bireysel çabanın önemine katılmakla beraber, yaşanan olaylar makroyu bozduğu için denizdeki kum tanesi olan bizleri olumsuz etkiliyor. şayet banka hesabımda en az 1 milyon dolar param olsaydı ülkedeki sorunlar umrumda olmazdı. en kötü senaryoda iç savaş veya yabancı ülkeyle savaş filan çıksada başka bir ülkeye basar giderdim, bunu finanse edecek kaynağım olsaydı kafam rahat olurdu bunları düşünmezdim..
maalesef o kadar param yok dolayısıyla Afrikada ki küçücük su birikintisinde hayatta kalmaya çalışan balık gibi hissediyorum. yaz mevsimine o suda giriyorsun, kışa kadar hayatta kalma mücadelesi vereceksin. son kalan su buharlaşsa (makro kontrolüm dışı) boğularak ölürsün. avcı hayvanlar gelse (makro kontrolüm dışı) yenilerek ölürsün. hayatta kalman pamuk ipliğine bağlıyken kontrol edemediğimiz güçler makro dengeleri alt üst ediyorlar.
işin en acı tarafı değişimi gerçekleştirmesi için umutlandığımız, desteklediğimiz kişiler aslında değişimin olmaması için o makamlara getirilen kişilermiş. senaryosu belli olan bir oyunun içindeyiz, bütün aktörler emri belirli merkezlerden alıyor ve bize hayal satıyorlar. hiçbirşeyin değişmeyeceğini bildikleri halde insanları kandırıyorlar.
sonuç olarak bu ülkede geleceğin daha iyi olacağına dair hiçbir işaret, emare göremiyorum. geçen sene farklı bir konuda, o günler için, yaşadığımız en iyi günler olduğunu söylemiştim. o konuda insanlar battık zarar ettik diyordu. bugün içinde aynı şeyi söylüyorum yaşadığımız günler (Mayıs 2026) olabilecek en iyi günlerdir, bundan bir kaç sene sonra çok daha kötü günler yaşayacağız. herkes planını bu senaryoya göre yapsın.
Gençlerin endişesi
9
●436