• 30-09-2023, 17:30:46
    #19
    Bizim ülkede paranın takibini yapmak çok zor. Danimarka’dayım 1 senedir burdayım daha nakit para görmedim neredeyse bi şişe su alanda gofret alanda kartla ödüyor heryerde pos cihazı var. Durum böyle olunca nakit para neredeyse kullanılmıyor mesela traş oluyorum kartla ödüyorum ve burda vergiler %40 %45 kazanca göre artıyor daha ben karttan traşın parasını ödediğim gibi devlet adamdan kesiyor. Nakit kullanımı neredeyse hiç olmadığı için gidip kendi hesabına 2000 yatırdığında hemen banka arıyor. Nerden geldi kanıtla diyor hatta annen baban yolladığında da aynı sorun araç alırken 20 binden fazla nakit kullanamıyorsun . Hatta ülke dışına Danimarka kronu yasakladılar artık Türkiye’de bi bankaya dkk koyamıyorsun bozduramıyorsun gidip Euro yapıyım dediğin zaman vermiyorlar geçen bi tanıdık gitt vermediler kendi parasını, diyorlar karttan çek dedi düğüne gidicem düğün davetiyesi istemişler oda şimdi yalandan davetiye yapmaya uğraşıyor .Kendi paranı bile çekerken nakit olunca binbir sorun.
    Ama Türkiye’de hala emekli maaşını güvenliğe çektirenler var . Bu durumda zaten heryerde nakit dönüyor ve neredeyse herkes vergi kaçırıyor şahsen Türkiye’deki berberimde pos cihazı bile yok adam günde 3 binden fazla kazanıyor vergisi yok evlenirken altın yaptırdık bilezik ıvır zıvır faturası yok , gittiğimiz kahve 3 adam çalıştırıyor herşey nakit döndüğünden çaya fiş kesmediğinden vergisi yok, bi kömür ocağında Sevkiat sorumlusuydum dandik bi ocaktı günde 500 550 ton kömür çıkıyordu o zaman kömür tonu 1000 tl idi günlük 500 550 bin tl mal satıyordu faturasız haliyle herkes vergi kaçırıyor çünkü komple nakit dönüyor ülkede. Takibi yapılamaz ki bunun nakiti kaldırmak lazım yoksa hergün haberlerde görüyoruz geline 6 m nakit takıldı, gibi haberler adam annem verdi amcam verdi der . Herkesin evinde altın nakit illa bi birikimi oluyor . Nakit kullanılan bi ülkede takibini yapmak çok zor yapsan bile banka sana sorsa nerden geldi diye yurt dışından amcam getirdi dersin , düğünde takılmıştı annem altın olarak vermişti vs vs soruya cevabı bulmak kolay ülkede full nakit dönüyor . Haliyle küçük esnaftan kuyumcusuna büyük ihale alanlara kadar herkes vergi kaçırıyor . Durum böyle oluncada kaçırılmayacak şeylere vergiyi bindiriyorlar telefon , bilgisayar araba gibi şeylere zorla alıyorlar. Nakit kullanımını düşürmek lazım . Yurt dışında birine nakit verse birisi ne bankaya koyabilir ne Türkiye’ye getirebilir 10 bin Euro dan fazla varsa üstünde havalimanında bildirmek gerekiyor bildirincede devlet yine görüp nerden geldi diyor. Bildirmezsen bu sefer el koyuyorlar o yüzden yurt dışında kaçak çalışanlar yada illegal iş yapanlar gümrüklerde paralarını kaptırıyorlar
  • 30-09-2023, 17:40:26
    #20
    Devlet büyüklerimiz için bu durum sıkıntılıdır. Kaldırılması çok iyi ve sorgulanmaması daha da iyidir. Hepimiz için
  • 30-09-2023, 18:07:24
    #21
    jeaner adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Zaten dolaylı alıyor bizimkiler bunları bildikleri için,

    Misal tekel 3 dal sana gerisi vergi
    Araba 1 sana 1,5 devlete
    Gıda-Temizlik %20 direkt
    Akaryakıt - Çok büyük

    Doyuramadınız devleti hala paramı arıyorsunuz.

