Basitçe anlatayım.
Milletimizde yaygın bir mantık var. Bir şey alayım her şeye yetsin.
Ama hayat öyle değil maalesef. Benzer şekilde sözleşme imzaladık
bitti diye bir durum yok. Hiç bir zaman da olmadı.
Mesele sözleşmedeki haklarınıza uymak. Sözleşmeye işin esası ile
alakalı değişiklikler yazılı olarak yapılmalı diye madde olur. Ama
taraflar telefon görüşmesinde işin hüviyetini tümden değiştirecek
bir konuda anlaşır. Sonra sözleşme bir işe yaramıyor. Bu fahiş hatadır.
Böyle bir şey yaparsan mahkemede hiç bir şey ispat edemezsin.
Ödemeyi açıklamasız gönderirseniz ya da elden verip makbuz almazsanız
neyi ispat etmeyi düşünüyorsunuz. Hırsıza çelik kapı tül perde evet.
Ama kimse çelik kapıyı satarken bunu kimse açamaz demiyor.
Açana kadar zaman geçer, çok gürültü çıkar ya da alarmı çalıştırmadan
açamaz diye satıyor. Zaten bunu herkes tahmin edebilir.
İnsanların iyi niyetli olduğunu söyleyen yok zaten. Kimse söyleyemiyor.
Ticarette güven esastır kısmı da çok eskide kaldı. Yoksa neden burada
olalım. Mesele herkesin size yamuk yapacağını baştan kabul etmek.
Bunu kabul etmeden sözleşmeyi düzgün yapmazsanız, kanunlara
uygun hareket etmezseniz, sözleşmeye uymazsanız, basiretli tacir gibi
davranmazsanız; sizi ne sözleşme korur, ne devlet, ne mahkemeler.
Açtığınız davalar yıllar da sürer on yıllarda.
Kurallara uygun olacak şekilde ticaret yaparsan, sözleşmeni senedini
düzgün yaparsan karşı taraf kötü niyetli olsa dahi hiç bir şey olmaz.
Aklınıza gelebilecek her türlü sorun için bir çözüm var. Mesele üşenmeyip
çözümleri kullanmakta. Gerektiği durumda fazla para vermekte.
200.000 TL lik ticareti telefonla yapan adamlar var. Tanımadığı adam.
Bir garantisi yok. Kefili yok. Elindeki tüm parayı bu kadar umursamazca
nasıl verebiliyor anlamıyorum insanlar. Karşılıklı güven artık yok. Helvası
yendi, gömdük gitti. Kendini korumazsan kimse seni korumaz. Buna
alışsak iyi olur. Zamanı geçeli çok oldu
Bende size anlayabileceğiniz şekilde basitçe anlatayım;
Yaklaşık 25 yıldır aktif olarak ticaret yapıyorum. Sizin uzun yazılarınız ticarette esas olanın güven olduğunu değiştirmez.
Ben zaten sözleşme yapmayın, evrak imzalamayın falan demiyorum dikkatinizi çekerse. Şuanda yaklaşık 3-4 yıldır süren 2 ayrı alacağım var. Sözleşmede var.
Ancak ticarette asıl meziyet zaten paranızı tahsil edebileceğinize inandığınız kişi ile çalışmaktır. Bunu karşınızdakinin her bir detayından sezinleyebilmektir. İyi araştırma yapabilmektir. Bir ürünü en iyi fiyata satmak sizi en iyi tüccar yapmaz, gün gelir bir çarpılırsınız karlı geçen 5 seneden 15 sene götürür.
Konunun sahibi arkadaş iyi niyetinin kurbanı olmuş. Sen ilk önce tabii ki sözleşmeni yap, herşeyi doğru bir şekilde yap. Ancak karşındaki kötü niyetliyse bugün 200.000 TL çarpılırsın, alabilirsen yıllar sonra paranı ufacık bir artış ile alırsın. Zaten muhtemelen o günün koşullarında aldığın rakam döviz karşılığında baktığında komik kalır.
Ayrıca basiretli tacir kavramından bahsettiğinize göre, basiretli tacir'in bilmek ile yükümlü olduğu maddeleride bilirsiniz. Bende bu konuya zaten buna istinaden yazdım arkadaşa.
Kısacası
ticarette güven esastır. Bu yazılı kağıt üzerinde önemlerinizi almanıza da engel değildir. Karşınızdaki kötü niyetliyse, ve bunun çakallıklarınıda biliyorsa işin sonunda hiçbirşeyde alamayabilirsiniz.