• 28-06-2025, 02:56:28
    #1
    Selam olsun,

    Bazı yerlerde ve konularda Atatürk ile ilgili konulduğunda ya da yazıldığında siyaset yasak tarzı eleştiriler geliyor.
    Hiçbir ülkenin kurucusu siyasi figür olarak ele alınmazken bizim ülkemizde internet ya da fiziksel ortamlarda Atatürk'ü siyasi olarak görmekte.
    R10 bu konuda istisna bir platform ve bu yüzden ayrı bir sevgim, saygım var.

    Kamuya verdiğimiz spot şeklinde mesajımızdan sonra konuya giriş yapabiliriz.

    Atatürk gibi liderler, devlet kuran insanlardır.
    Kurulmuş bir devletin yönetimini yapan hükumetlere benzemez ve günlük siyasetle değerlendirilemez.
    Bu bir kanun değil sadece aklın gereği bir durumdur.

    Bir ülke kurmak ile kurulu bir ülkeyi yönetmek teknik olarak farklı şeyler olduğundan kurucular, yöneticilerden çok farklı özelliklere sahiptir.
    Atatürk tüm dünyada Aydınlanmacı Despot olarak tanınır.
    Bizim Atatürksüz Atatürkçüler ve Atatürk düşmanlığı güdenler vay efendim despot mu dedin? diye rabarba yapmayı çok sever.
    Despot dediğimiz kişi yüzeysel olarak tepeden alta doğru empoze eden kişidir.
    Bu aydınlanmacı ya da gerileyici şekillerde olabilir.
    Aydınlanmacı Despot bir övgü ifadesidir.

    Atatürk, millete siz cumhuriyet mi istiyorsunuz yoksa halifeniz mi olayım diye millete sormamıştır ya da fikrini almamıştır.
    Milletin faydasını gözeterek Cumhuriyeti ve laikliği dikte etmiştir.
    Osmanlı'da 600 sene boyunca tebaa olan bir milletin laiklik, cumhuriyet, demokrasi gibi talepleri olması ya da bilgili olması mümkün olmadığından bunları talep etme durumu söz konusu değildir.
    Gerileyici despotlar kendini halife ilan eder ve keyfini sürer. Saddam, hitler vs. vs.
    Aydınlanmacı despotlar ise toplumun iyiliği için toplumun yararına olan şeyleri toplum kavramasa bile dayatır. Atatürk gibi.

    Atatürk'e saltanat ve hilafeti üstünüze alın baskıları ve talepleri varken bunu reddedip bu talep ve isteklere rağmen Cumhuriyet ve demokrasi bilincini yerleştirmesi kendi çıkarına değil toplumun çıkarınadır.
    Evet, dayatmıştır çünkü alternatif yoktur. 600 sene boyunca Osmanlı ailesinin mülkünde yaşamış bir toplumun özgürlük, eşitlik, seçme seçilme gibi kavramları talep etmesi düşünülemez.

    Atatürk'ü siyaset üstü kılan şey ise sadece ülkeyi kurmuş olması yani popüler ifadeyle "KURUCU ÖNDER" olması değildir.
    Gerçi şimdi herkes kurucu önder diye anılabiliyor diye kinayemi yaparak devam edeyim.

    Atatürk sadece ülkeyi kurmak, devrimler yapmak, aydınlanmacı olması ya da askeri dehasıyla siyaset üstü olmadı.
    Siyaset üstü olmasının asıl nedeni sağ görüş, sol görüş, siyasal islamcı ya da her hangi bir ideolojiye hapsolmuş olmamasıdır.
    Tek bir ideolojisi vardır ve bu ideoloji siyasi değildir.
    Milletimizin menfaati, Çağın gereklilikleri, aklın ve bilimin gereklilikleri ve sürekli bir gelişim halini temel alan bir ideolojidir.

    Türk Tarih Kurultayları, Güneş dil teorisi, mu kıtası, Türkoloji çalışmaları vs. birçok çalışmayı başlattığından sağ görüşlüler bunları gündeme getirir.
    Sosyal devlet, anti emperyalist, tam bağımsız ve yurtta sulh cihanda sulh bakış açılarını solcular konu eder.
    Meclisi kuran okuyarak açması, Kuranı Türkçe meal yaptırması, ömrü boyunca hiçbir islam devletiyle savaşmaması, sadece islam dışı devletlerle savaşmasını konu eder.