    Raf fiyatına yaz bakalım dediğiniz ülkelerdeki gibi tütün ürünü 5₺ kasada 45₺ vergisi çıksın anlarsınız nekadar vergi veriliyor.

    bazılarının milyar dolar vergisi siliniyor önce onları dile getirin. Burada durum şu maaşlı çalışan her türlü vergisini veriyor


    İyi de dolaylı vergi alınmasının sebebi doğrudan vergi alınamaması.
    Yani zenginler vergi vermediği için fakirler daha çok vergi veriyor.

    Bu devletin borcunu döndürmesi, iktidarın beceriksiz politikalarını finanse etmes ve hizmet etmesi gerekiyor.
    Gelir vergisi tam beyan edilip tam ödenmediği için devlet açığı dolaylı vergilere yüklenerek kapatıyor.

    Bu arada akaryakıt, araba, teknoloji ürünlerindeki yüksek vergilendirme dolaylı vergi için değil cari açığı kontrol etmek için.
    Yani kendi üretmediğiiz ve cari açığı bozan kalemlerin talebini kısmak için yüksek vergilendirme yapılıyor.

    Albayraktech in sorusunun yanıtı ise basit.
    Nereden buldun yasasının ciddi şekilde uygulanmamasının 2 nedeni var.

    1) İktidarın beceriksiz politikaları sonucu paraya sıkışması ve sıcak paranın ülkeye girmesi için kaynağını sorgulamaması.
    Yani çok bilmiş ekonomik politikalar hüsranla sonuçlandıkça cari açığı finanse etmek için dış kaynağa ihtiyaç artıyor.
    Aklı başında yatırımcılar bu saçma ekonomik politikaların olduğu ülkeye para yatırmayınca doğal olarak farklı kaynaklardan para çekmek gerekiyor.
    Siz para getir nereden kazandığının hesabını sormayacağım dediğinizde kara para aklanmak için ülkeye akıyor.
    Kısa süreliğine bu para cari açığı finanse etmemize yardım ederken ülke de kara paranın, uluslararası suç örgütlerinin eline düşüyor.
    Sonra bir gün haberde bakıyorsunuz Sırp Magfya lideri Zekeriyaköy'de suikaste uğruyor Azeri mafya lideri Antalya'da suikaste uğruyor.

    2) Siyaset bir güç paylaşımı alanıdır ve oy verenler tarafından değil para yatıranlar tarafından kontrol edilir.
    Dünyanın her yerinden siyasetçiler kendilerine oy verenlere değil kendilerine para verenlere biat ederler.
    Amerika'da cücük kadar nüfusu olan yahudi, ermeni, rum lobisinin çok etkin olmasının sebebi seçim dönemlerinde büyük bağışlar yapan, parayı basan azınlıklar olmalarıdır.
    Siyaset sermaye gruplarının, dini cemaatlerin, sektörel grupların hatta suç örgütlerinin para yatırıp karşılığında çıkar elde ettikleri bir alandır.

    Son iktidarla beraber özellikle müteahhitler ve rant sistemi ülkeye hakim oldu.
    Aslında son iktidarla bu iş iyice pervasızca yapılmaya başlandı yoksa imar rantı Türk siyasetini 50 senedir fonlayan kaynaktır.
    Rantın olduğu yerde çok büyük kazançlar elde edilir ve büyük kazancın vergisi de büyük olur.
    Siz 1 milyon liraya aldığınız tarlaya bir anda imar getirip 10 mliyon liraya satarken 3 milyon lira vergi ödemeniz gerekir.
    Ama bu vergiyi kim ödeyecek? Aslında kazanılan 9 milyon lirada imarı getiren ekipten görünmeyen ortaklar olduğu için bu işlerin vergisi hesabı sorulmuyor bile.
    Soranın da görev yeri gitmek istemeyeceği illerin gitmek istemeyeceği ilçelerine tayin ediliyor.
    İşte siyasetçiler, arkalarındaki sponsorlar kimse, hatta gizli iş ortakları kimse onların haklarını koruyacak düzenlemeler yaparlar.
    Bunu parti ayrımı yapmaksızın söylüyorum. Bir belediye bir partidedir başka bir belediye başka partidedir.
    Ama siyasetçilerin hiç biri vatansever ülkeyi düşünen adamlar değillerdir kendisini fonlayan grupların çıkarlarını savunan insanlardır.

