• 02-11-2023, 16:45:12
    #19
    Danışman
    ercan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ticarette güven esastır aslına bakarsanız. İstersen 50 tane evrak doldur, senet al imza al. Karşınızdaki kötü niyetliyse birşey elde etmek çok zor. Hırsıza çelik kapı tül perde. Normalde sizin bahsettiğiniz anlaşmalar "iyi niyetli sözleşmeler" olarak geçer. Konu yetkili merciilere gittiğinde ikili itilaf olarak uzun uzunnn sürelere uzar gider
    Basitçe anlatayım.

    Milletimizde yaygın bir mantık var. Bir şey alayım her şeye yetsin.
    Ama hayat öyle değil maalesef. Benzer şekilde sözleşme imzaladık
    bitti diye bir durum yok. Hiç bir zaman da olmadı.

    Mesele sözleşmedeki haklarınıza uymak. Sözleşmeye işin esası ile
    alakalı değişiklikler yazılı olarak yapılmalı diye madde olur. Ama
    taraflar telefon görüşmesinde işin hüviyetini tümden değiştirecek
    bir konuda anlaşır. Sonra sözleşme bir işe yaramıyor. Bu fahiş hatadır.
    Böyle bir şey yaparsan mahkemede hiç bir şey ispat edemezsin.

    Ödemeyi açıklamasız gönderirseniz ya da elden verip makbuz almazsanız
    neyi ispat etmeyi düşünüyorsunuz. Hırsıza çelik kapı tül perde evet.
    Ama kimse çelik kapıyı satarken bunu kimse açamaz demiyor.
    Açana kadar zaman geçer, çok gürültü çıkar ya da alarmı çalıştırmadan
    açamaz diye satıyor. Zaten bunu herkes tahmin edebilir.

    İnsanların iyi niyetli olduğunu söyleyen yok zaten. Kimse söyleyemiyor.
    Ticarette güven esastır kısmı da çok eskide kaldı. Yoksa neden burada
    olalım. Mesele herkesin size yamuk yapacağını baştan kabul etmek.

    Bunu kabul etmeden sözleşmeyi düzgün yapmazsanız, kanunlara
    uygun hareket etmezseniz, sözleşmeye uymazsanız, basiretli tacir gibi
    davranmazsanız; sizi ne sözleşme korur, ne devlet, ne mahkemeler.
    Açtığınız davalar yıllar da sürer on yıllarda.

    Kurallara uygun olacak şekilde ticaret yaparsan, sözleşmeni senedini
    düzgün yaparsan karşı taraf kötü niyetli olsa dahi hiç bir şey olmaz.
    Aklınıza gelebilecek her türlü sorun için bir çözüm var. Mesele üşenmeyip
    çözümleri kullanmakta. Gerektiği durumda fazla para vermekte.

    200.000 TL lik ticareti telefonla yapan adamlar var. Tanımadığı adam.
    Bir garantisi yok. Kefili yok. Elindeki tüm parayı bu kadar umursamazca
    nasıl verebiliyor anlamıyorum insanlar. Karşılıklı güven artık yok. Helvası
    yendi, gömdük gitti. Kendini korumazsan kimse seni korumaz. Buna
    alışsak iyi olur. Zamanı geçeli çok oldu
  • 02-11-2023, 17:46:33
    #20
    ayyldz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Dostlar, kısaca özetlemek gerekirse;

    Almanya'da Türk kökenli dini bir STK kurumundan büyük bir miktar alacağım var.
    Alacağımın kaynağı yaptığım yazılım ve tasarım işleri.
    Lakin durum şu ki, bu işlerin hiçbirinde sözleşme yok.
    Ama, işi yaptığımın tüm kanıtları ve yazışmaları dahil olmakla birlikte hala projelerimi kullanmaya devam ediyorlar.
    İşin ilginç yanı, bu işleri Türkiye'de kendilerine çalışan paravan bir şirket üzerinden yaklaşık 20 katı olarak fatura ettiklerini biliyorum ama tabiki faturaları göstermiyorlar.

    Tabiki (!) avukatlarla görüştüm, günümüz Türkiye'sinde avukatların bir çoğu bilişimden bi haber olduğu için sonuç alamadım. Tabi bu kurumun siyasi yanlarından korkanlar da oldu.

    Tüm arabuluculara teklifim açıktı; %50, %50. Ne alırsak yarı yarıya.

    Ama çözemiyorum, olmuyor.
    Akıl akıldan üstündür, bir akıl verin bana
    Hocam Selamlar,
    Özelden pm atarsanız yardımcı olabilirim.
    Avukatım.
  • 02-11-2023, 20:11:47
    #21
    Fahrettin adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Basitçe anlatayım.

