• 03-03-2010, 20:50:30
    #1
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Arkadaşlar benim sözel yanım pek kuvvetli olmadığı için sizden böyle birşey rica etmek zorunda kaldım.
    Bir yakınım için(Lise 3) benden deneme yazmamı istedi bende pek anlamdığım için sizlerden rica ediyorum.
    Hemen aklınıza gelen şeylerle ufak bir yazı yazarsanız çok sevinirim (Yarın Sabaha Kadar)
    Şimdiden Teşekkür Ederim.
  • 03-03-2010, 22:27:59
    #2
    Üyeliği durduruldu
    DENEME YAZI TÜRÜ:

    Bir insanın herhangi bir konuda içini dökmek, paylaşmak amaçlı kesin hükümlere varmadan samimi bir üslupla yazdığı yazılara deneme denir .

    Deneme tür ve üslup olarak pek çok türe yaklaşır. Bu yüzden de yazılması en zor olan türlerdendir. Belki de adı bu yüzden denemedir. Deneme yazarken paylaşımcı ve samimi bir üslup kul1anırken sohbete, düşünmemizi ortaya koyarken fıkraya, duygularımızı ortaya koyarken eleştiriye yaklaşma riski her zaman vardır.

    Bu türün en büyük ustası Montaigne kitabının önsözünde özetle şöyle demektedir: "Eğer mümkün olsaydı karşınıza anadan doğma çıkardım. Bu kitapta size asla bir şey kanıtlama iddiam yoktur. Elimden geldiğince size beni anlattım. Bana hak vermenizi ya da yargılamanızı istemiyorum" buradan da anlaşıldığına göre denemeler iddialı olmayan, ispat kaygısı taşımayan; temel anlamda insan doğallığına dayanan eserlerdir.

    Deneme, Avrupa edebiyatında Fransız Montaigne ile başladı. Türk edebiyatında ise Tanzimat sonrasında özellikle de Servet-i Fünûn döneminde karşımıza çıkar. Ancak asıl gelişmesini Cumhuriyet döneminde gerçekleştirir. Günümüzde deneme en sevilen türlerden biridir.

    Eskiden denemeye verilen "muhasebe" ismi, onun konusu hakkında bir ipucu vermektedir. Çünkü denemeler toplumsal konulardan daha çok kişisel: konulara, soyut dünyalara ve iç hesaplaşmalara daha yakındır. Bu yönüyle fıkra türünden ayrılır. Fıkralar toplumsal konulara kişisel yaklaşımlar getirirken deneme iç dünyanın samimi itirafı gibidir.

    Denemeye özgü bir konu türü yoktur. Özgürce seçilen bir konuda, yazarın kendi kendiyle konuşma havası içinde yazdığı yazı türüdür. Yazının konusu yazarın o anda aklına geliveren bir konu görünümündedir. Öğretici ve düşünsel yanı da vardır.

    Denemenin belirleyici özellikleri nelerdir?
    .Makale gibi düşünsel plânla yazılır. Fakat makaleden kısa yazılardır.
    .Yazar anlattıklarını kanıtlamak zorunda değildir. Bilimselden çok kişisel görüşünü açıklar, okuyucusunu kendisi gibi düşündürme kaygısı yoktur.
    .Günübirlik yazılardır, en beğenileni bile birkaç gün sonra unutulur.

    Serbest düşüncenin ifade alanı ve nesrin bir türü olarak deneme, yazarın gözlemlediği ya da yaşadığı olay, olgu, durum ve izlediği objelerle ya da herhangi bir kavramla ilgili izlenimlerinin herhangi bir plâna bağlı kalmayarak, deliller getirip kanıtlama yoluna gerek duymadan ve kesin hükümler vermeden, tamamen kişisel görüşüyle serbestçe yazıya döktüğü birkaç sayfayı geçmeyen kısa metinlere denir.

    Deneme, derin düşünceden çok, kişinin kendi dışındaki nesnelerle herhangi bir konuda gerçek ya da hayalî olarak girdiği diyaloğun ürünüdür.

    Deneme yazarı, olay, olgu, durum ve eşyalarda sıradan insanların eskilerin ifadesiyle ülfet ve ünsiyet perdesiyle göremediği, farkına varamadığı ayrıntıları, dikkat etmediği hususları, incelikleri, güzellikleri, harikaları, olağanın altında yatan olağanüstülükleri görebilen, hissedebilen, düşüncesiyle ve deneyimleriyle onları okuyucular için ilginç görülebilecek şekilde yazıya dökebilen insandır. Sıradan insanın baktığı şeyi deneme yazarı görür.

