Hocam yine güzel tespitlerle geliyorsunu

Yanılmıyorsam evinde betonunda bir yaşı var onu hesaba katıyor muyuz ? Taksi plaka çok pahalı onuda düşünmedim değil.
Beton yaşı 50-60 sene.
Ama burada bir çok hesap edilmeyen değişken var.
Mesela 30 sene önce üsküdar ataşehir dağın başıydı.
Dolar bazında 100 bin dolara ev alınırdı oralardan bugün oralarda 30 yaşında evler 200 bin dolar.
Yani şehirler genişliyor. Doğru bir bölgede alınan ev yaşlansa da bölge değerlendiği için prim yapıyor ve değeri yükseliyor.
30 sene boyunca eve yatırılan paranın 1-1,5 kere karşılığı da kira olarak alınmış olur.
Bir de bütçe 200-250 bin doları bulduğunda Türkiye'den ev almak da mantıksız.
Türkiye'de dövizin ne olacağı belli değil, tüm yasalar kiracıdan yana.
200-250 bin dolara İngiltere, Amerika, Dubai gibi yerlerden gayrimenkul alınıp kiraya verilebilir.
Bunu doğrudan yapmak yerine gayrimenkul yönetim şirketleri üzerinden yapmak da işi kolaylaştırır.
1 aylık kira aracı şirkete 1 aylık kira vergiye gitse 10 aylık kira döviz bazında alınr.
Üstelik fiyat/kira oranı bizde çok düşük 1/200 gibi oralarda 1/140 hatta 1/100 olabildiği için o giden 2 kira bile 10 senelik vadede aslında kayıp sayılmıyor.
Yani gayrimenkul yatırımı ev al kenarda dursundan daha detaylı bir iş.
Ama gayrimenkul yatıırımı hiç bir zaman aktif ticaretin sağladığı getiriyi sağlayamaz.
Kayseri'de ihtiyaç dışında eve yatırılan parayı israf olarak görürler.
Yani aktif ticaret ile uğraşanlar için gayrimenkul yatırımı yapmak ancak elde sürekli sermaye fazlası oluşuyorsa ve iş hacmi büyütülemiyorsa düşünülebilir.
Yoksa eve yatıracağın parayı işe yatırdığında o evin parası her sene bir ev alacak daha para kazandırır.
Bu kepçe meselesi de böyle. Kepçeyi almayı, bakımını yaptırmayı, iş bulmayı, işletmeyi, tahsilat yapmayı biliyorsan ev kirasının 10 katını kazanıyorsun.
Ama bunun karşılığında zamanını, emeğini kaybediyor ve strese giriyorsun.