    Bu Atatürk'ün belirli bir siyasi görüşe değil salt Türk Milletinin çıkarları ve aklın, bilimin çizgisinde olduğunu izah eder.
    Bu nedenle her görüşten toplulukta Atatürk'ü seven insanlar vardır.
    Hatası ile yanlışıyla ve doğrularıyla Atatürk bu toprağın has bir evladıdır.
    Tüm gayreti Türk Milletini daha çağdaş, daha refah içinde yaşamasına yöneliktir.
    Siyasi bir parti liderinden ziyade siyasi partilerin olabileceği bir ülkeyi kurmayı başarmıştır.

    Atatürk'ten sonra ülkemizi yönetenlerin hepsi tüm kurum, kuruluş, fabrikalar, düzenli ordu vb. birçok şeye hazır konmuş ve inandığı ideoloji çerçevesinde yönetmiştir.
    Hazırı yönetmek ile yönetilecek olanı kurmak arasında ciddi bir fark vardır.
    Bugün ülkemizi yönetenlerin tamamı Atatürk'ün imzaladığı antlaşmaların sağladığı avantajlarla hazır bir devleti yöneten siyasetçilerdir.
    Lozan imzalanmıştır, Ortadoğu ülkeleriyle birçok barış antlaşması imzalanmıştır, BM ye ilk davet edilen ülke olarak girilmiştir, İstanbul boğazının yönetimin elimizde olması vs. vs. onlarca büyük yüzlerce görece küçük antlaşma...

    Atatürk'ten sonra gelenler siyasetçidir ve belirli siyaset yöntemleriyle insanları etkileyip oylarını alarak siyaset yapmaktadır.
    Atatürk ise CHP, AKP, İyi Parti, DP, Anap, SHP, DSP, Refah, Yeniden Refah, Anahtar parti ya da ismini yazamadığım tüm partilerin var olma nedenidir.
    Osmanlıyı özleyen ama Osmanlı olsa hiç kurulamayacak ve seçip seçilemeyecek insanların ülkeyi yönetecek duruma gelebilmeleri bile Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyetin güzelliğidir.
    Atatürk bir siyaset malzemesi, siyasi görüş önderi değildir. Tüm siyaseti görüşlerin ve partilerin kurulma nedeni ve teminatıdır.
    İşte bu nedenle Atatürk siyaset üstüdür.

    Öyle yazasım geldi.
  • 28-06-2025, 03:01:34
    #2
    Elinize yüreğinize sağlık.
  • 28-06-2025, 03:02:12
    #3
    O sadece bir lider değildi; zamanı yırtıp geçen bir dâhiydi. 20. yüzyılın ortasında, 21. yüzyılın aklıyla bir millet inşa etti..


    Benimde öyle yazasım geldi Hocam..✋
  • 28-06-2025, 03:41:03
    #4
    Çok yönlü bir kişiliğinin olması en büyük cevaptır. Hangi siyasi lider dönemin bilim adamlarından ileri seviyede ilim sahibi veya askeri bir deha?
  • 28-06-2025, 05:36:28
    #5
    Üyeliği durduruldu
    Dünya tarihinde hiçbir varlık tanrı üstü peygamber üstü bir seviyeye oturtulmazken Türkiyede Atatürk bu makama oturtulmuştur.

    Türkiyede yaşanan ilginç ritüeller ve bürokratik kördüğümler dünyada şaşkınlığa neden olmuştur.

    Örneğin bir ineğin yanlışıkla Atatürk büstünü devirmesi sonucu ineğe dava açılmış ve inek sürgün edilmiştir. Bunun gibi sayısız olay var.

    Kurucu lider kurtarıcı önder deyimleri abartılarak tanrı üstü peygamber üstü bir kavram üretilmiştir. Dünyada eleştirilmesi tartışılması mümkün olmayan tek varlık haline getirilmiştir.


    Kuşkusuz bu sayede karun gibi servet kazananlar, firavun gibi otorite sahibi olanlar, arsen lüpen gibi halkı soyanlar, kenan evren gibi darbe yapanlar türemiştir. Bunların hepsi de yaptıklarını Kemalizm bahanesiyle yasal zemine oturtmuş ve topluma kabul ettirmiştir.


