Merhaba arkadaşlar, nasılsınız?
Öncelikle yazdığım şeyleri kimse okumak, yanıtlamak ya da beğenmek zorunda değil. Yazdığım her şeyi içimden gelerek, yaşadığım süreçlerin sonucunda edindiğim farkındalıklar sayesinde yazdım.
Aralık ayının ikinci haftasından itibaren nenem mide kanseriyle mücadele etmeye başladı. Daha önce de göğüs kanserini atlatmıştı, şükürler olsun
Bu kez de zorlu bir sürece girdi. Yaklaşık iki-üç ay boyunca tedavisiyle yakından ilgilendik. Ameliyatı başarılı geçti, şu an durumu iyi, kemoterapiye başladı. Allah'tan umut kesilmez
Ancak bu süreçte beni derinden etkileyen bir başka şey oldu: Nenemin çevresindeki insanların tavrı.
Normalde halini hatrını bile sormayanlar, nenem hastalanınca bir anda başucunda belirdi. Arayıp sormayan akrabalar, ziyaret üstüne ziyaret yapmaya başladı. Ama neden? Gerçekten onu sevdikleri için mi, yoksa kaybetme korkusu yüzeye çıktığı için mi?
Bu yalnızca neneme özgü bir durum değil. Hayatın her alanında aynı şeyi gözlemliyoruz. Bir insanı, bir işi, bir dostluğu ya da aile bireyini; ancak kaybetme ihtimali belirdiğinde kıymetli buluyoruz. Oysa sevgi, ilgi ve değer; hatırlatmaya ihtiyaç duymadan gösterilmesi gereken duygulardır. Neden değer vermek için illa bir şeyin elimizden kayıp gitmesini bekliyoruz?
Bir insanı gerçekten seviyorsak, bunu hasta olduğunda değil, sağlıklıyken göstermeliyiz. Bir dostumuza yalnız hissettiğinde değil, her zaman yanında olduğumuzu belli etmeliyiz. Çocuğumuza vakit ayıramadığımızda değil, vakit yaratabildiğimiz her an onunla olmalıyız. Anne babamız hayattayken ilgilenmek yerine, onların vefatından sonra "keşke" demenin bir faydası olmuyor. Sevgi, bir cenazede ağıt yakmakla değil, yaşarken sarılmakla, gözlerinin içine bakarak "iyi ki varsın" demekle anlam kazanıyor.
Yanımızdaki bir insana küçük bir tebessüm göstermek bile onun gönlünde kocaman bir iz bırakabilir. Elinde poşetlerle yürüyen bir teyzeye yardım etmek, bir çocuğun başını okşamak, bir dostumuza "Nasılsın?" demek
Bunlar küçük gibi görünse de insanın iç dünyasında büyük kapılar aralar.
İnsan bazen sahip olduğuna o kadar alışır ki, bir gün onu kaybedeceğini düşünmez. Oysa her şeyin bir sonu var. Bugün yanında olan, yarın olmayabilir. Bu yüzden değer vermek için son dakikayı, son nefesi, son fırsatı beklememeliyiz. Çünkü bazı şeylerin telafisi olmuyor.
Sevdiğini yaşarken sev, yanında olanı ilgisiz bırakma, kıymet bilenlerden ol
Değer, zamanında verildiğinde anlamlıdır. Gecikmiş bir özür, zaman aşımına uğramış bir sevgi, geri getiremediğimiz bir insan
Hepsi, birer pişmanlık sebebi olur.
Yaşamış olduğum bu süreçten dolayı mesajına dönemediğim, projelerinde ister istemez aksaklık yaşattığım herkesten özür dilerim. Herkese yanıt vermeye çalışıyorum, yanıt veremediğim, unuttuğum arkadaşlar varsa lütfen benimle iletişime geçsinler.
Sevdiklerinizin değerini, zamanı varken bilin.
2
●122