Antalya Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek ile eşi Havva Hanımın 19 yıllık hikayesi, aşkın bütün zorluk ve engellerin üstesinden gelebileceğini gösteren bir örnek.
Bugünün Antalya Konyaaltısında, o günün Uncal orman köyünde dünyaya gelen Muhittin Böcek, Endüstri Meslek Lisesini bitirmiş, askerliğini yapmış, Kemerde otobüs şoförü olarak işe başlamıştı. 1988de bir düğünde, çalıştığı otobüs durağının bile sahibi olan Kemerin en zengini Hasan Mintanın kızı Havvayı görüp aşık oldu. Hikaye öyle başladı.
Bu tam anlamıyla "zengin kızla fakir oğlanın aşkı"ydı. Çünkü Muhittin Böcek otobüs şoförüydü, Havvanın babası Hasan Minta ise turizmci, otobüsçü, toprak sahibi bir zengindi.
Muhittinin çalıştığı durak, Havvanın evinin de yanındaydı.
Muhittin için artık durakta sıra, Havvanın evin dışına çıkışana bağlıydı.
O evin önünden geçerken havalı kornayı öttürmek en büyük zevkiydi. Havva da sık sık kapı önüne çıkıyordu.
Hasan Mintanın kızı ile konuşmak yasaktı ama da bakışmalara yasak konamazdı.
Muhittin sonunda kararı verdi. Pek çok büyüğüne, "Sevdalandım. Allahın emrini sen yerine getir" dedi, ilk başka "Ne demek hemen" yanıtını aldı ama kızın Hasan Mintadan isteneceğini öğrenen, "Ben yokum" diye kenara çekiliyordu.
Muhittin, hangi cesaretle Mintanın tek kızını istiyordu? Sonunda ağabeyinin kayınbabası işi üstlendi, bir perşembe günü Mintanın karşısına çıktı; ama hayır yanıtını aldı. Muhittinin ısrarıyla iki perşembe daha kız istendi, Mintadan yine "Hayır" yanıtı alındı.
HAVVA BAK BU EVDE YAŞAYACAKSIN
Hasan Minta sonunda eşine, "Şu kıza bir sor" dedi. Annesi sordu Havva sessiz kaldı; bu "Evet, seviyorum" demekti. Babası kızını aldı, gitti Muhittinin köyüne, Havvaya orman içindeki bir evi gösterdi; "Bak kızım o evde yaşayabilecek misin?" dedi.
Havva yine sessiz kalınca babası dördüncü perşembe teslim oldu.
Ama söz yüzüğü takılana kadar birbirleriyle hiç konuşmadılar, yüzükler de ayrı yarı yerlerde takıldı. 19 Kasım 1989daki nişandan sonra bu hasret bir ölçüde bitti.
1990ın 11 Nisanında da düğün olacaktı. Kız tarafı evi döşemeye başladı. 4 Nisanda düğüne bir hafta kala baba Minta kızıyla mobilya bakmak için Antalyaya doğru yola çıktı.
Kemerde tüneller bölgesine geldiğinde öndeki araç bariyerlere çarptı. Hemen indi, otomobildeki tek kişi sürücü Alman kadındı, kıyafeti açılmıştı. Bunu görünce Havvayı yardıma çağırdı, kendisi tehlike işareti levhasını yola koydu. Havva, şok geçiren kadına sarıldı, kendi otomobiline götürdü. Bu sırada kadının ayağının değdiği tehlike levhası devrildi.
Tam otomobile bineceklerdi ki kağıt toplamada kullanılan bir kamyon geldi Havvayı önüne katıp bariyerlere sıkıştırdı.
Havvanın bilinci yerindeydi, ayakları kucağına gelmişti; kafasında sadece iki sözcük tekrarlanıp duruyordu: "Muhittin" ve "Düğünüm". Hemen hastaneye götürüldü.
KİM BU MUHİTTİN
Muhittin hastaneye vardığında iri yarı bir doktor koridorda bağırıyordu, "Kim bu kızın nişanlısı Muhittin?"
Muhittin, dikildi Dr. Erol İncenin karşısına. Doktor "Giydirin bu adamı sokun yoğun bakıma çıkmasın" dedi.