    Mesela İstanbul'da 18 bin taksi plakası var, aileleri ile toplasan 80-100 bin kişiyi geçmeyecek bu grup nasıl bu kadar etkili oluyor?
    İstanbul taksi sorunu yaşarken 20 milyon şehir nasıl 100 bin kişiye esir ediliyor?
    Çünkü taksi plakası bir rant aracı, taksiler götürü usülde vergilendiriliyor, taksi plakası alım satımınden gelir vergisi alınmıyor.
    O yüzden bu plakaların sahipleri mecliste, siyasi partilerin yönetimlerinde örgütlerinde yer alıyorlar.
    Düşünsenize 10 milyon liraya taksi plaka alıyorsunuz ayda 15 bin liradan kiralıyorsunuz, 6 ay sonra 15 milyon liraya satıyorsunuz ve 1 kuruş vergi ödemiyorsunuz.
    Oysa ben 10 milyon liraya deterjan alıp 15 milyon liraya sattığımda 5 milyon lira için %20 KDV den 1 milyon lira KDV, kalan 4 milyon lira kar için de %25 yani 1 milyon lira gelir vergisi ödüyorum.

    Şunu asla unutmayın.
    Siyasetçilerin hiç biri ama hiç biri dostunuz değildir.
    Dürüst yalansız bir lider asla siyasi kadrolarda yükselemez.
    Şans eseri başa dürüst bir lider geçse bile bu adam ülkeyi tek başına yönetmez ve alt kadroları o adamın siyasi gücünden rant sağlamak isteyen yiyiciler ile dolar.

    Bu sorunu aşmanın en ideal yolu iskandinav tipi parti örgütlenmesinden geçer.
    İnsanlar bir partiye üye olup aidat yatırım seçimlerinde oy kullanma hakkına sahip olmalıdırlar.
    Aidatını yatıran herkesin hem yerel hem genel örgüt seçimlerinde oy hakkı olmalıdır.
    Partilerin tüm seçim çalışmaları üyelerden gelen aidatlar ile yürütülür.
    Parti kadroları parti üyelerinin sevdiği saydığı oy verdiği insanlardan oluşur.
    Ve bu parti yöneticileri parti üyelerinin haklarını savunmak zorunda kalırlar yoksa koltuğu kaybedeceklerini bilirler.
    Böylece memur maaşı ile maseratiye binen narkotikçi polise hesap sorulur, eşimin işleri ile aldık diyene de eşinin geçen 10 yıl boyunca ne kadar vergi verdiği sorulur.

    Bu ülkede milliyetçilik ölürüz asarız keseriz gibi zırva sloganlara sıkışmıştır.
    100 metre ötesine top mermisi düştüğünde pantolonuna pisleyecek ergenler savaş Türkün düğünüdür diye twitter yorumları yazarlar.

    Oysa en milliyetçi adam en çok katma değer üretip vergisini en eksiksiz ödeyen adamdır.
    Muhalif olmama rağmen Selçuk Bayraktar'a çok saygı duyuyorum.
    Çünkü adam çalışıyor, katma değer üretiyor. Ama muhalif ve vergi kaçıran ya da muhalif ve iş değil laf üreten adamlara aynı saygıyı duymuyorum.
    Yani asıl sorun bu millet çocuğunu askerden kaçıran adamların, devlete vergisini ödemeyen adamların vatan millet sakarya sloganlarına kapılıyor.
    Sonra ülkenin başına vatan millet sakarya sloganları atıp vergileri garibana yükleyip zengini ürkütmeyen siyasi kadrolar geçiyor.
  • 30-09-2023, 18:25:07
    #22
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İyi de dolaylı vergi alınmasının sebebi doğrudan vergi alınamaması.
    Yani zenginler vergi vermediği için fakirler daha çok vergi veriyor.

    Bu devletin borcunu döndürmesi, iktidarın beceriksiz politikalarını finanse etmes ve hizmet etmesi gerekiyor.
    Gelir vergisi tam beyan edilip tam ödenmediği için devlet açığı dolaylı vergilere yüklenerek kapatıyor.

