• 13-10-2026, 15:27:38
    #1
    geçen gün biriyle tanıştım. kitap okur musun? film izler misin? operaya gittin mi? benzeri şeyler sorup üstünlük taslamaya çalıştı.
    en genel anlamda kitap okumayı sevmiyorum.. hammaddesi kağıt olsun, ticari amaçla üretilmiş bir "ürün" olarak görüyorum. yazan vatandaş malı götürürken ben okumadığım için cahillikle suçlandım. işime yarayan, ilgimi çeken "basılı materyal" varsa, okur bilgi alırım ama roman, hikaye, şiir vs. bunlar zerre kadar ilgimi çekmiyor. bu durumda yüzlerce sayfayı okumak için neden zaman harcayayım? en kötü ihtimalle PDF yi yapay zekaya atar, öğrenmek istediğim ne varsa ondan cevap isterim.

    kitap çok satıyorsa zaten ticari olarak konu ele alınır. bu durumda birileri filmini çeksin, bende 2 saat tahammül edip filmini seyredeyim. yada influencerlar kitabın konusunu anlatsın "cahil" kalmayayım.

    işe bak yaa! herifin teki bir hikaye uydurmuş veya şiir yazmış, bende ilgimi çekmediği için okumayınca cahil ilan ediliyorum. bu saçmalığın artık bitmesi lazım. ben teknolojiden hoşlanıyorum o zaman teknolojiyle ilgilenmeyen herkesi cahil ilan edelim. yada yemek yapmayı seviyorum, yemek yapmayı bilmeyen herkesi gerizekalı ilan edelim.

    şunu anlayın artık kitap, roman, sinema, opera, antik kent gezileri vs. ilgi alanıyla alakalıdır. hoşuna gidiyorsa sabahtan akşama kadar film izle, dizi izle, roman oku. fakat bu şekilde yapmayan insanları cahillikle suçlamayın. acaba sen benim sahip olduğum bilginin, tecrübenin yüzde kaçına sahipsin? o tecrübeyi ben kıytırık şiirlerden öğrenmedim ki. bizzat hayatın içinde elde ettim.

    okuma demiyorum okuyacaksan yine oku ama kendin için oku, ilgi alanın olduğu ve keyif aldığın için kitap oku.
  • 13-10-2026, 15:31:32
    #2
    Hocam bilgilendikçe bilgisizlere karşı bir öfke ve sinir oluşuyor olabilir.
  • 13-10-2026, 15:31:56
    #3
    💰+50.000₺ PASİF GELİR
    Bu açıklamayı size cahil diyen arkadaşa da yaptınız mı hocam
  • 13-10-2026, 15:35:56
    #4
    GL4D14TOR adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bu açıklamayı size cahil diyen arkadaşa da yaptınız mı hocam
    cahil diyemez, dedirtmem..
    oraya çağrışım yaptırdı. bende kitaplar ilgimi çekmiyor ticari ürün görüyorum dedim. sinema olarakta korku filmi severim, testere serisi favorimdir dedim sonrada birbirimizle muhatap olmadık
  • 13-10-2026, 15:42:20
    #5
    ledci adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    cahil diyemez, dedirtmem..
    oraya çağrışım yaptırdı. bende kitaplar ilgimi çekmiyor ticari ürün görüyorum dedim. sinema olarakta korku filmi severim, testere serisi favorimdir dedim sonrada birbirimizle muhatap olmadık
    Ona bakarsanız neredeyse her şey ticaridir.
  • 13-10-2026, 15:45:26
    #6
    O tiplerin kitap okuma amacı o zaten


    Kitap okuma lafına hastayım ne okudun diyorum Mal gibi kalıyor yada o dönem ne moda ise onu söylüyor
    Dikkate edin gerçekten entelektüel :
    (Sizden çok yaşlı değilse ) Kitap okuyormuşsun diye sormaz
    Kitap sayısı sormaz Kitaplarını sayısı sorulunca afalalar düşünür afaki rakam verir yada bilmem der
  • 13-10-2026, 15:47:09
    #7
    👑Sr. Software Specialist
    Chat GPT Der ki;

