• 05-05-2024, 02:45:07
    #37
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bak hocam zamanın ruhunu kaçırıyorsun.
    Sana bu işin bilimsel yönünü anlatayım.

    Bu iş ahlak meselesi falan değil, bu iş medeniyetin kültürün geldiği durum.
    Bu işin ahlak ile namus ile güvenebilmek güvenememek ile falan zerre alakası yok.
    Sen meselenin özünü anlamadığın için klasik muhafazakar kafa ile düşünüyorsun.

    Yaşın kaç bilmiyorum ama sen hayatın nasıl hızlandığının farkında değilsin.
    Bugün insanlar dedelerinin ömrü boyunca görebildiğinden daha fazla kız ile erkek ile sosyal medyadan bir ayda tanışabiliyor.
    Artık insanlar eskisi gibi şehrine semtine hatta ülkesine mahkum değil.
    Brezilyadan bir kızla erkekle sosyalleşebiliyorsun. Bir rus ile ilişki yaşayabiliyorsun.

    Yani hayat eskisi gibi değil çok fazla opsiyon var.
    iletişim ve ulaşım olanakları çok gelişti.
    Ve bu artan opsiyonlar karşısında tercih yapmak nörolojik sistemimizi çok zorluyor.

    Çünkü her tercih bir vazgeçiştir.
    Bir tercih yapmak zorunda kaldığında eline geçenin yarattığı haz kadar geride bıraktığın vazgeçtiklerinin yarattığı bir acı var.
    Ve opsiyon sayısı arttığında bir tercih yapmak çok fazla opsiyondan vazgeçmek anlamına geliyor.
    Yani bir kız ya da erkek ilişki yaşama ihtimali olan 10 partnerden birini seçtiğinde vazgeçtiği 9 diğer partner için üzüntü hissediyor.
    Opsiyon sayısı fazla ise tercih edilen 1 kişinin yaratacağı haz vazgeçilen 9 partnerin yarattığı acıya kurban gidiyor.

    Eskiden böyle değildi.
    İnsanlar çok daha az insan ile sosyalleşebiliyor ve ancak okul, komşular ve iş ortamındaki bekar yaşıtların arasında sevgilisi olmayan küçük bir grup içinden bir yakınlaşma yaratmaya çalışıyorlardı.
    Eskiden kadın için de erkek için de öyle ciddi ilişki kurulabilecek insan sayısı 3-5 alternatifi geçmiyordu.
    Bugün yüzlerce binlerce sosyal medya takipleşmesi içinde kaybolup gidiyor insanlar.

    Ben son 12 senedir hiç bir Türk kızı ile ilişki yaşamadım.
    Çünkü bir çok insanın moda dergilerinin kapaklarında görebileceği güzellikte slav kızları bulabiliyorum.
    Neden kimse ile evlenmedim?
    Çünkü farklı kültürden biri ile evlenip çocuk yapabilmek için mükemmel uzlaşabilmek ve anlaşabilmek gerekiyor.
    Ve yabancılar ile bu büyük bir risk.
    Peki neden bir Türk ile uzlaşmayı anlaşmayı denemedim? Çünkü ortalama bir kız için manken gibi kızları feda etmek kolay değil.

    Şu anda dünyada herkes her konuda bu sıkıntıyı yaşıyor.
    Eskiden tek kanal vardı ve o kanal bir film yayınlasa da izlesek diye delirirdik.
    Bugün netflixte ortalama 3500-4000 film var, hepimiz oturup netflixte listeleri kaydırıp izleyecek bir şey bulamayıp çıkıyoruz.

    Bugün dünyanın geldiği durum budur.
    Çok fazla alternatif olan bir dünyada yapılan tercihler insanları mutlu etmiyor.
    Çünkü bir tercihte bulunmak bir çok vazgeçişte bulunmak demek.

    İnsanların nörolojik sistemi son 30 senedir ortaya çıkan bu duruma adapte olamadı.
    Çok fazla uyarana ve tercihe maruz kaldığımız için karar veremiyoruz.
    Ve süper marketin çikolata reyonuna girmiş bir küçük çocuk gibi herşeyi yemek herseye tatmak istiyoruz.
    Kızlar da erkekler de tüm çekici alternatif partnerler ile bir deneyim yaşamak istiyorlar.
    Yani geride hiç pişmanlık bırakmamak istiyorlar.
    Çünkü nörolojik olarak acı hazdan daha güçlü bir duygudur ve insanların acıdan kaçma güdüsü hazza gitme güdüsünden güçlüdür.