    Bu arada akaryakıt, araba, teknoloji ürünlerindeki yüksek vergilendirme dolaylı vergi için değil cari açığı kontrol etmek için.
    Yani kendi üretmediğiiz ve cari açığı bozan kalemlerin talebini kısmak için yüksek vergilendirme yapılıyor.

    Albayraktech in sorusunun yanıtı ise basit.
    Nereden buldun yasasının ciddi şekilde uygulanmamasının 2 nedeni var.

    1) İktidarın beceriksiz politikaları sonucu paraya sıkışması ve sıcak paranın ülkeye girmesi için kaynağını sorgulamaması.
    Yani çok bilmiş ekonomik politikalar hüsranla sonuçlandıkça cari açığı finanse etmek için dış kaynağa ihtiyaç artıyor.
    Aklı başında yatırımcılar bu saçma ekonomik politikaların olduğu ülkeye para yatırmayınca doğal olarak farklı kaynaklardan para çekmek gerekiyor.
    Siz para getir nereden kazandığının hesabını sormayacağım dediğinizde kara para aklanmak için ülkeye akıyor.
    Kısa süreliğine bu para cari açığı finanse etmemize yardım ederken ülke de kara paranın, uluslararası suç örgütlerinin eline düşüyor.
    Sonra bir gün haberde bakıyorsunuz Sırp Magfya lideri Zekeriyaköy'de suikaste uğruyor Azeri mafya lideri Antalya'da suikaste uğruyor.

    2) Siyaset bir güç paylaşımı alanıdır ve oy verenler tarafından değil para yatıranlar tarafından kontrol edilir.
    Dünyanın her yerinden siyasetçiler kendilerine oy verenlere değil kendilerine para verenlere biat ederler.
    Amerika'da cücük kadar nüfusu olan yahudi, ermeni, rum lobisinin çok etkin olmasının sebebi seçim dönemlerinde büyük bağışlar yapan, parayı basan azınlıklar olmalarıdır.
    Siyaset sermaye gruplarının, dini cemaatlerin, sektörel grupların hatta suç örgütlerinin para yatırıp karşılığında çıkar elde ettikleri bir alandır.

    Son iktidarla beraber özellikle müteahhitler ve rant sistemi ülkeye hakim oldu.
    Aslında son iktidarla bu iş iyice pervasızca yapılmaya başlandı yoksa imar rantı Türk siyasetini 50 senedir fonlayan kaynaktır.
    Rantın olduğu yerde çok büyük kazançlar elde edilir ve büyük kazancın vergisi de büyük olur.
    Siz 1 milyon liraya aldığınız tarlaya bir anda imar getirip 10 mliyon liraya satarken 3 milyon lira vergi ödemeniz gerekir.
    Ama bu vergiyi kim ödeyecek? Aslında kazanılan 9 milyon lirada imarı getiren ekipten görünmeyen ortaklar olduğu için bu işlerin vergisi hesabı sorulmuyor bile.
    Soranın da görev yeri gitmek istemeyeceği illerin gitmek istemeyeceği ilçelerine tayin ediliyor.
    İşte siyasetçiler, arkalarındaki sponsorlar kimse, hatta gizli iş ortakları kimse onların haklarını koruyacak düzenlemeler yaparlar.
    Bunu parti ayrımı yapmaksızın söylüyorum. Bir belediye bir partidedir başka bir belediye başka partidedir.
    Ama siyasetçilerin hiç biri vatansever ülkeyi düşünen adamlar değillerdir kendisini fonlayan grupların çıkarlarını savunan insanlardır.

