Şunu alırdım bunu alırdım tarzında bir soru değil daha çok hayatınız nasıl olsun isterdiniz. Mesela "sabah koşu yapar, öğlen her zaman gitmek istediğim o restoranda yemek yer, öğlen işlerimi halleder, akşam istediğim yere giderdim" falan filan gibi.
https://www.youtube.com/watch?v=RBHZFYpQ6nc
Zengin olmanın birden fazla (yaşıyorken) avantajı keza mevcut; her şeyi her şekilde ve koşulda muhafaza edebilir, temin edebilirsiniz. Ancak inanın bana, bir yerden sonra tekrar belirli bir döngüye dahil olacaksınız. Hocam, Dünya’yı GTAya benzetebilirsiniz: size dayatılmış hikâyeyi bitirdikten sonra döngü bitmiyor ve devam ediyor. Ölüm, tüm bunların yani döngünün kırılması için (bir nevi) tasarlanmış ve yaratılmış bir durum. Keza ölümsüz bir yaşantının ne kadar sıkıcı, ne kadar itici ve ne kadar berbat bir oluşum olduğunu bu çapta anlayabilirsiniz.
Sırf bu yüzden insanlar/canlılar ürüyor ve çoğalma durumuna dahil oluyor; çünkü başka çareleri yok. Diğer türlü döngü kimi zaman illallah getiriyor ve içimizi yiyor. O kadar berbat, pis ve dip kötü bir duygu ki inanması güç. İnanılmaz, inanılmaz…
Birkaç ev almak, araba almakla iş bitmiyor. Hayır, öyle bir dünya hiç olmadı. Ne kadar paran varsa, ne kadar güçlüysen o kadar nefsin tavan yapmış ve o kadar arlanmaz bir karaktere ev sahipliği yapıyorsun demektir. İçten içe bu durum kimi zaman sıkıcı geliyor; kimi zaman üstünlük körü körüne seni etkiliyor ve tetikliyor.
Bir kaçış durumu, bir çıkış gerekiyor. Tek gerçek ve hakiki zenginlik, ölümün nöbetçi olduğu o kapıdan geçmekten ibarettir.
Basit bir yaşantı için ev ve bilhassa araba aşırı kâfidir; gerisi nefstir. (Şehir odaklı yaşantı biçimi…)