Sonradan anladılar, Havva, sayıklayıp duruyordu: "Benim nişanlım vardı. Muhittin. Nerede? Bizim düğünümüz ne olacak?"
Havva 14. günün sonunda gözünü açtığında yanında elini tutan Muhittin vardı. Bir bacağı kesilmişti, ağır hasarlı diğeri de kesilecek gibiydi. Havva 76 gün hastanede yattı, Muhittin hiç yanından ayrılmadı. Bir gece eve gidip uyumak istedi yapamadı, 2 saat sonra nişanlısının başucundaydı.
Havvaya bu sürede 13 ameliyat yapıldı, Muhittinin kanı da dahil 33 ünite kan verildi, hasarlı tek ayakla hastaneden taburcu oldu. Diğer ayak için "Kesmek gerek" denilince bir de Ankaraya gidildi.
Orada da aynı şey söylenmişti ki, Dr Tarık Kıztan devreye girdi. Havvayı Almanyaya davet etti. 45 gün sonra Havva o ayağı koruma mutluluğu içindeydi. Bu tedavi süresince Havva ilk kez bir haftalığına Muhittinden ayrıldı.
PLAK TERSİNE ÇALIYOR
Onu, terapi amaçlı Vietnamda sakat kalmış kız çocukları ile dolu merkeze yerleştirdiler.
Havva, o hafta Muhittine hayatının ilk mektubunu yazdı. Şimdi "O romantik mektubu nasıl yazdığımı hala bilemiyorum; ama yüreğimi dinledim" diyor. Muhittin de maniler, şiirlerle dolu duygusal bir mektupla yanıt verdi.
Biri protezli, diğeri hasarlı ayaklarla döndü Havva Antalyaya. Havvanın deyimi ile bu kez plak tersten çalınıyordu, artık onu Muhuttine layık görmüyorlardı:
"O oğlan seninle evlenecek mi?", "Sen bu kızla nasıl evleneceksin?"
Muhittinin yanıtı netti: "Bu kaza düğünden bir hafta sonra da olabilirdi. Ben Havvayı zaten seviyorum. O da beni seviyor. Bizi ancak ölüm ayırır."
Havva düğünde ikinci kez dünyaya geldi. Birincisi, artık yürümeye başlamıştı, ikincisi de evleniyordu o gün.
ŞİMDİ BELEDİYE BAŞKANI
Aradan 17 yıl geçti, Havva ve Muhittin Böcek çiftinin 15 yaşında Gökhan adında bir oğulları var. Havva önce dışardan liseyi bitirdi, sonra Muhittinle birlikte Açık Öğretim Halkla İlişkilerden mezun oldu. Muhittin hızını alamadı, şimdi İktisat son sınıfta.
Muhittin geçen yıllarda siyasete ısındı. Önce Meclis üyesi oldu, sonra onu Mesut Yılmaz keşfetti, Konyaaltı İlçe Başkanı oldu. 1999 seçimlerinde belediye başkanlığını kazandı. 2002de CHP adayı olarak girdiği seçimde bu kez yüzde 52 oy aldı ve göreve devam etti.
Geçen kurban bayramında lik kez Havvadan ayrı kaldı. Havva hasarlı ayağında oluşan yara nedeniyle tedavi için oğluyla Almanyaya gitti. Muhittin Böcek, bayram namazını kılar kılmaz karısına mesaj geçti: "Hayatım, bu ilk ayrı bayramımız. İnşallah bir daha senden, oğlumdan ayrı bayramımız olmaz" diye yazdı; "öptüm" sözleri için tuşlara basmak istiyordu ama birden ağlamaya başladı, şoföre zorlukla, "Beni eve götür" dedi.
Kapıdan girerken Havva aradı. Muhittin ağlamaktan konuşamıyor, Havva panik içinde "Ne oldu, birine bir şey mi oldu?" diye soruyordu.
Muhittin zorlukla, "Burada değilsin" diyebildi.
Bu sevda hálá böyle.
Yorumlarınızı eksik etmeyin 🙏
Muhittin Böcek ve Onun Gizli Hikayesi
1
●246
- 05-06-2024, 12:50:10