• 31-05-2026, 15:21:33
    #1
    Merhaba Ben Sezer.
    Benim hikâyem bir kavga ile değil… bir anlık öfkeyle başladı.
    2019 yılında, memlekette abimle tartıştık. Tartışma büyüdü. İçimdeki öfke kontrolümü aldı ve elim camla buluştu. O an sadece cam kırılmadı… sağ omzum da parçalandı.
    Acı… kelimelerle anlatılacak gibi değildi.
    Hastaneye götürdüler. Narkoz verdiler. Uyandığımda omzum yerine takılmıştı ama asıl savaş yeni başlıyordu. Günlerce uyuyamadım. Kolum sargıdaydı, ben ise ağrının içinde sıkışıp kalmıştım.
    Bir gün, kolum hâlâ sarılıyken bir arı geldi. Refleksle sol kolumu sağ tarafa savurdum. O an bir şeylerin ters gittiğini hissettim. Omzum çıkmadı belki ama içten içe hasar bırakmıştı. Fark etmeden yaklaşan bir fırtınanın ilk rüzgârıydı bu.
    İstanbul’a döndük. Hayat normale dönüyor gibiydi.
    Ta ki o geceye kadar…
    Uykumdan bir çığlık gibi gelen ağrıyla uyandım. Kımıldayamıyordum. Omzum kendi kendine çıkmıştı. Yatakta öylece kaldım. Ambulans geldi, hastaneye götürdüler.
    Bu sefer narkoz yoktu.
    Bir kişi kolumu çekiyordu…
    Bir kişi havluyla omzumu bastırıyordu…
    Bir kişi de bedenimi sabitliyordu…
    O an… insanın dayanabileceği acının sınırını gördüm.
    Aylar geçti. “Bitti artık” dedim. Ama bitmedi.
    Bir gün arkadaşlarımla otururken, sigara izmaritini sertçe fırlattım. Kolumu öne uzattım… ve yine o his.
    Omzum tekrar çıktı.
    Yine hastane. Yine narkoz. Yine aynı kabus.
    Zaman geçtikçe olaylar sıradanlaşmadı… aksine daha korkutucu hale geldi. Çünkü ne zaman olacağını bilmiyordum.
    Bir gün yakın arkadaşımla şakalaşıyorduk. Kolumu onun sırtına attım. O an yine çıktı. Acıyla yere yığıldım. Tam o sırada babası geldi, beni kaldırdı…
    Ve bir mucize oldu.
    Omzum kendiliğinden yerine oturdu.
    O an sadece şükrettim. Çünkü o acıyı tekrar yaşamaktan kurtulmuştum.
    Ama hikâye hâlâ bitmemişti.
    Yaz geldi. Arkadaşlarla aquaparka gittik. Gülüyorduk, eğleniyorduk. Her şey mükemmeldi.
    Ta ki bir şaka anına kadar…
    Arkadaşım omzumu arkadan çekti.
    Ve yine…
    Havuzun içinde omzum çıktı. Suyun içinde kıvranıyordum. O gün sadece benim değil, herkesin keyfi kaçtı. Hastaneye gittik. Bu sefer doktorlar omzumu zorlamadan, masajla yerine oturttular.
    İlk kez acı biraz daha azdı.
    Ama artık gerçek ortadaydı:
    Bu böyle devam edemezdi.
    Ameliyat günü geldi.
    Kapalı ameliyat yapıldı. Doktorlar başarılı geçtiğini söyledi. Yırtık bölge dikildi. İyileşme süreci başladı. Zordu… ama umutluydum.
    Zamanla toparlandım. Spora başladım. Omuzumu güçlendirdim.
    “Artık bitti” dedim.
    Yanılmışım.
    23 Nisan… İstanbul’da deprem günü.
    Annem parkta görevliydi, özel güvenlikti. Araç girişi yasaktı ama iki kişi ısrarla içeri girmek istiyordu. Tehdit ediyorlardı.
    Daha fazla susamadım.
    “Ne diyorsun lan?” dediğim an… her şey başladı.
    Saldırdılar.
    Tam karşılık verecekken sağ tarafımdan omzuma sert bir tekme geldi.
    Ve yine…
    Omzum çıktı.
    Yere düştüm. Acıdan kıvranıyordum. Ama bitmedi. 5–6 kişi üzerime saldırdı. Yerde vurmaya başladılar. İnsanlar araya girdi.
    O gün sadece omzum değil… sabrım da sınandı.
