Değerli zamanını ayırıp okuyan herkese teşekkür ederim.
Aşağıda haritadaki yeşil alan dozerle düzeltilip çam ağacı dikilmiş bir bölge. Irmak yatağının hemen yanındaki bu alan eskiden seyrek ormanlıktı. Çınar, kızılağaç ve ılgın çalılıkları başta olmak üzere özgün bir floraya sahipti.
Üniversite açıldıktan sonra kampüs alanına dahil olan bölge tel çit içine alındı. Ülkedeki dozerle düzeltme ve çam dikme aşkı sayesinde burası da çam koruluğu haline getirildi.
Bu alandaki bitkilerden birisi de doğal olarak bulunan en az 3 çeşit salep bitkisi. Yaklaşık 10 yıldır toplanamsı yasak olan ve büyük cezası olan salep.
Aynı bölgede bazı alanlarda bolca ZAHTER bitsisi bulunuyordu. Diğer adı dağ kekiği olan bu bitki normalde akdeniz ege taraflarında dağlık kayalık taşlık yerlerde bulunur. Bizim bölgemizde sei sadece ço kküçük bir alanda kumlu toprakta bulunuyordu. Yaklaşık 30 yıl önce bundan toplayıp eve götürürdük.
Diğer kekik türleri gibi zahter de genellikle et yemeklerine ve çorbalara baharat oarak atılır. Ancak zahterin birçok faydası vardır, çayı da yapılırmış bilmiyorduk.
Eskiden bol bulunduğu için pek önemsemiyorduk bu bitkiyi. zaten köyde soruştursan bunu bilen kimse de pek çıkmazdı.
***
Bir şey farkettim ki, dozerle düzeltilip çam ağacı dikilen yerde hiç zahter kalmamış. Normalde kendi halinde yayılan çoğalan çok yıllık bir bitki, şimdi arasan çok zor bulursun.
Yaklaşık 3-5 yıl önce bu bitkinin yok olmaya başladığını farkettiğimde asıl kıymetini de anlamaya başladım. Eskiden sadece kekik diye bildiğimiz bitkiyi araştırıp gerçek ismini öğrendim. Bulduğum birkaç kökü çıkarıp çoğaltma amacıyla güvenli bir bahçeye diktim.
İlk diktiğim birkaç fide kuruyup çürüdü yok oldular. Sonraki yıl denemeye devam ettim.
Ancak bu sefer bir taktik uyguladım. Zahterin kendi yaşadığı toprağı taklit etmeye çalıştım. Ve bu çalışmayla öğrendim ki, hemen her bitki kendine özgü bazı toprak su iklim drenaj vs koşullarına ihtiyaç duyuyor.
Nasılsa büyüyor diye her her sebzeyi her meyveyi direk toprağa dikiyoruz. Ancak bu yöntem bazen işe yaramayabiliyor.
Kendi yetiştiği bölgeden kumlu toprak alıp büyükçe bir saksıya zahter fidelerimi diktim. Bunu yaptıktan sonra 2 - 3 yıl kadar zahterlerim yaşadı. Sonunda canlı tutmayı başardım. Yaz sıcağı vekış soğuğuna rağmen zahterlerim sağlıklı hayattaydı.
Ancak geçen yıl çok fazla sıcakta saksılarım sera içinde kaldığı için hepsi toplam 3 tane olan zahter fidelerim kurudu. Zahterlerin kuruması beni üzdü ancak, 3 yıl kadar yaşatmayı başarmış olmamın mutluluğu beni daha da heveslendirdi.
Asıl amacım olan yokolması önlemek yanında çoğaltmak ve yaygınlaştırmak için yeni planlar projeler tasarlayıp durdum.
***
Ancak şöyle bir şey var ki, bölge insanlarının bile çoğu bu bitkiyi bilmiyor. O enfes kokusundan haberleri yok. İşte bu nedenle aklıma yeni bir fikir geldi.
