• 10-12-2025, 16:42:11
    #1
    Hz. Yusuf, bir kuyunun sessizliğini yıllara bedel bir sabırla taşıdı.
    Hz. İbrahim, alevlerin ortasında teslimiyeti öğrendi.
    Hz. Eyyub, acının her türlünü tadarken umudunu korudu.
    Hz. Yunus, denizin dibinde, kimsenin duymadığını sandığı bir duanın içinde kaldı.

    Göğe en yakın olanlar bile beklemeyi yaşadıysa, bizim her şeyin anında olmasını istememiz ne kadar da tuhaf!..


    Yusuf bir hikâye kahramanı değildi; ihaneti, iftirayı, karanlığı gerçek bir insan gibi yaşadı. O kuyu, sadece karanlık bir çukur değil, hayatın “hiçbir şey olmuyormuş gibi görünen” durağan anlarının sembolüydü.
    İbrahim ateşe atıldığında, sonucun mucize olacağını bilmiyordu. Ateşin serinleşeceğini görmeden önce o da “burada bitiyor galiba” duygusunu tattı.
    Eyyub’un sınavı sadece bedeniyle değildi; kaybettikleriyle, yalnızlığıyla, görünmeyen yaralarıyla da mücadele etti. Ama umut, bedenin çöküşünden daha güçlüydü.
    Yunus, karanlığın en koyu yerinde, kimsenin ulaşamayacağı bir boşlukta bekledi. En fazla yalnız hissettiği yerde, aslında en çok duyulandı.


    Peki biz neden küçük bir gecikmeyi bile “reddedildik” diye okuyacak kadar kırılganız?
    Çünkü bu çağ bize beklemeyi unutturdu.


    Her şey “şimdi” üzerinden işliyor: şimdi mesaj, şimdi bildirim, şimdi sonuç. Bir uygulama iki saniye düşünse geriliyoruz. Beklemeyi başarısızlıkla eşitleyen bir bakış geliştirdik. Bir şey gecikince “olmuyor” sanıyoruz.
    Hâlbuki çoğu zaman zannettiğin kadar hazır değilsindir; ya da gerçekten hazırsındır ama zamanın gelmemiştir. Biz “henüz değil”i, çok çabuk “hiç olmayacak”a çeviriyoruz.


    Hiçbir büyük hikâyede “Bir sabah kalktı ve her şey bir anda oluverdi” denmez.
    Ama her büyük hikâyede şu mutlaka vardır: bekledi, dayandı, olgunlaştı ve sonunda gerçekleşti.


    Belki de mesele şudur: gecikmeyi kişisel bir yara gibi algılıyoruz. Oysa bazen gecikme bir koruma, bazen bir hazırlık dönemidir. Yusuf saraya kuyudan önce çıksaydı hikâyesi bugün bu kadar öğretici olur muydu?


    Belki artık şöyle düşünmeliyiz:
    Bazı kapılar yüzümüze kapanmadı, sadece zamanı gelmediği için açılmadı.


    Sonuç, sabır, sabır, sabır!..

    *Not: Linkedn üzerinden alıntıdır, çok beğendiğim için sizlerle paylaşmak istedim.
  • 10-12-2025, 16:43:27
    #2
    VipsMedya.Com
    ya sabir sübhanallahil azim
  • 10-12-2025, 16:45:25
    #3
    elinize sağlık okudum sonuna kadar
  • 10-12-2025, 17:17:07
    #4
    Bugünlerimize çok şükür,şükür ve sabır gerek
  • 10-12-2025, 17:20:11
    #5
    AKSOYOGLU adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sen ne anlatıyorsun be abi 🤢🤮
    Anlayan anlıyor, sen kenara çekilebilirsin. Anlamadığın şeylere de yorum yapmak zorunda değilsin!..
  • 10-12-2025, 17:21:03
    #6
    AKSOYOGLU adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sen ne anlatıyorsun be abi 🤢🤮
    burada her inanıştan her düşünceden insan var hitap edilen kitleye paylaşım olmuş saygısızca yorum yazmana ve ifade kullanmana gerek yok sana anlamsız gelen bu forumda binlerce kişiye anlamlı gelebilir hayata dair bir pay hisse çıkarabilir kendine, saygısızlık yapma