    Mesela İstanbul'da 18 bin taksi plakası var, aileleri ile toplasan 80-100 bin kişiyi geçmeyecek bu grup nasıl bu kadar etkili oluyor?
    İstanbul taksi sorunu yaşarken 20 milyon şehir nasıl 100 bin kişiye esir ediliyor?
    Çünkü taksi plakası bir rant aracı, taksiler götürü usülde vergilendiriliyor, taksi plakası alım satımınden gelir vergisi alınmıyor.
    O yüzden bu plakaların sahipleri mecliste, siyasi partilerin yönetimlerinde örgütlerinde yer alıyorlar.
    Düşünsenize 10 milyon liraya taksi plaka alıyorsunuz ayda 15 bin liradan kiralıyorsunuz, 6 ay sonra 15 milyon liraya satıyorsunuz ve 1 kuruş vergi ödemiyorsunuz.
    Oysa ben 10 milyon liraya deterjan alıp 15 milyon liraya sattığımda 5 milyon lira için %20 KDV den 1 milyon lira KDV, kalan 4 milyon lira kar için de %25 yani 1 milyon lira gelir vergisi ödüyorum.

    Şunu asla unutmayın.
    Siyasetçilerin hiç biri ama hiç biri dostunuz değildir.
    Dürüst yalansız bir lider asla siyasi kadrolarda yükselemez.
    Şans eseri başa dürüst bir lider geçse bile bu adam ülkeyi tek başına yönetmez ve alt kadroları o adamın siyasi gücünden rant sağlamak isteyen yiyiciler ile dolar.

    Bu sorunu aşmanın en ideal yolu iskandinav tipi parti örgütlenmesinden geçer.
    İnsanlar bir partiye üye olup aidat yatırım seçimlerinde oy kullanma hakkına sahip olmalıdırlar.
    Aidatını yatıran herkesin hem yerel hem genel örgüt seçimlerinde oy hakkı olmalıdır.
    Partilerin tüm seçim çalışmaları üyelerden gelen aidatlar ile yürütülür.
    Parti kadroları parti üyelerinin sevdiği saydığı oy verdiği insanlardan oluşur.
    Ve bu parti yöneticileri parti üyelerinin haklarını savunmak zorunda kalırlar yoksa koltuğu kaybedeceklerini bilirler.
    Böylece memur maaşı ile maseratiye binen narkotikçi polise hesap sorulur, eşimin işleri ile aldık diyene de eşinin geçen 10 yıl boyunca ne kadar vergi verdiği sorulur.

    Bu ülkede milliyetçilik ölürüz asarız keseriz gibi zırva sloganlara sıkışmıştır.
    100 metre ötesine top mermisi düştüğünde pantolonuna pisleyecek ergenler savaş Türkün düğünüdür diye twitter yorumları yazarlar.

    Oysa en milliyetçi adam en çok katma değer üretip vergisini en eksiksiz ödeyen adamdır.
    Muhalif olmama rağmen Selçuk Bayraktar'a çok saygı duyuyorum.
    Çünkü adam çalışıyor, katma değer üretiyor. Ama muhalif ve vergi kaçıran ya da muhalif ve iş değil laf üreten adamlara aynı saygıyı duymuyorum.
    Yani asıl sorun bu millet çocuğunu askerden kaçıran adamların, devlete vergisini ödemeyen adamların vatan millet sakarya sloganlarına kapılıyor.
    Sonra ülkenin başına vatan millet sakarya sloganları atıp vergileri garibana yükleyip zengini ürkütmeyen siyasi kadrolar geçiyor.
    Vergi arttırarak talebi kısabilirmisiniz mümkün değil. Çünkü ihtiyaç varsa talep’de olur. Ama birçok insanda verdiği verginin doğru kullanılmamasından ve çarçur edilmesinden dolayı vergi verme isteği kalmadı. Ayda ciddi rakamlarda vergi veriyorum devlete katkı sağlayacaksa seve seve can feda ama şeffaf şekilde hiçbirşey açıklanmıyor, hesap sorulamıyor.

    Deprem vergisi nerede diyorsunuz harcadık diyorlar e hesap soranda yok…
  • 30-09-2023, 18:35:46
    #23
    jeaner adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Vergi arttırarak talebi kısabilirmisiniz mümkün değil. Çünkü ihtiyaç varsa talep’de olur. Ama birçok insan verdiği verginin doğru kullanılmamasından ve çarçur edilmesinden dolayı vergi verme isteği kalmadı. Ayda ciddi rakamlarda vergi veriyorum devlete katkı sağlayacaksa seve seve can feda ama şeffaf şekilde hiçbirşey açıklanmıyor, hesap sorulamıyor.