    Şikayetçi oldum. Darp raporu aldım. Ama aylar geçmesine rağmen dava hâlâ açılmadı.
    Sonra doktorumla konuştum. Bazı ameliyatların tutmayabileceğini söyledi. Ben de kararımı verdim.
    Bir daha yarım kalmayacaktı.
    Açık ameliyat olacaktım.
    “Boksör ameliyatı” dediler. Kabul ettim. Yırtık tekrar onarıldı. Omzuma iki vida takıldı.
    Bu sefer süreç daha ağırdı.
    İlk aylar kolumu kaldıramıyordum. Güç yoktu. Sadece bilek altını kullanabiliyordum. Basit bir hareket bile büyük bir mücadeleydi.
    Ama pes etmedim.
    Fizik tedavi… sabır… çaba…
    Zamanla toparladım.
    Şimdi…
    Şükürler olsun, omzum güç olarak iyi. Ama hâlâ tamamen iyileşmiş değil. Hareket ettirdiğimde kemik sesleri geliyor. Deltoid kasımda sinir hasarı var. İyileşmesi uzun sürecek.
    Ama ben alışığım artık.
    Çünkü bu sadece bir omuz hikâyesi değil.
    Bu…
    acıya rağmen ayağa kalkmanın,
    defalarca düşüp tekrar denemenin,
    ve vazgeçmemenin hikâyesi.
    Ben Sezer.
    Ve ben hâlâ iyileşiyorum.
  • 31-05-2026, 15:30:15
    #2
    geçmiş olsun, çok üzüldüm dikkkat et kendine
  • 31-05-2026, 15:35:11
    #3
    Baştan sona okudum, çok geçmiş olsun.
  • 31-05-2026, 15:39:45
    #4
    Gecmis olsun tamda gencligin baharinda
  • 31-05-2026, 15:43:08
    #5
    geçmiş olsun umarım tekrarlamaz, öfkeye hakim olmak gerekir bir de izmariti atmak için omuzdan kuvvet almadan çöpe bırakabilirsin
  • 31-05-2026, 15:52:50
    #6
    Çok geçmiş olsun. İnşallah tekrar yaşamazsın
  • 31-05-2026, 16:10:52
    #7
    bu ne kardeşim izafiyet teorisi mi çok uzun okuyamam birisi özet geçsin
  • 31-05-2026, 16:41:46
    #8
    Benimde havuza düşünce sağ omuzun çıktı hem de ufak bir kırık oldu ve dirsekten yukarısı arkaya dönmüştü ben o an omuzun yukarıya doğru çıktığını anladım bir hamleyle sol elimle sağ elimden tutup aşağıya çekince omuz yerine geldi dirsek üstünden tekrar normale döndü kaç doktora gittim bilmiyorum 40 gün askıda kaldım 1 ay fizik tedavi kolum açıldı ama ağrılı bazı açılarda ağrısı var çok sıkamıyorum güçsüzleştide 3 yıl oldu bakalım
  • 31-05-2026, 17:06:53
    #9
    sezer49 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Merhaba Ben Sezer.
    Benim hikâyem bir kavga ile değil… bir anlık öfkeyle başladı.
    2019 yılında, memlekette abimle tartıştık. Tartışma büyüdü. İçimdeki öfke kontrolümü aldı ve elim camla buluştu. O an sadece cam kırılmadı… sağ omzum da parçalandı.
    Acı… kelimelerle anlatılacak gibi değildi.
    Hastaneye götürdüler. Narkoz verdiler. Uyandığımda omzum yerine takılmıştı ama asıl savaş yeni başlıyordu. Günlerce uyuyamadım. Kolum sargıdaydı, ben ise ağrının içinde sıkışıp kalmıştım.
    Bir gün, kolum hâlâ sarılıyken bir arı geldi. Refleksle sol kolumu sağ tarafa savurdum. O an bir şeylerin ters gittiğini hissettim. Omzum çıkmadı belki ama içten içe hasar bırakmıştı. Fark etmeden yaklaşan bir fırtınanın ilk rüzgârıydı bu.
    İstanbul’a döndük. Hayat normale dönüyor gibiydi.
    Ta ki o geceye kadar…
    Uykumdan bir çığlık gibi gelen ağrıyla uyandım. Kımıldayamıyordum. Omzum kendi kendine çıkmıştı. Yatakta öylece kaldım. Ambulans geldi, hastaneye götürdüler.
    Bu sefer narkoz yoktu.
