hain ve kötü Araplardır.
Bozuk inançlara sahip olup, bu inançları paylaşmayan Müslümanlara müşrik, kâfir, demi heder malı helaldir diyen sapık Araplar da kötüdür.
Namazı terk eden, şehvetlerine uyan, sekülerleşen Araplar da kötüdür.
Lâkin necip Arap kavmi içinde Kuran, Sünnet, Şeriat yolunda yürüyen âbid, salih, muhlis, muttakî, mücahid fi sebilillah Arap kardeşlerimiz övgüye lâyık kimselerdir. Allah onların, bütün Müslümanların yardımcısı olsun.
Şu anda Araplar içinde Sünnî ulemâ, fukaha, mürşidler, gerçek şeyhler, zâhidler, evliyaullah bulunmaktadır. Bunlara dil uzatanların imanlarından şüphe edilir.
Her Müslüman kavim içinde olduğu gibi Arapların içinde de gizli Yahudiler bulunmaktadır. Bunlar senden benden koyu Müslüman görünürler, fitne ve fesatlarını da yaparlar.
Birinci dünya savaşında Arapların tamamı Osmanlı hilâfet ve saltanatına isyan etmemiştir. Böyle bir şeyden Arap kavmini tenzih ederiz. Yahudilerin, İngilizlerin, emperyalist devletlerin oyunlarına ve hilelerine kanan, onların dağıttıkları paraları alıp İslâm devletine isyan edenler azınlıktaydı. Onlar, Devlet-i İslâmiyye yıkıldıktan sonra acı hüsranlara uğramışlar ve belalarını bulmuşlardır.
Osmanlılar zamanında belki Filistinde, Avrupa ve Amerikada olduğu gibi maddi terakki yoktu ama İslâm birliği vardı, ümmet bütünlüğü vardı ve Müslümanlar Şeran hürdüler. Savaştan sonra, bugünkü Birleşmiş Milletlerin yerinde olan Cemiyet-i Akvam Filistini İngiliz idaresine verdi (manda). 1948′de İsrail devleti kuruldu ve Filistin elden gitti.
Osmanlı Devletinin hataları, yanlışları, idarecilikte kötü tarafları olabilirdi ama bunlar Filistinin elden gitmesi kadar kötü olamazdı. Filistinin Osmanlı meclisinde vekilleri vardı. Filistinliler Osmanlı Devleti sınırları içinde pasaportsuz gezebiliyor, memur olabiliyor, serbestçe ticaret yapabiliyordu.
İsim vermeyeceğim, Arap devletleri içinde ABD, İsrail, AB ile ittifak halinde olan, işbirliği yapan devletler vardır. Bunların halkının hepsi o rejimleri doğru bulmuyor ama ağır baskılar altında boyun eğmekten başka çareleri yoktur.
Arap milliyetçiliğini ve Osmanlı düşmanlığını bir kısım Hristiyan Araplar çıkartmıştır.
Kurana, Sünnete, Şeriata, ümmet birliğine, Hilâfete samimiyetle inanan hiçbir Müslüman bu değerlere sahip çıkan bir İslâm Devletine karşı gelmez.
Osmanlı Devleti yıkıldıktan sonra Arap dünyasında aktivist İslâmî cereyanlar zuhur etmiştir. Bunlar geleneksel Sevâd-ı Azam İslâmlığından (az veya çok) ayrıldıkları için başarılı olamamışlardır.
Bugünkü Arap devletleri içinde Kurana Sünnete Şeriata ve sahih itikada dayanan tek bir İslâm devleti yoktur.
Arap dünyası son derece parçalanmıştır.
İslâmiyetin esaslarından biri adalet, diğeri meşverettir (şura, danışma). Bugün hiçbir Arap ülkesinde ehliyetli ve mutemen müşavirlerden oluşan bir şûra heyeti yoktur. Demokratik usullerle seçilen millet meclisleri İslâmî şuralar değildir.
İslâmda Din ve Dünya, Din ve devlet ayrımı yoktur ama siyasetin dinin üzerine çıkartılması, dinin siyasileştirilmesi, aktivizm de yoktur.
İslâmın cadde-i kübrâsında yürüyen, Sevâd-ı Azam dairesi içinde bulunan, ümmet ve Hilâfet şuuruna sahip olan, Kuran ve Sünneti rehber edinen, ırkçılık yapmayan bütün Müslüman Arap kardeşlerimizi bizden biliyoruz. Onların acı ve kederleriyle kederleniyoruz, selâmetlerine dua ediyoruz
İnşallah Arap dünyasının çoğunluğu Ehl-i Sünnet dairesi içinde toplanır, Arap olmayan Müslümanlarla ittifak eder ve Hilâfet-i İslâmiyyeyi tekrar kurar. Kurtuluş için başka yol göremiyorum. Millî cumhuriyetlerle, krallıklarla, emirliklerle, bugünkü balkanlaşma ile İslâmî açıdan bir yere varamayız.
M. Şevket Eygi Milli Gazete