    Deprem vergisi nerede diyorsunız harcadık diyorlar e hesap soranda yok…
    Fahiş vergi koyarsanız kısarsınız, hem de öyle bir kısarsınız ki...
    Arabadan neden kendi bedeli kadar ÖTV alınıyor?
    O ÖTV alınmasa sıfırına parası yetmediği için ikinci el alan insanlar gidecek sıfır araç alacaklar.
    Para yurt içinde yer değiştireceğine yurt dışına kaçacak.
    Fahiş ÖTV alınmasa Türkiye'de iphone satışları 3 katına çıkar.
    Siz bir ürünün fiyatını vergi ile 2-3 kat arttırdığınızda ona ulaşabilecek bütçedeki insanların sayısı dramatik olarak azalır.
    Bahsettiğimiz vergiler ilaç gibi, ekmek gibi zaruri temel ihtiyaçlara koyulmuyor.
    Yani fahiş vergilendirme ya ürünün talebini düşürür, ya da illegal tedariği mümkünse illegal tedariğin önünü açar.
  • 30-09-2023, 19:15:38
    #24
    jeaner adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Zaten dolaylı alıyor bizimkiler bunları bildikleri için,

    Misal tekel 3 dal sana gerisi vergi
    Araba 1 sana 1,5 devlete
    Gıda-Temizlik %20 direkt
    Akaryakıt - Çok büyük

    Doyuramadınız devleti hala paramı arıyorsunuz.

    Raf fiyatına yaz bakalım dediğiniz ülkelerdeki gibi tütün ürünü 5₺ kasada 45₺ vergisi çıksın anlarsınız nekadar vergi veriliyor.

    bazılarının milyar dolar vergisi siliniyor önce onları dile getirin. Burada durum şu maaşlı çalışan her türlü vergisini veriyor
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Fahiş vergi koyarsanız kısarsınız, hem de öyle bir kısarsınız ki...
    Arabadan neden kendi bedeli kadar ÖTV alınıyor?
    O ÖTV alınmasa sıfırına parası yetmediği için ikinci el alan insanlar gidecek sıfır araç alacaklar.
    Para yurt içinde yer değiştireceğine yurt dışına kaçacak.
    Fahiş ÖTV alınmasa Türkiye'de iphone satışları 3 katına çıkar.
    Siz bir ürünün fiyatını vergi ile 2-3 kat arttırdığınızda ona ulaşabilecek bütçedeki insanların sayısı dramatik olarak azalır.
    Bahsettiğimiz vergiler ilaç gibi, ekmek gibi zaruri temel ihtiyaçlara koyulmuyor.
    Yani fahiş vergilendirme ya ürünün talebini düşürür, ya da illegal tedariği mümkünse illegal tedariğin önünü açar.
    Abim en kısa sürede okuyacağım.
    Ufak bir kaza yaptık yanıtlayacağım mesajlarını
    • digiklan
    digiklan bunu beğendi.
    1 kişi bunu beğendi.
  • 30-09-2023, 19:19:52
    #25
    Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Abim en kısa sürede okuyacağım.
    Ufak bir kaza yaptık yanıtlayacağım mesajlarını

    Geçmiş olsun…
  • 30-09-2023, 19:42:27
    #26
    Bu konu lastik gibi istediğin zemin ve kategoride uzar sonunu bulamazsın, ancak yasanın kaldırılma sebebi bazılarının bişeylerini sıfır risk noktasına taşımanın dışına çıkmıyor. (o bazıları dünden bügüne çok uzakta olmadılar.)
    - Bir gerçek varki, yediden yetmişe herkesin işine gelen bir unsur.
    - Eğer bu yasa hala aktif olsaydı yine o çok büyüttüğünüz rakamları ödemezdi çoğu, her ayakta olan rüşvet ayağı dolanmaz mıydı sizce ?
  • 01-10-2023, 12:00:58
    #27
    Birilerinin malı mülkü zoruna gitmediyse adam değilim. Boşver hocam, zaten ülkede yaşamak zor, gelmiş birde bunların araştırılmasını istiyorsun.