• Dün, 00:06:14
    #1
    https://www.youtube.com/watch?v=yyc3GntDgRU


    Ey Türk Gençliği!
    Birinci görevin, Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuza dek korumak ve savunmaktır.
    Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. Gelecekte bile seni bu hazineden yoksun bırakmak isteyecek iç ve dış düşmanların olacaktır. Bir gün, bağımsızlık ve cumhuriyeti savunmak zorunda kalırsan, göreve atılmak için içinde bulunacağın durumun olanak ve koşullarını düşünmeyeceksin! Bu olanak ve koşullar hiç uygun olmayan bir durumda kendini gösterebilir. Bağımsızlık ve cumhuriyetini yıkmak isteyecek düşmanlar, dünya tarihinde benzeri görülmemiş bir galibiyetin, bir gücün temsilcisi olabilirler. Zorla veya hile ile kutsal yurdun bütün şehirleri teslim alınmış, bütün işletmeleri ele geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesi işgal edilmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acıklı ve korkunç olanı ise, ülkede iktidara sahip olanlar gaflet, sapkınlık ve hatta ihanet içinde olabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri kişisel çıkarlarını, işgalcilerin siyasi amaçlarıyla birleştirerek düşmanla işbirliği yapabilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde ezik ve bitkin düşmüş olabilir.
    Ey Türk geleceğinin evladı!
    İşte bu durum ve koşullar içinde bile görevin, Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
    Muhtaç olduğun güç, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
  • Dün, 00:08:57
    #2
    Üyeliği durduruldu
  • Dün, 00:10:53
    #3
    On sekiz yıl… ne zorlu, ne emsalsiz, ne çetin.
    Fert halinde bir timsal azmine bir milletin:

    Işık saçlı, gök gözlü, Tanrı sözlü bir timsal;
    Sivas'tan Ankara'ya geldi Mustafa Kemal.

    O gün Türk milletinin şahlanan hıncıydı o;
    O gün mazlum Asya'nın kahhar kılıncıydı o.
    Tutuşturmuş değdiği fikri hissi toprağı,

    Alev saçlı, gök gözlü, o ihtilâl bayrağı;
    Dolmuş boş gönüllere, kör gözlere fer olmuş;
    Girdiği her savaşta en son muzaffer olmuş;
    Çıkmış meydana Türk'ün en çok daraldığı gün;
    Odur yenen son makûs talihini Türklüğün:
    Pirene'den, Tuna'dan, Mohaç'tan, Plevne'den
    Ta Sakarya'ya kadar gerisin geri giden
    Müthiş, makûs bir bahtı yenebilir ancak o.
    En haklı ihtilâlin en başında sancak o;
    Ona ta can evinde yer vermeli insanlar.
    Osmanlı anlayamaz onu, ancak Türk anlar:
    Ateşinde erimek, yeniden şekle girmek,
    -Ona ram olmak değil- biraz da olmak gerek;

    Her haliyle örnek o Türk için erkek için;

    Onu anlamış olmak ve onu sevmek için
    Daralınca gönülde o azmi bulmak gerek;
    Ona diz çökmek değil, ona doğrulmak gerek;
    Şarklılık, Osmanlılık, gerilik bir tarafa!
    Garplı kafa, Türk gönül; ak alın, olgun kafa…
    İstediği hasada bu yerde rençberiz biz;

    Onun "Mustafa Kemal" dediği gençleriz biz!

    Ankara! Bayramını gönülden kutlarız.
    Bir daha bunalırsan "o" vardır ve biz varız…
    Atatürk! Burçlarında bekliyoruz biz nöbet;
    Bizce birdir seninçin yaşamak, ölmek; emret!
    Emret: Kanı çekilmiş damarlarla dolaşalım;
    Bir an senin izinden saparsak kahrolalım…


    Şubat 1938






    Behçet Kemal ÇAĞLAR