1 ton temiz içme suyuna bir damla zehir atınca, hayat veren o su ölüme neden olan bir maddeye dönüşüyor. Üstelik bunu bakınca anlamak da mümkün değil.
Pekş hayatımız boyunca bize sunulan bilgilerin ne kadarı doğru ne kadarı yalan, bu konuda hiç düşündük mü? Yoksa herşeyi işimize geldiği gibi kabul ettiğimiz için sorun etmiyor muyuz?
Okullarda ezberletilen tarih derslerinden gazetelerde yayınlanan haberlere ve reklamlara kadar bize dayatılan bilgilerin ne kadarı doğru ne kadarı yalan?
Sosyal medyada karşımıza çıkan reklamların çoğu dolandırma amaçlı. Parasını veren herkes dilediği gibi reklam yayınlayabiliyor. Son günlerde izlediim youtube reklamlarının yarısı veya daha fazlası apaçık dolandırma amaçlı yanıltıcı reklamlar.
Bu *********** reklamlar konusunda sosyal medya platformlarının hiçbir sorumluluğu yok.
Gazeteler de aynı şekilde. Üstelik onlarca yıldır bu böyle. Parasını verdikten sonra öyle reklamlar yayınlattılar ki... Şans yüzüğü, şans kolyesi sağlık bileziğinden tutun adnan oktar reklamlarına, meditasyon - biyoenerji reklamlarına...
Ortalama kültür düzeyi bir yana, üst düzey eğitim almış insanların bile aldatılabildiği reklam çöplüğü.
***
Peki okullar ve ezberle dayatılan eğitim sistemi ne kadar masum. Gerçekten öğrenciyi aydınlatıyor mu? Yoksa müfredatı ezberleten, düşünme - araştırma - sorgulama - yaratıcılık yeteneklerini törpüleyen bir torna yezgahı mı?
*****
Benim bizzat şahit olduğum 35 yıldır gördüğüm bazı olağandışı haberler ve bilgiler var. Ve bunlar geleneksel eğitim ve medya ile dayatılan bilgiler ile açıklanamıyor. Daha doğrusu çoğu zaman çelişiyor. O yüzden sistemin çöplüğünde yüzen bizler için UÇUK KAÇIK BİRER KOMPLO TEORİSİ olarak görülüyor.
Son birkaç yıldır bizi şaşırtan her konu hakkında geçmiş 35 yıl içinde söylenmiş mutlaka birşeyler vardır. Ancak çok az sayıda kişi itibar ediyor. Toplumun ciddi bir çoğunluğu ise burun kıvırıyor.
***
***
***
İşte dezenformasyonun amacı budur. İnsanları öyle bir bilgi çöplüğüne atıyorlar ki, doğru ve gerçek bilgiler kıyıda köşede azınlık olarak duruyor. Çok fazla savunanı olmadığı için ilgi görmüyor.
Buna karşılık sayısız hurafe dedikodu uydurma saçmalık ise her gün defalarca gözümüze sokulduğu için bizde gerçek izlenimi uyandırıyor.
***
Bir damla zehir ile bir tonluk temiz su zehir haline getirilebiliyor. Medyada ve eğitim sisteminde öyle zehirler yayılıyor ki, ötelenen unutturulan kaybettirilen gerçeklik buzdağından da büyük.
***
...dezenformasyon...
4
●160
- 11-01-2024, 00:38:16Sevgili Looktr,
Söz konusu değinmiş olduğunuz konu ve konular çok uzun yıllardır, tüm dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de teknoloji ve buna bağlı sistemlerin gelişmesiyle birlikte zihinsel ya da mental olarak etkisini göstermektedir. Bu çok uzun bir konudur ki yine de harikulade bir analoji ile özetlemişsiniz.
Bu noktada kıymetli olan, neyi, nasıl araştırmamız gerektiği kanaatine "doğru" varabilmek ve doğru yayabilmek. İş bu itibarla şimdi bir Gazali'ye bakalım, bitiminde de arkamıza yaslanıp günümüze...
Dost sevgilerimle,
Akademia
"Gençliğimden itibaren 50 yaşımı aştığım bu ana gelinceye kadar, bu engin denizlerin derinliklerine dalmaktan hiç geri durmadım. Coşkulu denizlere çekingen korkaklar gibi değil, cesur kimselerin dalışı gibi daldım, gördüğüm her meselenin üzerine atladım. Her zorluğun içine apansız girdim. Her fırkanın inanış ve fikirlerini inceliyor, her grubun tuttuğu yolun inceliklerini ortaya çıkarmaya çalışıyordum. Araştırdığım fırkaların hak veya batıl, sünnete uygun veya bidat sahibi olmaları konusunda ayrım yapmıyordum. Bâtınîlik yolunu tutmuş her fırkanın, bu düşünceyle ne hedeflediklerini öğrenmeye çalıştım. Zahirilik yolunu tutmuş olanların, bununla neler elde ettiklerini ortaya çıkarmaya gayret ettim. Felsefe yolunu tutmuş olanların, sahip oldukları felsefeyi bütün esaslarıyla öğrenmeye özen gösterdim.
