Recep Bey zamanında Belediye Başkanıyken bir kitap yayınlar ve kitap da bir anektod çok önem taşır bu konu için. Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fetih ettikten sonra, zindanın birinde bir kahin bulurlar ve Fatih'in huzuruna cıkartırlar..
Fatih sorar: Sen kimsin?
"Ben kahinim, Bizanslıların kahini" der,
Fatih: Peki neden zindandasın diye sordugu zaman,
"Ben bir kehanette bulundum" der..
Fatih: Nedir kehanetin ki seni zindana attılar? diye sorar,
Kahin: "İmparator bana sordu ülkemin sonu ne olacak? Bende bir savasta yenileceksiniz ve ülkenizi elinizden alacaklar deyince beni zindana attılar" der..
"peki der İstanbul Fatih'i bizim için kehanetin nedir?"
Kahinin cevabı ilginctir,
"bu ülkeyi sizin elinizden savaşla kimse almayacak ama zamanı gelince bu topraklarınızı yabancılar paraları ile satın alacak der.."
bunun üzerine Fatih köpürür ve derki:
"Ülkemin bir karış topragını bile satanlar Allah'dan belalarını bulsun" der...
işte bu yazı, belediye başkanı iken Recep beyin yayınladıgı bir kitaptan alıntıdır..
----------------------------------------------------------------------------------------
Fatih Sultan Mehmet, adamları ile gezerken, yanına sokulan dilenciye bir altın vermiş. Dilenci parayı alınca:
-Aman Sultanım, demiş. Koskoca bir padişah, kardeşine bu kadar para verir mi?
Fatih Sultan Mehmet, nereden kardeş olduğunu sorunca, dilenci:
-İkimiz de Hazreti Ademin çocukları değil miyiz? demiş. Elbette kardeşiz.
Sultan Fatih:
-Bu keşfini sakın başkasına söyleme, diye gülümsemiş. Diğer kardeşlerimiz de pay isterse, sana zırnık bile düşmez.
----------------------------------------------------------------------------------------
Fatih, hocası Akşemseddin’e sorar:- İnsan açlığa ne kadar dayanabilir?
Akşemsettin cevap verir:- Ölünceye kadar
----------------------------------------------------------------------------------------
FATİH NİYE ÜSTÜN
Napolyon, S. Helen adasında sürgün bulunduğu sırada ‘Fatih mi yoksa siz mi büyüksünüz? Sorusunu soranlara şöyle cevap vermişti:
Büyüklükte ben onun çırağı bile olamam. Çünkü ben, kılıçla zaptettiğim yerleri henüz hayattayken geri vermiş bir bedbahtım. O ise; fethettiği yerleri nesilden nesile intikal ettirmenin sırrına ermiş bir bahtiyardır.
----------------------------------------------------------------------------------------
Bir genç, “Fatih Sultan Mehmed’in resmini neden hep yaşlı bir insan suretinde çiziyorlar” diye sorunca, bir yazarımız şöyle cevap vermiş:
- Yaptığı işler o kadar büyük ki, bunları genç bir insanın yapacağını hayallerine sığdıramıyorlar
----------------------------------------------------------------------------------------
Fatihe sorarlar:
-İstanbulu niçin fethettin?
Cevap verir:
-Önce o benim gönlümü fethettiği için!
----------------------------------------------------------------------------------------
Fatih Sultan Mehmet, çocukluğunda biraz yaramazlık yapınca, babası olan 2. Murat Han:
-“Ne kadar yaramaz bir çocuksun, senden adam olmaz” diye çıkışır.
Orada bulunan ve velâyet sırrıyla kalp gözü açık olan Akşemseddin Hazretleri, hafifçe gülümseyerek şöyle der:
-Peder ne der, kader ne der.
----------------------------------------------------------------------------------------
İstanbul'un fethinden sonra Hazreti Fatih bütün mahkümleri serbest bırakmıştı. Fakat bu mahkumların içinden iki papaz zindandan çıkmak istemediklerini söyleyerek dışarı çıkmadılar. Papazlar Bizans imparatorunun halka yaptığı zülüm ve işkence karşısında ona adalet tavsiye ettikleri için hapse atılmışlardı. Onlar da bir daha hapisten çıkmamaya yemin etmişlerdi.
Durum Hazreti Fatih'e bildirildi. O, asker göndererek, papazları huzuruna davet etti. Papazlar hapisten niçin çıkmak istemediklerini Hazreti Fatih'e de anlattılar. Fatih o dünyaya kahreden iki papaza şöyle hitap etti:
- Sizlere şöyle bir teklifim var: Sizler İslam adaletinin tatbik edildiği memleketimi geziniz, müslüman hakimlerin ve müslüman halkımın davalarını dinleyiniz. Bizde de sizdeki gibi adaletsizlik ve zulüm görürseniz, hemen gelip bana bildiriniz ve sizler de evvelki kararınız gereğince uzlete çekilerek hâlâ küsmekte haklı olduğunu isbat ediniz.