    "Yazının temelindeki düşünce anlaşılır: İnsanlar kitap okumadıkları, operaya gitmedikleri veya sanatla ilgilenmedikleri için cahil ilan edilmemeli. Ancak bu savunmayı yaparken kitap okumayı küçümsemek, edebiyatı yalnızca ticari bir ürün olarak görmek ve başkalarının deneyimlerini değersizleştirmek de aynı hatanın tersinden yapılmış hâli. Karşı tezini, mantıksal çelişkileri öne çıkararak şöyle yazabiliriz:
    Kitap okumadığı için kimsenin cahil ilan edilmemesi gerektiğine katılıyorum. Fakat bu düşünceyi savunurken kitabı, edebiyatı ve sanatı küçümsemek, savunduğun düşünceyle çelişmiyor mu?
    Bir insanın kitap okumaması onu cahil yapmaz. Ancak kitap okumayı gereksiz görmek, edebiyatı yalnızca para kazanmak için üretilen bir ürün olarak değerlendirmek ve yüzlerce sayfalık bir eserin birkaç dakikada yapay zekâya özetlettirilerek tüketilebileceğini düşünmek, konuyu biraz fazla yüzeysel ele almak değil midir?
    Öncelikle, bir kitabın ticari bir ürün olmasıyla insana bir şey katması birbirini dışlayan şeyler değildir. Ekmek de ticari bir üründür, ilaç da. Bir şeyin satılıyor olması, onun değerini ortadan kaldırmaz. Yazarın para kazanması da yazdığı eserin değersiz olduğunun kanıtı değildir. Üstelik bir eserin ticari başarısı ile edebî değeri aynı şey değildir. Çok satan her kitap başyapıt olmadığı gibi az satan her kitap da değersiz değildir.
    Gelelim yapay zekâ meselesine. Elbette bir kitabın özetini yapay zekâya çıkarttırabilir, olay örgüsünü öğrenebilir ve merak ettiğin soruların cevaplarını alabilirsin. Ancak bir eserin ne anlattığını öğrenmekle o eseri deneyimlemek aynı şey değildir. Bir romanın olay örgüsünü bilmek, yazarın karakterleri nasıl inşa ettiğini, düşüncelerini hangi kelimelerle aktardığını, insan psikolojisini nasıl işlediğini ve okurun zihninde nasıl bir sorgulama yarattığını bütünüyle anlamak demek değildir.
    Bir filmi iki saatte izleyerek de bir kitabın konusunu öğrenebilirsin. Fakat filmin kitaptaki hangi ayrıntıları çıkardığını, hangi düşünceleri değiştirdiğini ve hangi karakterleri farklı yorumladığını bilmeden ikisinin aynı deneyimi sunduğunu söyleyebilir misin?
    Üstelik sanatın amacı yalnızca bilgi aktarmak değildir. Bazen bir roman sana hiçbir pratik bilgi öğretmez ama daha önce anlamlandıramadığın bir duyguyu tanıtır. Bir şiir sana yeni bir meslek kazandırmaz ama yıllardır ifade edemediğin bir düşünceyi birkaç dizede anlatır. Bir film sana hayatın bütün gerçeklerini göstermez ama kendi hayatında hiç karşılaşmadığın bir insanın dünyasını anlamanı sağlar.
    Bunların hiçbirini sevmek zorunda değilsin. Fakat sana faydalı gelmiyor diye başkalarına da fayda sağlamadığını varsayamazsın.
    Asıl çelişki ise yazının sonlarına doğru ortaya çıkıyor. İnsanları kendi ilgi alanlarına göre cahil ilan etmeyi eleştiriyorsun. Ardından kendi teknoloji merakını, hayat tecrübelerini ve bilgini öne çıkararak karşındaki kişinin sahip olduğu bilginin senin tecrübelerinin yüzde kaçına denk geldiğini sorguluyorsun.
    Peki, bir insanı kitap okuduğu için üstünlük taslamakla suçlarken kendi tecrübelerini bir üstünlük ölçütü olarak kullanmak ne kadar tutarlı?