Hiçbir kelâm âlimini dışarıda bırakmadan kelamdaki yöntemini ve mücadelesini öğrenmeye çaba gösterdim. Bütün gücümle ne kadar sufi var ise onun sufiliğindeki sırları öğrenmeye, ne kadar abid var ise bu ibadetleriyle neler kazandığını araştırmaya çalıştım. Bütün zındıkların, Allahın varlığını ve sıfatlarını kabul etmeyenlerin, bu inanış veya inkarlarının arkasında yatan sebepleri titizlikle araştırdım. Her şeyin hakikatini öğrenmeye karşı duyduğum susamışlık; baştan ve gençliğimden beri tuttuğum yol ve benim bir hasletim olmuştur. Bu hasletler, Allah tarafından benim yaratılışıma ve hamuruma katılmış özelliklerdir; benim seçimim ve tercihim değildir. Bunun sonucunda çocukluğumun coşkulu çağlarından itibaren taklit bağlarından sıyrıldım ve büyüklerimizden miras kalan sırf taklide dayalı inanç esaslarından koptum. Çünkü Hristiyan çocuklarının hepsi bu din üzere yetiştiklerini, Yahudi çocuklarının sürekli bu dinin esaslarına göre büyüdüklerini, Müslüman çocuklarında istisnasız İslam dini üzere yetişmekte olduklarını görmekteydim.
Yaratılıştan gelen asli hakikati ve ana baba ile hocalar aracılığıyla kazanılan sonraki inanç esasları ve taklit unsurlarının hakikatini öğrenme konusunda içimde büyük bir istek oluştu. Taklit, başlangıçta birtakım telkinlere dayanmaktaydı. Bunların da hangilerinin hak ve batıl olduğu konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktaydı. Kendime şöyle dedim:
Benim istediğim, her şeyin gerçek yüzünü öğrenmektir. Öyleyse önce bilginin gerçek yüzünün ne olduğunu öğrenmekle işe başlamam gerekir."
Gazali - 11-01-2024, 01:36:51Selam olsun,
Bu sorun tüm dünyada var lakin sorunun kökeni cahil insanlardır.
Her ülkede bu tür haberler, bilgiler yayılır ancak bilgi seviyesine göre insanların bunlardan etkilenme oranları çok farklıdır.
Örneğin bir yalan haber ya da bilgi ile Türkiye'de Cumhurbaşkanı çıkar açıklama yapabilir.
Halk bu haberlere itimat edebilir.
Aynı haber x bir ülkede yayıldığında etkisi belediye başkanı açıklama yapması ile sonuçlanabilir.
Neyin doğru neyin yanlış olabileceğini düşünecek yeterlilikte olan toplumlarda bu tip haberler çok ekili değil.
Elbette istisnalar her zaman olur.
Mesela 2002 de dünyanın sonu gelecek diye bir bilgi haber tüm dünyada yayılabilir.
Türkiye'de bu haber neticesinde göç eden insanlar görebilirsiniz ancak dünyada bunları görmeniz daha azdır.
Toplumların yıllık kitap okuma, gazete okuma sayıları ya da bu yayınların kaliteleri çok önemlidir.
Yanlış anlaşılmasın eğitim, cehalet gibi kavramları kullanırken örgün eğitimden bahsetmiyorum.
İnsanların genel kültür ve düşünebilme gibi meziyetleri okuldan alması gerekmiyor. - 11-01-2024, 08:34:36Üyeliği durdurulduKatkınız için teşekkürler. Farkında olmadan tüm hayatımız magazin dedikodu ve geyik muhabbeti ile kuşatılmış durumda. Böyle bir ortamda insan 15 yılını okullarda geçirse bile ezberletilmiş bir zombi haline getiriliyoruz. Gerçek bilgiden ve bilimden kopmuş, düşünmeyi akletmeyi unutmuş bireyler.AKADEMIA adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Dahası araştırmak okumak çok ağır bir yük geliyor. Sonuç olarak bir bilgi çığının altında cehaletin zirvesini yaşıyoruz. - 11-01-2024, 08:37:07Üyeliği durdurulduKatkınız için teşekkürler.serterefendi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Kültürel gelişimimizi aile, toplum ve okullardan aldığımız değerlerle sağlıyoruz. Bunların ise çoğunluğu küf, pas ve cüruf.