
Herkesin ümidi sakat olan Atalay'dı...
Atalay, gelecek dertler bitecekti... Göztepe'nin yıldız futbolcusu Gömeç kampı sırasında oynanan hazırlık maçında sakatlanmış ve 3 ay takımdan uzak kalmıştı. Ağır bir sakatlık geçiren Atalay, uzun süre tedavi gördü. İşin aslı, Atalay' sız da gerçekten Göztepe'nin tadı yoktu.
Herkes takımın kötü gidişini Atalay'ın yokluğuna bağlıyordu. Atalay, sonucu değiştiren futbolcuydu. Yıldızdı. Taraftarların kalbindeki kahramandı. O değilmiydi Aydın maçında attığı gollerle takımı Play-Off'a çıkartan. O değilmiydi, hiç umulmadık anda sahneye çıkıp, düğümü çözen. O değilmiydi, rakip defans oyuncularının ve kalecileerin korkulu rüyası, tek başına takım gibi adam...
Kabusun başlangıcı
Herkes Atalay'ın gözüne bakıyor, iyileşeceği günü sabırsızlıkla bekliyordu. Doktorlar ligin altıncı haftasında müjdeli haberi verdi. Atalay artık oynayabilirdi. Mutlu haberi duyan Teknik Direktör Kemal Ömeragiç'in gözü parlamaya başlamıştı. Öyle ya; o da biliyordu ki, Atalay büyük bir kozdu. Kötü günlerde Göztepe'ye ilaç gibi gelecekti. Ama kim bilirdi ki Turgutlu maçı hem Atalay, hem de Göztepe için bir kabusun başlangıcı olacaktı.
Teknik Direktör Ömeragiç, doktorlardan aldığı haberden sonra Atalay'ı yanına çağırarak, "Oğlum, seni bu maçta oynatmak istiyorum" dedi. Atalay, sıkkındı. Utangaç ve ürkek bir sesle Ömeragiç'e dönerek, "Hocam ne olur, bana bir hafta daha izin ver" dedi. Ömeragiç ise "Etme, eyleme oğlum. Herkes seni bekliyor. Senin olman bize moral verecek. Oynama ama yeterki maçta yanımda otur. Diğer arkadaşlarına moral ver" dedi.
Sevgilisinin yanına gitti
Atalay, sıkıla sıkıla titrek bir sesle hocasına içini açtı: "Hocam, sözlüm Salihli'de. Uzun süredir küstük. Şimdi barıştık. Haftalardır görüşmüyoruz. Onu çok özledim. Ne olur bana izin ver..." Ömeragiç, futbolcusunun bu durumuna dayanamadı ve Atalay'ın sırtını sıvazlayarak, "Tamam, ama gelecek hafta kadrodasın" diyerek yolcu etti. Atalay, sırtını döndü ve gitti.
Gidişi, o gidiş oldu. Uzun süre küs olduğu sözlüsüyle gününü geçiren Atalay'ı birden sıkıntı bastı. "Neyin var?" diyen sözlüsüne "Bir şey yok. İçimde sıkıntı var. Yarın çok zor bir maç var. Arkadaşlarımın yanına gideyim de moral vereyim" diye tutturdu. Sözlüsü de, ısrar eden Atalay'a "Peki" deyince Atalay arabasına bindi ve sevgilisiyle vedalaşarak arabanın kontağını çevirdi.
Feci kaza
Trafik çok yoğundu. Biran önce takım arkadaşlarının yanında olmak istiyordu. Kemalpaşa yol ayırımında önce tırı solladı, karşıdan kamyonun geleceğini hesap edemedi ve işte o anda feci kaza yaşandı. Atalay'ın cansız vücudu arabanın içinden güçlükle çıkartıldı. Atalay'ın ölüm haberi tez geldi, Göztepe kampına. Kimse Atalay'ın ölümüne inanamadı. Kampta büyük bir panik başladı. Kaptan Burak, hemen cep telefonuna sarıldı ve çevirdi Atalay'ın telefon numarasını.
Uzun uzun çaldı telefon. Herkes Atalay'ın sesini duymak, onun yaşadığına inanmak istiyordu. Ama telefonu açan yoktu. Ardından takım arkadaşı Tacettin aradı, Ati'yi... Cep telefonu uzun uzun çalıyordu, çalıyordu ama açan yoktu. Futbolcuların kalpleri gümbür, gümbür atıyordu. "Ne olur aç diyordu" Burak bulunduğu yerde yaylanarak...
Israrla çalan telefonu bir polis memuru açtı. Buruk bir sesle Atalay'ın öldüğünü haber verdi ve kapattı.
Göztepe'nin kampı bir anda ölü evine dönmüştü. Atalay'ın ölü vücudu arkadaşlarının kamp yaptığı Ege Üniversitesi Misafirhanesi'nin arka tarafındaki morga getirildi. O gün sabaha kadar kimse uyumaadı. Ağladı, ağladı, ağladı...
Olayı haber alan Turgutlulu yöneticiler Göztepeli yöneticileri telefonla arayarak "Başınız sağolsun. İsterseniz birlikte maçın iptalini isteyelim" dediler. Yöneticiler Turgutlulu yöneticilere teşekkür ederek, teklifi kabul etmediler. Ertesi gün futbolcular uykusuz gözlerle Turgutlu'ya gittiler.
Gözlerimde yaş, kalbimde sızı
Bir çok Turgutlulu taraftarların Atalay'ın ölümünden haberi yoktu. Göztepeli taraftarlar ise yazmışlardı Barış Manço'nun müziğinin üzerine o ağlatan şarkıyı....
"Dün gece, yıldızımız kaydı gökyüzünde, gözlerimde yaş, kalbimde sızı, unutmadım seni"....
Tribünler döne döne aynı şarkıyı söyleyip ağladı... Göztepe'nin gözyaşlarına Turgutlulu taraftarlar da, hatta maçın hakemi de ortak oldu. Bir maç oynandı ama kimse maçın ne sonucunun, ne de futbolunun farkındaydı.
Göztepe'nin yıldızının ölümü tüm futbol kamuoyunu ağlattı. Cenaze töreninde Gürsel Aksel Stadı doldu taştı. Meğer ne çok seveni varmış Ati'nin. Bir çoğu da "dayanamam" diye gelmedi törene. Ümit Milli takımdan çok sevdiği arkadaşı Hakan Şükür ve Feti'de oradaydı. Ege'nin ve yurdun dört bir yanından futbolcu arkadaşları, antrenörler, yöneticiler aktı cenaze törenine... Atalay gözyaşlarıyla uğurlandı. Ama hiç ama hiç unutulmadı...
1999-2000 sezonunda Antalya'da Rize ile oynanan Play-Off final karşılaşması öncesinde Göztepeli taraftarlar tüm futbolcuları tribüne çağırıp yumruk havaya yaptırdılar. Daha sonra da, Atalay'ı çağırdılar. "Atalay, buraya yumruk havaya" Sahada ne Atalay adında bir futbolcu vardı, ne de tribüne doğru koşan bir futbolcu... Ardından Göztepe tribünleri arka arka "oley, oley, oley" çektiler. Rizeli ve Antalyalı taraftarlar anlamsızca baktılar Göztepe tribünlerine... İşte o anda Göztepe tribünleri adeta yıkılıyordu:
"Atalay, ölmedi, kalbimizde yaşıyor"....
Mekanin Cennet Olsun Unutmadik Seni Kalbimizdesin..