Selamlar,
Maalesef yaklaşık 2 hafta önce Muğla'dan Ankara'ya geldim. Otobüste Ankara'nın o güzel havasını soluyup, gezmeyi hayal ederken vardıktan sonra fikrim temelli değişti ve belki de bir nefrete dönüştü. Muğla'da şehirden uzak bir köyde oturuyorum ve inanın bana o zaman ki düşüncem şehir yaşamından uzaklaşmanın çok iyi olduğu yönündeydi. Halbuki buraya gelene kadar ben şehir yaşamı diye bir şey görmemişim.

Geldiğimden beri üzerimde sürekli bir yorgunluk, bıkkınlık ve bezmişlik var. Her yerde arabaları, insanları ve bitmek bilmeyen bir çilenin eserlerini görmek beni çok yoruyor. Keşke evimde olsam diyorum ama maalesef burada yapılması gereken işler var. Bahsettiğim problemleri Ankara'nın gergin, aşırı ciddi ve (çoğunlukla) sıkıcı insanında görmekte mümkün. Şoföründen meslektaşına, öğrencisinden market çalışanına kadar insanlarda bir mutsuzluk var.

Bu işin sosyo-ekonomik tarafları bir tarafa, bu durumun ikinci en büyük etkeninin aşırı kentleşme ve beton yığınları içerisine hapsolmak olduğunu düşünüyorum. Zira kalmış olduğum bu 2 haftalık sürede aldığım zevk ve mutluluk koca bir SIFIR. Tek üzüldüğüm şey yakınımın burada yaşıyor olması. Ankara benim gözümde bir çöplüğe dönmüş; karanlık, soluk ve renksiz bir çiçekten farksız. Umarım bu durum düzelene kadar yolum bir daha asla buraya veya bu gibi diğer yerlere düşmez.

Üzerine bir şeyler düşünmeyip bu sorunu es geçseniz bile okuduğunuz için teşekkür ederim.