Dijital bir çağda yaşıyoruz. Sabah yataktan çıkmadan telefonlar ele alınıyor. Bütün uygulamalarda sırayla gezip, her türlü içeriği seri seri tüketiyoruz. Sanki bir görevmiş gibi.
O bitiyor televizyon, o bitiyor bilgisayar.. Uzun saatler. Belki günün yarısından fazlası. Belki işin de dijitaldedir. Kaymaklı ekmek kadayıfı.
Üç saniyede bir aşağı kaydırıyoruz. 1950'deki bir adamın on günde mağruz kaldığı olaylara belki kahvaltı hazır olasıya kadar mağruz kalmış oluyoruz. Doymak yok. Sürekli yeni bir içerik, sürekli yeni bir dopamin sentezi. Kimyamız bozuluyor.
Başka yapay bağımlılıkları da ekleyin. Beynin doğal sistemi bozuluyor ve ödül algısı değişiyor. Tatmin eşiğimiz yükseliyor. Bu sebeple hayattaki basit lezzetlerden keyif alamıyoruz. Gerçek hayat üç saniyede bir değişmiyor çünkü.
Kaçımız yeşillik bir yerde, bankta hiçbir şey yapmadan 1 saat etrafa bakabilir? Büyük ihtimal çoğumuz bir raddeden sonra darlanırız. Eller rahat durmaz; sürekli oturuş pozisyonu değiştiririz. Noldu? Hiperaktivite bozukluğu.
Kadın-erkek ilişkileri, toplumun ahlak-etik anlayışı, iş hayatı... Liste sabaha kadar gider. Hepsi etkileniyor.
O yüzden dostlar, bundan sonra kaydırmayı bırakıyorum. Yaşamayı seçiyorum. X'te bana katkısı olmayacak bütün içeriklerin kelimelerini sessize aldım. Sadece profesyonel haber sayfalarını takip ediyorum. Önüme mizahi şeyler çıkmayacak. Gülmek istiyorsam bunun yeri sosyal medya değil. Gerçek hayat.
Social Media = Only Business
Buraya kadar okuduysanız teşekkürlerimi sunarım. Başlığı kendim için açtım, konuyu da topluluğa arz etmek istedim. Umarım birileri yeni bir perspektif kazanır.
Saygılar. İyi geceler. İyi forumlar.
Dikkat Eşiği, Hiperaktivite ve Sosyal Medya Kullanımı
0
●146