    Milletimizde yaygın bir mantık var. Bir şey alayım her şeye yetsin.
    Ama hayat öyle değil maalesef. Benzer şekilde sözleşme imzaladık
    bitti diye bir durum yok. Hiç bir zaman da olmadı.

    Mesele sözleşmedeki haklarınıza uymak. Sözleşmeye işin esası ile
    alakalı değişiklikler yazılı olarak yapılmalı diye madde olur. Ama
    taraflar telefon görüşmesinde işin hüviyetini tümden değiştirecek
    bir konuda anlaşır. Sonra sözleşme bir işe yaramıyor. Bu fahiş hatadır.
    Böyle bir şey yaparsan mahkemede hiç bir şey ispat edemezsin.

    Ödemeyi açıklamasız gönderirseniz ya da elden verip makbuz almazsanız
    neyi ispat etmeyi düşünüyorsunuz. Hırsıza çelik kapı tül perde evet.
    Ama kimse çelik kapıyı satarken bunu kimse açamaz demiyor.
    Açana kadar zaman geçer, çok gürültü çıkar ya da alarmı çalıştırmadan
    açamaz diye satıyor. Zaten bunu herkes tahmin edebilir.

    İnsanların iyi niyetli olduğunu söyleyen yok zaten. Kimse söyleyemiyor.
    Ticarette güven esastır kısmı da çok eskide kaldı. Yoksa neden burada
    olalım. Mesele herkesin size yamuk yapacağını baştan kabul etmek.

    Bunu kabul etmeden sözleşmeyi düzgün yapmazsanız, kanunlara
    uygun hareket etmezseniz, sözleşmeye uymazsanız, basiretli tacir gibi
    davranmazsanız; sizi ne sözleşme korur, ne devlet, ne mahkemeler.
    Açtığınız davalar yıllar da sürer on yıllarda.

    Kurallara uygun olacak şekilde ticaret yaparsan, sözleşmeni senedini
    düzgün yaparsan karşı taraf kötü niyetli olsa dahi hiç bir şey olmaz.
    Aklınıza gelebilecek her türlü sorun için bir çözüm var. Mesele üşenmeyip
    çözümleri kullanmakta. Gerektiği durumda fazla para vermekte.

    200.000 TL lik ticareti telefonla yapan adamlar var. Tanımadığı adam.
    Bir garantisi yok. Kefili yok. Elindeki tüm parayı bu kadar umursamazca
    nasıl verebiliyor anlamıyorum insanlar. Karşılıklı güven artık yok. Helvası
    yendi, gömdük gitti. Kendini korumazsan kimse seni korumaz. Buna
    alışsak iyi olur. Zamanı geçeli çok oldu
    Bende size anlayabileceğiniz şekilde basitçe anlatayım;

    Yaklaşık 25 yıldır aktif olarak ticaret yapıyorum. Sizin uzun yazılarınız ticarette esas olanın güven olduğunu değiştirmez.

    Ben zaten sözleşme yapmayın, evrak imzalamayın falan demiyorum dikkatinizi çekerse. Şuanda yaklaşık 3-4 yıldır süren 2 ayrı alacağım var. Sözleşmede var.

    Ancak ticarette asıl meziyet zaten paranızı tahsil edebileceğinize inandığınız kişi ile çalışmaktır. Bunu karşınızdakinin her bir detayından sezinleyebilmektir. İyi araştırma yapabilmektir. Bir ürünü en iyi fiyata satmak sizi en iyi tüccar yapmaz, gün gelir bir çarpılırsınız karlı geçen 5 seneden 15 sene götürür.

    Konunun sahibi arkadaş iyi niyetinin kurbanı olmuş. Sen ilk önce tabii ki sözleşmeni yap, herşeyi doğru bir şekilde yap. Ancak karşındaki kötü niyetliyse bugün 200.000 TL çarpılırsın, alabilirsen yıllar sonra paranı ufacık bir artış ile alırsın. Zaten muhtemelen o günün koşullarında aldığın rakam döviz karşılığında baktığında komik kalır.

    Ayrıca basiretli tacir kavramından bahsettiğinize göre, basiretli tacir'in bilmek ile yükümlü olduğu maddeleride bilirsiniz. Bende bu konuya zaten buna istinaden yazdım arkadaşa.

    Kısacası ticarette güven esastır. Bu yazılı kağıt üzerinde önemlerinizi almanıza da engel değildir. Karşınızdaki kötü niyetliyse, ve bunun çakallıklarınıda biliyorsa işin sonunda hiçbirşeyde alamayabilirsiniz.