    O yüzden para mutluluk getirir mi sorusu sorulduğunda hep aynı yanıtı veriyorum.
    Bu dünyada insanı mutlu edebilen tek şey beklentilerini ve tercihlerini yönetebilme.
    Buna irade deniyor, din buna nefis diyor.
    Yani dürtüselliğini kontrol edemeyen mutlu olamaz.
    Ve yeni dünya düzeni dopamin seviyesi bozulmuş, iradesi kırılmış, aşırı dürtüsel hedonist insanlar yetiştiriyor.
    Merhaba.
    Öncelikle çok güzel yazmışsınız elinize sağlık hepsini okudum fakat, muhafazakar kafa diye argo bir tabirle beni tanımlaman hoş olmamış. Kırıldım biraz.
    Bazı yerlerde farklı perspektiften bakıyor olabiliriz fakat yazımda dini bir argüman kullanmadım. Kullansam bile bu dar görüşlü olduğum anlamına gelmez ki, bence siz de kabul edin aynı fikirde olmadığınız insanları hafif bir kalıplaştırıyorsunuz sanki

    Saygılar , sevgiler.
  • 05-05-2024, 02:55:07
    #38
    Selam olsun,

    Maddi açıdan varlıklı bir ailem vardı ve 20'li yaşlarda günümü gün değil günümü günler edecek kadar hızlı yaşadım.
    Bugün 40 küsur yaşıma geldim ve evliyim.
    Ne aldatma, ne aldatma düşüncesi ne depresif bir hal içinde değilim.

    Aksine, birçok insanın önem verdiği konulara gram önem vermiyorum.
    İnsanın tok olması ve yaşanmışlıklarıyla bir doyuma ulaşması sanılanın aksine bir lütuftur.
    Bunların yaşanmaması insanı yıpratır.

    40 yaşına gelmiş birisinin cinsel açlığa sahip olması, duygusal açlığa sahip olması ve ilk kez bir şeyleri yaşaması sağlıklı bir durum değildir.
    Tecrübe dediğimiz şeyin 40 yaşında oluşmuş olması lazım, oluşmaya başlaması değil.

    Elbette aksini düşünen ve mutlu olanlara inanmasam bile fikirlerine saydı duyarım.
    Her insan mutlu olduğu şekilde yaşamalı, basmakalıp hayatlara lüzum yok.
  • 05-05-2024, 03:14:07
    #39
    royalenes adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Öyle düşünen kızların, benim görüşüm olarak ;
    İleride bir apartman dairesinde kedisi ile yaşlanacağı.
    hocam eğer bu dediğiniz olursa sokak kedisi diye bir şey kalmaz ileride
  • 05-05-2024, 03:18:56
    #40
    serterefendi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Selam olsun,

    Maddi açıdan varlıklı bir ailem vardı ve 20'li yaşlarda günümü gün değil günümü günler edecek kadar hızlı yaşadım.
    Bugün 40 küsur yaşıma geldim ve evliyim.
    Ne aldatma, ne aldatma düşüncesi ne depresif bir hal içinde değilim.

    Aksine, birçok insanın önem verdiği konulara gram önem vermiyorum.
    İnsanın tok olması ve yaşanmışlıklarıyla bir doyuma ulaşması sanılanın aksine bir lütuftur.
    Bunların yaşanmaması insanı yıpratır.

    40 yaşına gelmiş birisinin cinsel açlığa sahip olması, duygusal açlığa sahip olması ve ilk kez bir şeyleri yaşaması sağlıklı bir durum değildir.
    Tecrübe dediğimiz şeyin 40 yaşında oluşmuş olması lazım, oluşmaya başlaması değil.

    Elbette aksini düşünen ve mutlu olanlara inanmasam bile fikirlerine saydı duyarım.
    Her insan mutlu olduğu şekilde yaşamalı, basmakalıp hayatlara lüzum yok.
    Güzel bir yorum olmuş, ama değerli hocam şu da var. Yeni nesil biraz daha karmaşık gibi. Ne zaman ne hissettiği belli olmuyor, bende öyleyim bu arada. Teknoloji ile iç içe, keyif aldığı şeyler felan anlık değişiyor. Bu iyiden iyiye depresif yapmaz mı bazen? Şu japonyada metro bekleyen insanlar var. Hepsi telefona bakıyor. İletişim sıfır. Herkes kendi dünyasında. Youtube’ta mevcut. Merak ederseniz bakarsınız. Öyle bir şey hayal ediyorum aslında.

    Dediklerinizden biraz farklı bir konu aslında.
  • 06-05-2024, 20:06:26
    #41
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bak hocam zamanın ruhunu kaçırıyorsun.
    Sana bu işin bilimsel yönünü anlatayım.

    Bu iş ahlak meselesi falan değil, bu iş medeniyetin kültürün geldiği durum.
    Bu işin ahlak ile namus ile güvenebilmek güvenememek ile falan zerre alakası yok.
    Sen meselenin özünü anlamadığın için klasik muhafazakar kafa ile düşünüyorsun.