Hazreti Fatih'in bu teklifi papazlar için çok cazip gelmişti. Hemen Padişahtan aldıkları tezkere ile İslam beldelerine seyahate çıktılar. İlk vardıkları yerlerden biri Bursa idi... Bursa'da şöyle bir hadiseyle karşılaştılar:
Bir Müslüman bir yahudiden bir at satın almış, fakat hiçbir kusuru yok diye satılan at hasta imiş. Müslümanın ahırına gelen atın hasta olduğu daha ilk akşamdan anlaşılmış. Müslüman sabırsızlıkla sabahın olmasını beklemiş, sabah olunca da erkenden atını alıp kadının yolunu tutmuş. Fakat olacak ya, o saatte de kadı henüz dairesine gelmemiş olduğundan bir müddet bekledikten sonra adam kadının gelmeyeceğine hükmederek atını alıp ahırına götürmüş. Atını alıp götürmüş ama at da o gece ölmüş.
Hadiseyi daha sonra öğrenen kadı, atı alan müslümanı çağırtıp meseleyi şu şekilde halletmiş:
- Siz ilk geldiğinizde ben makamımda bulunsa idim, sağlam diye satılan atı sahibine iade eder, paranızı alırdım. Fakat ben zamanında makamımda bulunamadığımdan hadisenin bu şekilde gelişmesine madem ki ben sebep oldum, atın ölümünden doğan zararı benim ödemem lazım, deyip atın parasını müslümana vermiş.
Papazlar islam adaletinin bu derece ince olduğunu görünce parmaklarını ısırmışlar ve hiç zorlanmadan bir kimsenin kendi cebinden mal tazmin etmesi karşısında hayret etmişler.
Mahkemeden çıkan papazların yolu İznik'e uğramış. Papazlar orada şöyle bir mahkeme ile karşılaşmışlar:
Bir müslüman diğer bir müslümandan bir tarla satın alarak ekin zamanı tarlayı sürmeye başlar. Kara sabanla tarlayı sürmeye çalışan çiftçinin sabanına biraz sonra ağzına kadar dolu bir küp altın takılmaz mı? Hiç heyecan bile duymayan Müslüman bu altınları küpüyle tarlayı satın aldığı öbür müslümana götürüp teslim etmek ister;
- Kardeşim ben senden tarlanın üstünü satın aldım, altını değil. Eğer sen tarlanın içinde bu kadar altın olduğunu bilseydin herhalde bu fiata bana satmazdın. Al şu altınlarını, der.
Tarlanın ilk sahibi ise daha başka düşünmektedir. O da şöyle söyler:
- Kardeşim yanlış düşünüyorsun. Ben sana tarlayı olduğu gibi, taşı ile toprağı ile beraber sattım. İçini de dışını da bu satışla beraber sana verdiğimden, içinden çıkan altınları almaya hiçbir hakkım yoktur. Bu altınlar senindir dilediğini yap, der. Tarlayı alanla satan anlaşamayınca mesele kadıya, yani mahkemeye intikal eder. Her iki taraf iddialarını kadının huzurunda da tekrarlarlar.
Kadı, her iki şahsada çocukları olup olmadığını sorar. Onlardan birinin kızı birinin de oğlunun olduğunu öğrenir ve oğlanla kızı nikahlayarak altını cehiz olarak verir.
Papazlar daha fazla gezmelerinin lüzumsuz olduğunu anlayıp doğru İstanbul'a Hazreti Fatih'in huzuruna gelirler ve şahit oldukları iki hadiseyi de aynen nakledip şöyle derler:
- Bizler artık inandık ki, bu kadar adalet ve biribirinin hakkına saygı ancak İslam dininde vardır. Böyle bir dinin salikleri başka dinden olanlara bile bir kötülük yapamazlar. Dolayısıyla biz zindana dönme fikrimizden vazgeçtik, sizin idarenizde hiç kimsenin zulme uğramayacağına inanmış bulunuyoruz, derler.
Alıntıdır.
Fatih Sultan Mehmet.
7
●939
- 15-07-2010, 22:57:08Osmanlı İmparatorluğunun, en önemli padişahlarından biri denebilir.
Benim gözümde, şu 4 padişah görevini en iyi şekilde yerine getirmiştir.
1-Yavuz Sultan Selim
2-Fatih Sultan Mehmet
3-Sultan II.Abdülhamid
4-Kanuni Sultan Süleyman
Okuduğum tarih kadar.
(Osman Gazi'yi söylemiyorum, o zaten dünyanın kralıydı denebilir.) - 15-07-2010, 23:51:40Üyeliği durdurulduAynen, harikalar.MeqaTR adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
- 16-07-2010, 00:02:29Resmi tarih yazıcıları Osmanlı Tarihi'ni bilinçli olarak üç padişahtan ibaret gibi göstermeye çalışır ama hayret Abdulhamid de yavaş yavaş bu listeye girdiyse milletimizdeki bilinç değişiyor demektir. Harika bu.MeqaTR adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
O listeye II. Mahmud'u da ekleyebilirdik aslında. - 16-07-2010, 00:46:40Abdülhamid, Osmanlı'nın direniş yıllarında, yabancılara karşı aldığı tedbirlerle belkide 40 yıl daha Osmanlı'yı ayakta tuttu. Kesinlikle dış politika konusunda, çok akıllı hareketler atan bir insandı, ben bu listeye o yüzden Abdülhamid'i aldım.KMLGRLR adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
II.Mahmud konusuna gelirsek, Osmanlı Tarihinin en yenilikçi padişahı idi. Bu konuda, Osmanlı'yı 15 yıl içerisinde belkide 100 yıl ilerletti. Milletimizdeki önemi büyüktür. Ama bu listede pek II.Mahmud eklenmesi doğru olmazdı, malum III.Selim'de yenilikçi bir padişahtı.