    Bir kişi kolumu çekiyordu…
    Bir kişi havluyla omzumu bastırıyordu…
    Bir kişi de bedenimi sabitliyordu…
    O an… insanın dayanabileceği acının sınırını gördüm.
    Aylar geçti. “Bitti artık” dedim. Ama bitmedi.
    Bir gün arkadaşlarımla otururken, sigara izmaritini sertçe fırlattım. Kolumu öne uzattım… ve yine o his.
    Omzum tekrar çıktı.
    Yine hastane. Yine narkoz. Yine aynı kabus.
    Zaman geçtikçe olaylar sıradanlaşmadı… aksine daha korkutucu hale geldi. Çünkü ne zaman olacağını bilmiyordum.
    Bir gün yakın arkadaşımla şakalaşıyorduk. Kolumu onun sırtına attım. O an yine çıktı. Acıyla yere yığıldım. Tam o sırada babası geldi, beni kaldırdı…
    Ve bir mucize oldu.
    Omzum kendiliğinden yerine oturdu.
    O an sadece şükrettim. Çünkü o acıyı tekrar yaşamaktan kurtulmuştum.
    Ama hikâye hâlâ bitmemişti.
    Yaz geldi. Arkadaşlarla aquaparka gittik. Gülüyorduk, eğleniyorduk. Her şey mükemmeldi.
    Ta ki bir şaka anına kadar…
    Arkadaşım omzumu arkadan çekti.
    Ve yine…
    Havuzun içinde omzum çıktı. Suyun içinde kıvranıyordum. O gün sadece benim değil, herkesin keyfi kaçtı. Hastaneye gittik. Bu sefer doktorlar omzumu zorlamadan, masajla yerine oturttular.
    İlk kez acı biraz daha azdı.
    Ama artık gerçek ortadaydı:
    Bu böyle devam edemezdi.
    Ameliyat günü geldi.
    Kapalı ameliyat yapıldı. Doktorlar başarılı geçtiğini söyledi. Yırtık bölge dikildi. İyileşme süreci başladı. Zordu… ama umutluydum.
    Zamanla toparlandım. Spora başladım. Omuzumu güçlendirdim.
    “Artık bitti” dedim.
    Yanılmışım.
    23 Nisan… İstanbul’da deprem günü.
    Annem parkta görevliydi, özel güvenlikti. Araç girişi yasaktı ama iki kişi ısrarla içeri girmek istiyordu. Tehdit ediyorlardı.
    Daha fazla susamadım.
    “Ne diyorsun lan?” dediğim an… her şey başladı.
    Saldırdılar.
    Tam karşılık verecekken sağ tarafımdan omzuma sert bir tekme geldi.
    Ve yine…
    Omzum çıktı.
    Yere düştüm. Acıdan kıvranıyordum. Ama bitmedi. 5–6 kişi üzerime saldırdı. Yerde vurmaya başladılar. İnsanlar araya girdi.
    O gün sadece omzum değil… sabrım da sınandı.
    Şikayetçi oldum. Darp raporu aldım. Ama aylar geçmesine rağmen dava hâlâ açılmadı.
    Sonra doktorumla konuştum. Bazı ameliyatların tutmayabileceğini söyledi. Ben de kararımı verdim.
    Bir daha yarım kalmayacaktı.
    Açık ameliyat olacaktım.
    “Boksör ameliyatı” dediler. Kabul ettim. Yırtık tekrar onarıldı. Omzuma iki vida takıldı.
    Bu sefer süreç daha ağırdı.
    İlk aylar kolumu kaldıramıyordum. Güç yoktu. Sadece bilek altını kullanabiliyordum. Basit bir hareket bile büyük bir mücadeleydi.
    Ama pes etmedim.
    Fizik tedavi… sabır… çaba…
    Zamanla toparladım.
    Şimdi…
    Şükürler olsun, omzum güç olarak iyi. Ama hâlâ tamamen iyileşmiş değil. Hareket ettirdiğimde kemik sesleri geliyor. Deltoid kasımda sinir hasarı var. İyileşmesi uzun sürecek.
    Ama ben alışığım artık.
    Çünkü bu sadece bir omuz hikâyesi değil.
    Bu…
    acıya rağmen ayağa kalkmanın,
    defalarca düşüp tekrar denemenin,
    ve vazgeçmemenin hikâyesi.
    Ben Sezer.
    Ve ben hâlâ iyileşiyorum.
    Baştan sona okuduğum nadir şeylerden, çok geçmiş olsun dikkat edin hocam.