    Kitap okumak insanı otomatik olarak bilgili, kültürlü veya iyi bir insan yapmaz. Buna kesinlikle katılıyorum. Fakat aynı şekilde teknolojiyle ilgilenmek, hayatın içinde tecrübe kazanmak veya belirli bir alanda başarılı olmak da insanı her konuda donanımlı yapmaz. Herkesin bilgisi, deneyimi ve dünyayı anlama biçimi farklıdır.
    Burada önemli bir ayrım var: Bir insanın kitap okuması onun senden üstün olduğunu göstermez. Senin kitap okumaman da ondan üstün olduğunu göstermez.
    Ayrıca kitap okumayı teknolojiyle ilgilenmeye benzetmek de tam olarak doğru değildir. Teknoloji çoğu zaman belirli bir sorunu çözmek veya bir ihtiyacı karşılamak için kullanılırken edebiyatın işlevi her zaman somut bir ihtiyaca cevap vermek değildir. İnsan yalnızca işe yarayan şeylere ihtiyaç duymaz. Bazen anlamaya, hissetmeye, hayal etmeye ve kendi düşüncelerini sorgulamaya da ihtiyaç duyar. Bunlar ölçülmesi zor kazanımlardır ama sırf ölçülmeleri zor diye yok sayılamazlar.
    Antik kent gezmek de yalnızca taşlara bakmak değildir. Opera dinlemek yalnızca sahnede şarkı söyleyen insanları izlemek değildir. Roman okumak da yalnızca birinin uydurduğu hikâyeyi öğrenmek değildir. Bunların her biri, isteyen insan için farklı bir düşünme ve deneyim alanı açabilir.
    Elbette bunlara ayıracak zamanın olmayabilir. İlgini çekmeyebilir. Aynı zamanı yazılıma, bilime, spora veya bambaşka bir alana ayırmayı tercih edebilirsin. Bu tercihlerinin hiçbirini savunmak zorunda değilsin.
    Ancak burada bir başka sorun daha var: Bir kitabın konusunu öğrenmekle kitabı okumak arasındaki farkı yalnızca zaman kaybı üzerinden değerlendirirsen, insan deneyiminin tamamını bilgi edinme hızına indirgemiş olursun. Oysa bir kitabın değeri yalnızca sonunda kaç bilgi öğrendiğinle ölçülmez. Bazen önemli olan, okurken hangi sorularla karşılaştığın ve o soruların sende neyi değiştirdiğidir.
    Bir kitabın özetini okumakla kitabın kendisini okumak arasındaki fark, yalnızca birine daha fazla zaman ayırmak değildir. Biri sana eserin içeriği hakkında bilgi verebilir; diğeri ise o içeriğin nasıl kurulduğunu, nasıl hissettirildiğini ve nasıl bir düşünce yolculuğu sunduğunu deneyimleme imkânı verir. İkisi farklı ihtiyaçlara cevap verir.
    Sonuç olarak, kitap okumayan insanlara cahil demek ne kadar yanlışsa kitap okumayı gereksiz bir uğraş olarak görmek de o kadar indirgemecidir.
    Bir insanın kültürlü olup olmadığını kaç kitap okuduğuyla ölçemezsin. Ancak bir insanın kültürlü olup olmadığını değerlendirirken, sırf kendisinin ilgisini çekmiyor diye başka insanların bilgi ve deneyim kaynaklarını değersizleştirmesini de görmezden gelemezsin.
    Özgürlük, yalnızca istediğin şeyle ilgilenmek değildir. Başkalarının senden farklı şeylerle ilgilenmesini de küçümsemeden kabul edebilmektir.
    Kitap okumak zorunda değilsin. Opera dinlemek, şiir sevmek veya antik kent gezmek zorunda da değilsin. Ama bunları sevmemeni, bunların gereksiz olduğunun kanıtı olarak sunamazsın.
    Kısacası mesele kitap okumak ya da okumamak değil. Mesele, kendi tercihlerini herkes için geçerli bir değer ölçüsüne dönüştürüp dönüştürmediğindir."
  • 13-10-2026, 15:50:26
    #8
    Temajet adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ona bakarsanız neredeyse her şey ticaridir.
    çok doğru herşey para kazanmak için üretiliyor.
    film, dizi, tiyatro, konserler vs. bunlarda eğlence sektörünün ürünleri ve amaç para kazanmak.
  • 13-10-2026, 15:57:12
    #9