    Türk edebiyatında deneme türü, genellikle şair, romancı ya da hikâyeci kimliği öne çıkan sanatçılar tarafından ortaya konan ürünlerden oluşmaktadır. Birinci derecedeki vasfı denemeci olan yazar sayısı oldukça azdır. Nurullah Ataç (18981957), Sabahattin Eyüboğlu (19081973), Suut Kemal Yetkin (19031980), Mehmet Kaplan (19151986), Nurettin Topçu (19091975), Salah Birsel (1919 ), Vedat Günyol (1912 ), Enis Batur (1952 ), Cemil Meriç (19171987), Mehmet Salihoğlu (1922 ), Uğur Kökden (1934 ), Nermi Uygur (1925 ) bunlardan birkaçıdır.

    ------------------------------------------------------------------------
    Aşağıda teknoloji konulu bir denem/makale örneği mevcut:

    TEKNOLOJİ VE 40 YAŞ ÜSTÜ KADINLAR:

    Birkaç yıl önce birçok 40 yaş üstü kadın bilgisayarlardan pek anlamazdı. Tabi ki e-posta alıp gönderebilir, hatta internetten fotoğraf bile paylaşabilirlerdi. Ama mesele yeni teknolojileri anlamaya gelince – bağlantılar kurmak için sosyal ağları kullanmak gibi- birçoğunun bir fikri yoktu.

    Ne var ki, bu 40 yaş üstü kadınlar zamanı çabuk yakaladı. Bugün dünya çapında kadınlar sosyal ağ teknolojilerinde rekorlar kırıyorlar, bu trendi fabulously40.com’un patlarcasına büyümesi başlattı.
    Bu fenomenin kadınların günlük yaşamına entegre olmuş olmasını görmek ilginç.

    Bu sabah işe giderken, kafa dinlemek için cep telefonumu özellikle arabada bıraktım. Ama spor salonundayken teknolojinin burada bile ne kadar hayatımıza girdiğini fark ettim.

    Çevremde bütün kadınlar e-posta gönderiyor, sms yazıyor ve aynı anda terleyip hareketleri eksiksiz yapmaya devam ediyorlardı. Ve bilindiği üzere bu şekilde forma girmeye çalışmak biraz risklidir. Bizim spor salonumuz cep telefonunda konuşmayı yasaklar, ama yazışmak serbesttir. Bir kadın bir aletin üzerindeyken konuşmasına çok odaklanmış olduğundan dengesini kaybedip neredeyse tepe taklak gidiyordu. Son saniyede kolu tutmayı başararak kansız bir şekilde kurtuldu ama bu riske rağmen hala cep telefonunu bırakmadı.

    Ne mutlu bana ki her türlü teknoloji aletinden kendimi kurtardım, zihnim işimi daha iyi pazarlama konusunda çok başarılı olan bazı insanlardan almış olduğum tavsiye ve bilgiye geri gitti birden. Tavsiyeleri değerli olsa da artık günü geçmiş şeylerdi ve ellerini son trend üzerinden çekmeyen daha genç bir sosyologdan aldığım tavsiyeye uymuyorlar.

    Mesela, kısa bir seansta Jenn Van Grove, Mashable.com editörlerinden biri, biz yaşlıları (dinleyicilerin çoğu 35 ve üstüydü) bize twitter 101’in temellerini anlattı ve bu alette ustalaşmanın neleri götürebileceğinden bahsetti. Tüm dinleyiciler Twitter’ın kabiliyetlerine şaşıp kaldılar ve büyük bir hızla bilgiyi sanal ortamda yaymaya başladılar. Önemsiz bilgiden ortalığı sarsan bilgiye kadar her şey en iyi Twitter’la yayılır.

    Ve sonra haftasonu kızımın arkadaşı Ryan ile tanıştım. Ryan’ın blogunu okumak beni ilk başta korkuttu, daha sonra ise gülümsetti. Söylediği şeylerin çoğu doğru, ama sadece onun yapısında biri bu şekilde ifade edip bu işten sıyrılabilir. Ryan’ın pazarlama hakkında harika fikirleri vardı ve sadece 30 dakikada çok daha fazla bilgi ve geri bildirim ile geri döndü.

    Bu sabah boyunca aldığım tüm bilgileri tekrar değerlendirdim. Zamanın değiştiğine şüphem yok ve uzmanlar şimdi bizim çocuklarımız ve dostlarımız. Hep onların annesi olacağım, ne yapmaları ve nasıl yapmaları gerektiğini söyleyeceğim. Ama şimdi mesele pazarlama, teknoloji ve modayı takip etmek olunca onları can kulağıyla dinleyeceğim.

    Roller değişti mi sizce?