    Yıllardır belediye soydukları bilinen bazı çevreler bugün hala daha belediyeyi soyup paraları bavullarla taşırken suçlarını örtmek için Kemalizme dayanıyorsa bu sürpriz değil.
    Devletçiliği halkçılığı çiğneyip laikliği ağzına sakız edinenlerin de Kemalizme dayanıp hatalarını topluma kabul ettirmesi sürpriz değil.
  • 28-06-2025, 05:46:32
    #6
    Üyeliği durduruldu
    Muassır batı medeniyetleri tarihte kalan siyasetçileri tarihte rahat bırakmıştır. Çünkü batı kendi dışında kalanalrı sömürürüken kendi içinde adalet ve demokrasi tiyatrosu ile yaşıyor.

    Biz ise sömürülen gelişmekte olan bir ülke olarak kendi içinde elit sömürgeci bir tabak oluşturduk. O tabakayı kemalizm ile koruyup yaşatıyoruz. Toplumun geri kalanı onların kulu ve kölesi olarak yaşamak durumunda.

    Ankara valisi nevzat tandoğan ulan öküz anadolulu derken toplum içindeki bu kast sistemini en açık şekliyle ifade ediyordu.


    Alıntı
    "ulan öküz anadolulu! sizin milliyetçilik ile, komünizm ile ne işiniz var? milliyetçilik lazımsa bunu biz yaparız. komünizm gerekirse onu da biz getiririz. sizin iki vazifeniz var: çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek, askere çağırdığımızda askere gelmek."

    nevzat tandoğan, 1944
    Halk askerlik yapacak, çiftçilik yapacak ve vergi ödeyecek. Elit kesim ise siyaset ekonomi sanat gibi lokomotif etkin alanları yönetecek.

    Burada devletin halkçılık ilkesinin, seçme ve seçilme hakkının vs ne hale getirildiğini görmek gerek.
    ***


    En küçük kasabalardan tutun, en büyük metropollere kadar.... Devleti milleti soyanlar suç işleyenler trafik kazası yapanler jandarmaya polise savcılığa düşünce tek savunma yolları bizler Atatürkçüyüz oluyor.

    Ülkeyi baştan sona gezin heryerde sorun . Yıllarca bu hep böyle olmuştur. Atatürk bir siyasetçi olarak tarihte bırakılmamış, çıkar elde edilmesi için her zaman her yerde kullanılmıştır.
  • 28-06-2025, 09:42:50
    #7
    Güzel bir yazı olmuş, Elinize sağlık.
  • 28-06-2025, 09:59:45
    #8
    Kurumsal PLUS
    looktr adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Dünya tarihinde hiçbir varlık tanrı üstü peygamber üstü bir seviyeye oturtulmazken Türkiyede Atatürk bu makama oturtulmuştur.

    Türkiyede yaşanan ilginç ritüeller ve bürokratik kördüğümler dünyada şaşkınlığa neden olmuştur.

    Örneğin bir ineğin yanlışıkla Atatürk büstünü devirmesi sonucu ineğe dava açılmış ve inek sürgün edilmiştir. Bunun gibi sayısız olay var.

    Kurucu lider kurtarıcı önder deyimleri abartılarak tanrı üstü peygamber üstü bir kavram üretilmiştir. Dünyada eleştirilmesi tartışılması mümkün olmayan tek varlık haline getirilmiştir.


    Kuşkusuz bu sayede karun gibi servet kazananlar, firavun gibi otorite sahibi olanlar, arsen lüpen gibi halkı soyanlar, kenan evren gibi darbe yapanlar türemiştir. Bunların hepsi de yaptıklarını Kemalizm bahanesiyle yasal zemine oturtmuş ve topluma kabul ettirmiştir.


    Yıllardır belediye soydukları bilinen bazı çevreler bugün hala daha belediyeyi soyup paraları bavullarla taşırken suçlarını örtmek için Kemalizme dayanıyorsa bu sürpriz değil.
    Devletçiliği halkçılığı çiğneyip laikliği ağzına sakız edinenlerin de Kemalizme dayanıp hatalarını topluma kabul ettirmesi sürpriz değil.
    Neyzen Tevfik'in çok güzel bir sözü bu yoruma çok yakışırdı ama bu tartışmanın sonu silivri'de biter...
    Bu tür tartışmaların forumda olmaması en doğrusudur @Coşkun Çetin; @BilalBayar;
  • 28-06-2025, 10:22:53
    #9
    Bitmiş bir milletin nasıl ayağa kalktığını 2025 yılında hala göremeyenler var. Benim kedi bunlardan daha akıllı valla.