- Sabahları TV başına geçip Power Rangers, Keloğlan, Taş Devri izlerdim
- Nokia 3310la Snake oynarken annem aramasın diye dua ederdim, çünkü oyun giderdi
- Mahallede gazoz kapağı biriktirmek neredeyse bir meslek gibiydi
- Kalem kutumda kokulu silgi olmazsa okula eksik gitmiş gibi hissederdim
- Herkes MSN kullanırdı, ama birine yazmak için önce 10 kez çevrimdışı-çevrimiçi olurduk
- İnternet kafede saatli oynamak ayrı bir stres sebebiydi, süre bitmesin diye dua ederdik
- Mahalle maçında top kiminse o kaleye geçmezse maç iptal olurdu, tartışmasız kuraldı
- Akşam yemeğinden sonra ailece oturup Kurtlar Vadisi izlemek baya bi olaydı
- Okula müzik dinlemek için pilli MP3 çalarla gitmek bir statüydü
2000'lerin başında çocuk olmak nasıldı?
4
●142
- 21-06-2025, 22:47:33
- 21-06-2025, 23:11:13Pilli mp3 mü =) Bir haftalık harçlığımı ( günlük 1 ₺ ) biriktirip hafta sonu Eminönünden kulaklıklı radyo almıştım. Üfff be ! 3310 u bilmem ama ilk telefonum bosch markaydı. Çaldırmıştım. Sonra Ericsson 688. Daha daha gerilerde hatırladığım en güzel şeylerden biri sabah 10 misketle çıktığım eve akşam bir poşet misketle dönerdim. Ayrıca ölüm kurmasının ustasıydım ! Her akşam evin camından yağma yapardım.
- Ölüm kurması nedir ? 100% kazandıran matematiksel hesaba dayanan bir kart hilesi. Aslında bir hile değil ama karşı tarafın yapabileceği hiçbir şey yok =)
- Yağma derken ? Bütün gün kazandığım kartları Şaban misali camdan mahallenin çocuklarına fırlatırdım. Kapışırlardı. Mahallenin çocukları dediğime bakmayın ben de çocuktum
- 21-06-2025, 23:43:16Sabahın 6'sında kalkıp 6.30 yayınlanacak "Arı Maya" ya da "Bir Varmış Bir Yokmuş'u" beklemek ve beklerken çoğu zaman uyuyakalmak. Hatta daha ironik olarak Süper Mario'nun çizgi filmini izlemek evet evet vardı bir ara o çizgi film ama fazla yayınlanmadı
Çizgi Filmi . Hatta bir ara Star TV'de anime yayınlanıyordu efsane bir animeydi "Dragon Ball" ama ne zaman bunu yayınlamaya başlasalar RTÜK kanala 10-15 gün kapatma cezası verirdi ve tekrar açıldığında yayınlamazlardı.
Gazoz kapağı biriktirmek hatta kibrit kutusundan ters mi düz mü oynamak vardı. Top olmayınca bir çam kozalağıyla da idare ederdik.
O zamanlar yokluğun içinde hakiki varlığın keyfini alıyorduk şimdi ise varlığın içinde yokluğu yaşıyoruz...