Şehir içinde cafe tarzı bir ortamda bolca zahter bulundurursam zahterin enfes kokusu ve özgün güzel görünümü herkese ulaşır. İnsanlar zahteri tanır ve değerini anlar.
Şehir hayatı insanı doğadan öyle koparıyor ki, birçok güzellikten, güzel kokudan ve bu bitkilerin şifasından mahrum kalıyorlar.
***
Bir cafe açarken birçok farklı konsept düşünülebilir. ben ise doğanın verdiği şifayı şehirlerde insanlara ulaştırmayı hedefledim.
İşte bu amaç için bir cafe ortamında anormal sayıda çok sayıda, şifalı kokulu bitki bulundurma konseptini yarattım. Belki bu konsept dünyanın başka yerlerinde de başkaları tarafından ortaya atılmıştır. Ancak bu konseptin yaygın ve popüler olmaması beni kışkırttı. Daha doğrusu ben bu konsepte hiç rastlamadım.
Alıntı
https://www.youtube.com/watch?v=hGXftt8ZHN4




Bu heyecan beni bu konsept için bir marka yaratmaya itti. Ve tabii ki buna uygun domain.
En çok vurgulamak istediğim kavram olan ŞİFAyı aldım. En kısa ve öz bir şekilde sifa.cafe domainini aldım. Başkasının kayıtlı tuttuğu sifacafe.com domaini ise uzunca bir süre sonra düştükten sonra bunu da alma şansım oldu.
Ayrıca bu süreç içinde şifa cafe markasını da tescil ettirdim.
***
Bir cafe ortamında normalden çok daha fazla sayıda kokulu şifalı bitki bulundurma konseptini 3 ana amacı var.
1* Bu bitkilerin kokusu sayesinde ortam havasının daha güzel kokmasını sağlamak.
2* Ortam havasın ıtemizleyen bitkiler sayesinde cafe ortamındahi havayı temizleyip daha sağlıklı bir hava yaratmak.
3* Doğal bitki ve çiçek görünümü sayesinde cafe ortamının görünümünü daha rahatlatıcı hale getirmek.
4* İnsanı doğadan koparan şehir hayatının olumsuzluklarına karşı çıkarak, insanlara doğal bir ortamın ferahlığını getirmek.
Şehrin içinde, doğa ile içiçe kavramı:
Ancak insanların birçoğu ömründe bir kez bile lavanta bahçesine - kekik tarlasına gidemez. Eğer bir cafede doğal bitki ortamı yaratabilirsek, insanlar istedikleri zaman bu doğaya kavuşma lüksünü yakalayabilir.
Şehrin içinde, doğanın ötesinde!...
Şifa cafe aşırı bitki yoğunluğu konsepti:
Doğada bir lavanta bahçesinde veya kekik bahçesinde bulunduğunuz zaman kokusunu hissedebilirsiniz. Ancak bahçe iki boyutlu olduğu için bitkilere ne kadar yakın olsanız da kokularını bir oranda alabilirsiniz.
Oysa bir cafe ortamında, tıpkı dikey tarım gibi çevreye saksılar yerleştirdiğimizde, doğadan daha yoğun bir bitki ortamı oluşturmuş olabiliriz. Bu sayede daha yakınımızda daha fazla sayıda bitki olur.
Bunun sonucu olarak da, kekik gibi bitkilerin kokusunu doğadakinden daha fazla olacak şekilde duyabiliriz.
***
Doğayı korumak, canlıların yokolmasıan karşı çalışmak tabii ki önemli. Ancak, bizi doğadan koparan şehir hayatına karşı; doğayı ayağımıza getirecek, insanı doğa ile buluşturcak bir konsept benim için değerlidir.
Diket bahçeçilik sayesinde birim alanda 10 kat daha fazla bitki ile ŞEHRİN İÇİNDE, DOĞANIN ÖTESİNDE bir yaşam deneyimi insana huzur ve ferahlık verebilir.
***
Arazi konumu: https://maps.app.goo.gl/xB1TRcLGfqhxBJGu6