"Fakat bireysel olarak da hayatta kalmamız yine bu insan ürünü kavramlara bağlı. Bu perspektiften insanin sadece"
hayır hocam bireysel olarak hayatta kalmamız bunlara bağlı değil, toplumun(düzenin) ayakta kalması bunlara bağlı.
"Doga kanunlarına göre karar verecek olsak; bir insan, başka bir insanı da öldürebilir. Çünkü doğada rekabet zaman zaman bunu da gerektiriyor. 4 farkli tür olan insandan birisi hayatta kalabildi mesela. Hatta 100 yil oncesine kadar hala birbirimizi olduruyorduk."
şu anda güçlü olan insan diğerini yine eziyor ama öldürerek değil. Ezme şekli değişti. Geçmiş çağlarda öldürerek idi ama medenileştik, kapitalistleştik, artık yönetici koltuğunda oturan çalışanını eziyor, veya ekonomik anlamda güçlü olan diğerini eziyor, öğrenen öğrenmeyeni eziyor, medenileşmemiş grup öldürerek yine eziyor.. bu perspektiften bu durum devam ediyor.
"Ornegin bu konudaki farkli görüşlerin yarattığı yoğun catismalar, toplu bir hayvan katliamında gelecek uluslararasi baskı ve bunun ekonomik sonuçları vs."
kuş gribinde tavukları ayırt etmeksizin "telef" ettik. Şimdi farklı bir hayvan söz konusu olduğunda katliam oluyor ama özünde hayvan. Farkları yok. Farkımız da yok. Ayrıca diğer ülkeler bunu yıllar önce yaptıkları için bir baskı vs olmaz. Ama burada tekrar ediyorum "bize zarar veren kadarını" yok etmemiz, doğanın işleyişine aykırı olmaz.
Çok farklı bir boyuttan yaklaşalım, ayılar düşünebilse öğrenebilseydi, o fiziksel güçleriyle sizce bizi naparlardı
veya aslanlar veya kartallar.. İnsanın konumu doğada ne olurdu öyle bir durumda.. bazılarımız yavrularını parçalasak naparlardı bize, çok düşünürler miydi.. vs vs.
"Dolayısıyla insan olarak, olaya sadece vahşi doğa perspektifinden bakmamız doğru olmuyor kanısındayım"
hocam bu bizim bakıp bakmamamıza göre değişen bir şey değil

doğa orada ve tüm kanunlarıyla işliyor, işlemeye devam edecek. Öğrenen kendini geliştiren insan yarın diğerini ezecek, vicdanen ezmese bile maddi anlamda güçlü olup dolaylı yine ezecek(bir yüksek mühendisin pazarda tuttuğu bir hamalı düşünün veya parasıyla bedeninden faydalandı bir kadını), üstelik karşıdaki insana sen eziliyorsun denmeyecek, kader nasip kısmet herkes ekmeğini yer gibi dini/örfi/maddi söylemlerle bazı iç düşünce duyguları otomatik bastırılıp hayata devam ettirilecek o da. Bazı kavramların neden var olduğunu da sanırım anlatabilmişimdir.
Sonuç olarak para icadından sonra oluşan kapitalist bu düzen her türlü devam edecek. Pembe gözlüklerle düşünmeyelim, bu sistem yıkılamaz, evrilir en fazla.
Güzel bir muhabbet oldu

teşekkür ederim.
ben teşekkür ederim hocam, çok sağolun cevaplarınız için.
sadece kendi argümanlımla ilgili ufak birşeyi düzeltmek istedim
Alıntı
"Fakat bireysel olarak da hayatta kalmamız yine bu insan ürünü kavramlara bağlı. Bu perspektiften insanin sadece"
hayır hocam bireysel olarak hayatta kalmamız bunlara bağlı değil, toplumun(düzenin) ayakta kalması bunlara bağlı.
hayatta kalmaktan kastım da düzeni ayakta tutmaktı. 2024 yılındayız, ve dünyadaki nüfusun yok denecek kadar az bir kısmı dışında, bireylerin içinde bulundugu toplum düzeni korunmadan bireysel olarak hayatta kalması da mümkün değil. Ama burada hayatta kalmadan kastım, ormanın derinliklerinde kabile hayatı sürmek veya ömrünü hapiste çürütmek, ya da toplumdan dışlanan, negatif anlamda özel durumlu insanlardan olarak nefes almak değildi yani.
Diğer ülkeler bunu önceden yaptılar evet, ama o kadar öncedendi ki o zamanlar bu kadar sorun edilmemişti =) İnsanların 5-10 çocuk yapıp, evcil hayvanları sadece çıkarları için kullandıgı dönemde yapılan bir uygulama ile, artık 1 çocuk yapmaktan bile çekinen, duygusal boşlugunu evcil hayvanlar ile dolduran nüfusun bu denli arttığı dönemde tepkiler aynı olmayacaktır. Hocam şuan bir tarafta insanın evladına veremediği imkanları diğer tarafta evcil hayvanına harcayan çok ciddi bir kesim var. Aynı zamanda bu işin ekonomisinden beslenenler de var. İkisi de olmasa da, kendi vicdani ihtiyaçlarını evcil hayvanlara yönelik sosyal sorumluluk faaliyetleri ile gideren insanlar da var. Bu kadar farklı kitle varken, çok ses çıkar elbette. Bu sesten de yararlanmak isteyecek, birisi parmak atsın da biz gereğini yapalım diye bekleyen pek çok yurtiçi ve yurtdışı basın da var.
Tavukların telef edilmesi de aslında bununla aynı kapıya çıkıyor. 100 yıl önce tavuklar ne ise şuan da aynı, insanların gözünde, sosyal dünyasında yeri değişmedi. Fakat evcil hayvanların durumu öyle değil, artık evimizi, bahçemizi, sürümüzü vs. koruyan canlıklar değil bunlar, ciddi bir nüfusun evlat yerine koyduğu türler. Belki de o nedenden dolayı kıyas yaparken bu tür sosyal kriterleri de değerlendirmek lazım.
Kendimden bir örnek vereyim:
Akşamları zevkle aslan belgeselleri izleyen birisiyim, O geyiklerin başlarına gelen şeyleri soguk kanlılık ile izlerken, hatta aslan başarısız olunca "ulan aç kalacak" diye hayıflanırken, bir köpeğin başına gelen benzer durumu mesela vicdan azabı ile izliyorum. Bunu o da hayvan bu da hayvan diye 2x2=4 matematiği ile karşılaştırmak o nedenle çok dogru olmuyor, Çünkü ben kendi içimde dönen denklemi bile çözemiyorum, fakat birşeyler bana o da hayvan, bu da hayvan dedirtmiyor.
İşte bu noktada, sosyal bir varlı olan k ve türünün devamı için "vicdan" gibi birşeyi geliştirmiş insan olarak, bu tür konuları değerlendirirken başka başka parametrelerde devreye giriyor.
Bu arada "bize gerçekten zararlı olanlar" ölçeğindeki öneriniz de gayet mantıklı
sevgiler