    Yaşın kaç bilmiyorum ama sen hayatın nasıl hızlandığının farkında değilsin.
    Bugün insanlar dedelerinin ömrü boyunca görebildiğinden daha fazla kız ile erkek ile sosyal medyadan bir ayda tanışabiliyor.
    Artık insanlar eskisi gibi şehrine semtine hatta ülkesine mahkum değil.
    Brezilyadan bir kızla erkekle sosyalleşebiliyorsun. Bir rus ile ilişki yaşayabiliyorsun.

    Yani hayat eskisi gibi değil çok fazla opsiyon var.
    iletişim ve ulaşım olanakları çok gelişti.
    Ve bu artan opsiyonlar karşısında tercih yapmak nörolojik sistemimizi çok zorluyor.

    Çünkü her tercih bir vazgeçiştir.
    Bir tercih yapmak zorunda kaldığında eline geçenin yarattığı haz kadar geride bıraktığın vazgeçtiklerinin yarattığı bir acı var.
    Ve opsiyon sayısı arttığında bir tercih yapmak çok fazla opsiyondan vazgeçmek anlamına geliyor.
    Yani bir kız ya da erkek ilişki yaşama ihtimali olan 10 partnerden birini seçtiğinde vazgeçtiği 9 diğer partner için üzüntü hissediyor.
    Opsiyon sayısı fazla ise tercih edilen 1 kişinin yaratacağı haz vazgeçilen 9 partnerin yarattığı acıya kurban gidiyor.

    Eskiden böyle değildi.
    İnsanlar çok daha az insan ile sosyalleşebiliyor ve ancak okul, komşular ve iş ortamındaki bekar yaşıtların arasında sevgilisi olmayan küçük bir grup içinden bir yakınlaşma yaratmaya çalışıyorlardı.
    Eskiden kadın için de erkek için de öyle ciddi ilişki kurulabilecek insan sayısı 3-5 alternatifi geçmiyordu.
    Bugün yüzlerce binlerce sosyal medya takipleşmesi içinde kaybolup gidiyor insanlar.

    Ben son 12 senedir hiç bir Türk kızı ile ilişki yaşamadım.
    Çünkü bir çok insanın moda dergilerinin kapaklarında görebileceği güzellikte slav kızları bulabiliyorum.
    Neden kimse ile evlenmedim?
    Çünkü farklı kültürden biri ile evlenip çocuk yapabilmek için mükemmel uzlaşabilmek ve anlaşabilmek gerekiyor.
    Ve yabancılar ile bu büyük bir risk.
    Peki neden bir Türk ile uzlaşmayı anlaşmayı denemedim? Çünkü ortalama bir kız için manken gibi kızları feda etmek kolay değil.

    Şu anda dünyada herkes her konuda bu sıkıntıyı yaşıyor.
    Eskiden tek kanal vardı ve o kanal bir film yayınlasa da izlesek diye delirirdik.
    Bugün netflixte ortalama 3500-4000 film var, hepimiz oturup netflixte listeleri kaydırıp izleyecek bir şey bulamayıp çıkıyoruz.

    Bugün dünyanın geldiği durum budur.
    Çok fazla alternatif olan bir dünyada yapılan tercihler insanları mutlu etmiyor.
    Çünkü bir tercihte bulunmak bir çok vazgeçişte bulunmak demek.

    İnsanların nörolojik sistemi son 30 senedir ortaya çıkan bu duruma adapte olamadı.
    Çok fazla uyarana ve tercihe maruz kaldığımız için karar veremiyoruz.
    Ve süper marketin çikolata reyonuna girmiş bir küçük çocuk gibi herşeyi yemek herseye tatmak istiyoruz.
    Kızlar da erkekler de tüm çekici alternatif partnerler ile bir deneyim yaşamak istiyorlar.
    Yani geride hiç pişmanlık bırakmamak istiyorlar.
    Çünkü nörolojik olarak acı hazdan daha güçlü bir duygudur ve insanların acıdan kaçma güdüsü hazza gitme güdüsünden güçlüdür.

    O yüzden para mutluluk getirir mi sorusu sorulduğunda hep aynı yanıtı veriyorum.
    Bu dünyada insanı mutlu edebilen tek şey beklentilerini ve tercihlerini yönetebilme.
    Buna irade deniyor, din buna nefis diyor.
    Yani dürtüselliğini kontrol edemeyen mutlu olamaz.
    Ve yeni dünya düzeni dopamin seviyesi bozulmuş, iradesi kırılmış, aşırı dürtüsel hedonist insanlar yetiştiriyor.
    her kelimesine katılıyorum