1820) Hz. İbnu Abbâs RA anlatıyor: Hz. Ali İbnu Ebi Tâlib RA Resülullah ASa gelerek: Annem ve bâbam sana kurban olsun, şu Kuràn göğsümde durmayıp gidiyor. Kendimi onu ezberleyecek güçte göremiyorum dedi. Resülullah AS ona şu cevabı verdi: Ey Ebül-Hüseyin! (Bu meselede) Allahın sana fay dalı kılacağı, öğrettiğin takdirde öğrenen kimsenin de istifade edeceği, öğrendiklerini de göğsünde sabit kılacak keli meleri öğreteyim mi?
Hz. Ali RA: Evet, ey Allahın Rasülü, öğret bana! dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber şu tavsiyede bulundu:
Cuma gecesi (perşembeyi cumaya bağlayan gece) olunca, gecenin son üçte birinde kalkabilirsen kalk. Çünkü o an (meleklerin de hazır bulunduğu) meşhüd bir andır. O anda yapılan dua müstecabtır. Kardeşim Yàkub da evlatla rına şöyle söyledi: Sizin için Rabbime istiğfàr edeceğim, hele cuma gecesi bir gelsin. Eğer o vakitte kalkamazsan gecenin ortasında kalk. Bunda da muvàffàk olamazsan gecenin evvelinde kalk. Dört rekàt namaz kıl. Birinci rekatte, Fâtiha ile Yà-sin süresini oku, ikinci rekatte Fâtiha ile Hâ-mim, ed-Duhân süresini oku, üçüncü rekatte Fâtiha ile Eliflam-mim Tenzilüs-secdeyi oku, dördüncü rekatte Fatiha ile Tebarekel-Mufassalı oku. Teşehhüdden boşaldığın zaman Allaha hamdet, Allaha senayı da güzel yap, bana ve diğer peygamberlere salat oku, güzel yap. Mümin erkek ler ve mümin kadınlar ve senden önce gelip geçen mümin kardeşlerin için istiğfar et. Sonra bütün bu okuduğun duala rın sonunda şu duayı oku:
Allahım, bana günahları, beni hayatta baki kıldığın müddetçe ebediyen terkettirerek merhamet eyle. Bana faydası olmayan şeylere teşebbüsüm sebebiyle bana acı. Seni benden râzı kılacak şeylere hüsn-i nâzar etmemi bana nasib et. Ey semâvât ve arzın yaratıcısı olan celâl, ikram ve dil uzatılamayan izzetin sâhibi olan Allahım. Ey Allah! ey Rahman! celalin hakkı için, yüzün nuru hakkı için kitabını bana öğrettiğin gibi hıfzına da kalbimi icbâr et. Seni benden razı kılacak şekilde okumamı nasib et. Ey semâvât ve arzın yaratıcısı, celâlin ve yüzün nuru hakkı için kitabınla gözle*rimi nurlandırmanı, onunla dilimi açmanı, onunla kalbimi yarmanı, göğsümü ferahlatmanı, bedenimi yıkamanı istiyo rum. Çünkü, hakkı bulmakta bana ancak sen yardım edersin, onu bana ancak sen nasib edersin. Herşeye ulaşmada güç ve kuvvet ancak büyük ve yüce olan Allahtandır. Ey Ebul-Hasan, bu söylediğimi üç veya yedi cuma yapacaksın. Allahın izniyle duana icâbet edilecektir. Beni hak üzere gönderen Zât-ı Zülcelâle yemin olsun bu duayı yapan hiçbir mümin icâbetten mahrum kalmadı.
İbnu Abbâs (RAüma) der ki: Allahayemin olsun, Ali RA beş veya yedi cuma geçti ki Resülullah ASa aynı önceki mecliste tekrar gelerek:
Ey Allahın Resülü! dedi, geçmişte dört beş âyet ancak öğrenebiliyordum. Kendi kendime okuyunca onlar da (aklımda durmayıp) gidiyorlardı. Bugün ise, artık 40 kadar âyet öğrenebiliyorum ve onları kendi kendime okuyunca Kitabullah sanki gözümün önünde duruyor gibi oluyor. Eskiden hadisi dinliyordum da arkadan bir tekrar etmek istedi ğimde aklımdan çıkıp gidiyordu. Bugün hadis dinleyip sonra onu bir başkasına istediğimde ondan tek bir harfi kaçır*madan anlatabiliyorum.
Resülullah (AS) bu söz üzerine Hz. Ali RAye: Ey Ebül-Hasan! Kâbenin Rabbine yemin olsun sen müminsin! dedi.
Tirmizi, Daavât 125, (3565).
1821) Şeddad İbnu Evs RA anlatıyor: Resülullah (AS) namazda şu duayı okumamızı öğretiyordu:
Allàhım! Senden işte (dinde) sebat etmeyi, doğruluğa da azmetmeyi istiyorum. Keza nimetine şükretmeyi, sana güzel ibadette bulunmayı taleb ediyor, doğruyu konuşan bir dil, eğriliklerden uzak bir kalb diliyorum. AIIahım, senin bildiğin her çeşit şerden sana sığınıyorum, bilmekte olduğun bütün hayırları senden istiyorum, bildiğin günahla rımdan sana istiğfàr ediyorum!
Tirmizi, Daavât 22, (3404); Nesâi, Sehv 61.
http://www.ilahi.org/modules.php?nam...ewtopic&t=2408
Duaların kabul olduğu gece!
0
●428