Söze başlamadan önce burayı politik kaos alanına çevirmeden saygı çerçevesi içinde tartışılmasını rica ediyorum.
Bugün, sosyal medyayı her açtığımızda gözümüze sokulan, videoları milyonlar izlenen ve hepimize bir zehir gibi enjekte edilen büyük yalana odaklanmak istiyorum: "Sıfırdan zengin olmak aslında çok kolay, sadece sen beceremedin veya yeterince istemiyorsun" yalanı.
Sosyal medyaya girdiğinizde veya forumdaki e-kitapların çoğunu incelerken bunu göreceksiniz. Herkes aynı masalı ısıtıp önünüze koyar. Yeterince büyük pasta var ama sende alacak cesaret yok.
Bir kere mantıklı düşünün, bu adamların bahsettikleri pasta bunları aç mı bırakıyor ki size eğitim veya kitap satmaya çalışıyorlar?
Sabah 5'te kalkacakmışım, onun eğitimini alacakmışım vs.
Aslında bunlar sistemin işlemesi için gayet gerekli şeyler arkadaşlar.
Sistem suçu kendinizde aramanızı istiyor. Bir çoğunuz kendinizi suçlu hissediyorsunuz. Çünkü hala fakir veya orta halli olmanızı sizin suçunuz gibi lanse ettiler.
Gelin biraz daha derine inelim.
Bize hep başarı hikayeleri(!) anlatılır ama hikayelerin önsözü hep sansürlenir. Size kimse spesifik bir yol haritası vermez. Üstelik sıfırdan bir şey inşa etmek için sadece "fikir" yetmez. Bugün en ufak bir iş kurmak, dijitalde bir alana girmek bile ciddi bir sermaye, o sermayeyi kaybedince aç kalmayacağın bir güvenlik ağı gerektirir. Arkasında ailesinin maddi desteği olmayan bir gencin hata yapma lüksü yoktur. İlk hatanda dibi boylarsın. Ama sistemin başındakiler sanki herkes eşit şartlarda yarışa başlıyormuş gibi davranır.
Hatırlarsınız Pegasus'un kurucusu Ali Sabancı, bir üniversitedeki etkinlikte "Ben cebimdeki son parayla Pegasus'u kurdum" ifadesini kullanmıştı. Tabii insanlar da haklı olarak "Ya senin arkanda zaten Sabancı Holding var, hangi son para?" diyerek haklı bir tepki göstermişti.
Daha basit bir açıdan inceleyelim. Eğer herkes kendi işinin patronu olur ve finansal özgürlüğüne kavuşursa, sabahın köründe o fabrikaları kim açacak? O plazalarda asgari ücrete veya üç kuruşluk mesaiye kim 10 saat boyunca bilgisayar başında çürüyecek? Sistemin dönmesi için çalışmak zorunda olan insanlara ihtiyaç var. Sistem senin tamamen pes etmeni istemez (çünkü tüketici olmalısın), ama tamamen özgür olmanı da istemez (çünkü o zaman iş gücü olamazsın). Tam olarak sınırda kalmalı, ay sonunu ucu ucuna getirmelisin ki pazartesi günü sistemdeki yerine tıpış tıpış geri dön.
Çalış ,tüket ve öl. Günümüz dünyasında sistemin istedikleri bu.
Kendinizi düşünün mesela. İşin yorgunluğuyla eve geldin, kafanı başka bir alana yoracak takatin kalıyor mu? Senin tek isteğin akşam dizini izleyip huzurla uyumak. Ama maddi olarak sorun yaşadığında problemi kendinde aramanı bekliyorlar.
Özetle;
Sıfırdan zengin olmak imkansız değildir, evet başaranlar vardır ama bu bir kural değil, istisnadır. Sosyal medyanın bize sattığı şey ise istisnaları kural gibi gösterip, düzenin yarattığı eşitsizliği gizlemektir. Çarkların dönmesi için kölelere, kölelerin isyan etmemesi için de bir gün efendi olabilecekleri umuduna ihtiyaçları var.
Peki siz gerçekten kendi çabanızla bu sistemin dışına çıkabileceğinize inanıyor musunuz, yoksa çarklar çoktan üzerimize kilitlendi mi?
Fikirlerinizi merakla bekliyorum. Esen kalın.


