MiT'in maaşını 1973'e kadar CIA ödedi
Bu ne anlama geliyor? Ülkenin en hasas güvenlik kurumu CIA tarafından yönetilmiş. veya daha farklı nasıl cümleler kurulabilirse artık.
Ülkeyi 1980 darbesine götüren süreçte sokak olayları, sağ sol çatışmaları, toplumda kamplaşma, kurtarılmış mahalle adı altında bir tarafın sahiplendiği mahalleler.
En yakın akrabalar bile ideoloji farkından birbirine düşman haline geliyor.
Böyle bir ortamda kimliği BELİRSİZ şahıslar aynı anda hem sağcı hem solcu kahvehanesine silahla ateş edince, taraflar arasında çatışma çıkması gayet normal. Tüm ülke kaos ve anarşi ortamı haline gelmiş.
Olaylar öyle kızışıyor ki, artık insanlar bir darbe olsa da kurtulsak diye düşünmeye başlıyor. Bu arad yokluk ve kıtlığı da unutmayalım.
İstihbarat teşkilatı maaşları yıllarca CIA tarafından ödenen ülkede SURİYELİ AFGANLI PAKİSTANLI vs yoktu. Kendi halkımız birbirini kırıyordu.
***
Darbe yapıldığı gece bir anda hem anarşi bitti hem de kıtlık yokluk sona erdi. Yani birileri TOPUM DARBEYİ KABULLENSİN diye ne gerekiyorsa yapmış.
Kendi içimizde çatışma yaşasak da, darbeyi yaptıranın DIJ GÜJ ABD olduğunu herkes biliyordu. Ancak darbe yapılınca bir şeyler bitmiyor, tam tersine yeni başlangıçlar var.
Sağdan soldan masum insanlara büyük cezalar verildi. Ancak Dinci fetö ile marksist pkk adında iki bebek ülkenin eline teslim edildi.
1980 ile 2000 arasında pkk birçok terör eylemi düzenlerken, fetö de din ayağına devletin GİRİLEMEZ en derin noktalarına kadar sızdı.
***
Eğer 15 temmuz önceden önlenseydi, hem pkk hem de fetö küçük bir kayıp verecek; ancak her açıdan güçlenerek yollarına devam edecekti. Toplumda edindikleri yer ve saygınlık ile birlikte avrupa ve abd desteğiyle daha da güçlenecekti. 15 temmuz kalkışması yapıldığı için fetönün TOPLUMDAKİ SAYGINLIĞI bitti. terörle mücadelede alınabilecek en etkili sonuç bu. Yoksa hala daha dini önder ve hayır kurumu sayılan bir yapılanma ile mücadele edilemezdi.
15 temmuzda bir kalkışmanın durdurulması küçük bir meseledir. Asıl büyük mesele, asıl büyük mesele devlet içinde gladyocu temizliğidir. Bu temizlik devletin önünü çok ciddi derecede açmıştır. Bu açılma sayesinde yıllardrı dokunulamayan Adnan Oktar bile yakalandı.
Darbe sonrasında tsk sınırdışı operasyonlara başladı. O ana kadar ülke içinde bile terörle ciddi mücadeleler yapılırken artık sınırdışı oprasyonlarında büyük başarılar kazanılmaya başlandı. Terörle mücadee bir yana, 30 yıldır ermeni işgali altındaki Azerbaycan toprakları bile kurtarıldı.
***
15 temmuzla birlikte hem pkk hem de fetö çok büyük kayıplar yaşadı.
Abd ve avrupanın bu kayıplarla kolu kanadı kırıldı. Türkiyeyi elde tutmak ve yıpratmak için yıllarca pkk ve fetöyü kullandılar.
Dostumuz ve müttefikimiz abd(!) ile hayranı olduğumuz avrupa sadece bu iki örgütle yetinmiyordu tabii ki. Sayısız vakıf dernek topluluk vs ile ayrı kollardan ve ayrı yollardan çalışmaya devam ettiler.
***
Dünyada göçmen hareketleri her zaman olmuştur. Ancak son 10 yılda anormal bir sayıya ulaştı. Ve bunların ciddi bir çoğunluğu da Türkiyeye yöneldi. Bizim devletin yanlış politikaları ve yetersizliği de üste konulunca göçmen akımı GÖÇMEN FELAKETİ haline geldi.
***
Yaklaşık 40 yıl boyunca pkk ve fetö tarafından yıpratılan ülke yeni bir musibetle karşı karşıya. Göçmenlerle ilgili yaşanan birçok olaya baktığımız zaman, bu insanların AÇLIK İŞSİZLİK YOKLUK nedeniyle Türkiyeye geldiğini söylemek yetersiz kalacaktır.
Böyle bir kitle ülkede sadece ekonomik değil, kültürel, sosyal ve asayiş açısından da çok ciddi yıpranmalara neden olacaktır.
***
40 yıl boyunca pkk ve fetö musibetlerine karşı maalesef hiçbir gücümüz tam olarak etkili olamamıştır. Bugün hala daha pkk ve fetö çeşitli eylemler ve çalışmalar yapmaya devam etmektedir.
Tıpkı her iki terör örgütü gibi, göçmen kitlesinin de ülkede ciddi olumsuz sonuçları olacağını düşünüyorum. Bugüne kadar yaşadıklarımız bende böyle bir izlenim bıraktı. Bugünden sonraki süreçte devletin yapacağı girişimler ne derece etkili olur bilemem.
Ama tecrübelerimegöre şunu söyleyebilirim. Önümüzdeki süreçte göçmen sorunları daha çok başımızı ağrıtacak. Ve uzunca bir süre de bu sorunlara kalıcı çözüm bulunamayacak.
Göçmen sorunu bir gün tamamiyle çözülse bile, o güne kadar geçen zamanda yaşanacak olumsuzlukların telafisi olmayacak. Bu yüzden her birey ve aile kendi sağlığı ve güvenliği için kişisel önlemler almalıdır. Belki çok radikal olacak ama, yaşadığımız şehri bile değiştirmek makul olabilir. Böyle uç örnek vermemin sebebi ise, yaşanabilecek olası musibetlerin vereceği zararı tahmin bile edemeyiz.
***
Geçmişte yaşanan hatalar için zaman makinesi ile dönüş yapma imkanı yok. Ancak ileriyi biraz görebiliyorsak, olası sorunlar bugünden bazı tedbirler almalıyız.
***
Ülke en kötü zamanlarını yaşarken zenginler ve siyasteçiler hep rahat ve güvenlik içinde yaşar. Oysa halk her zaman her türlü musibete açık durumdadır. O yüzden kişisel güvenliği için herkes öncelikle kendi tedbirlerine güvenmelidir.
***
Görünen oki göçmenlerle ilgili avrupaya verilen bazı tavizler var. Yani kanun yoluyla elimiz kolumuz bağlanmış. Bugün seçim olsa hükmet %100 değişse bile kim bilir hangi kanunlar ve anlaşmalar geçerli olmaya devamedecek. Bunlar hakkında detaylı bilgimiz olmadığı için önümüzü göremiyoruz.
***
Vaktinizi ayırıp bu kadar uzun yazıyı okuduğunuz için teşekkür ederim. Bu kadar uzun yazıyı şöyle özetleyebilirim.
Pkk ve fetö yakında tamamen bitebilir. Ancak önümüzdeki göçmen musbieti bize ayrı, belki de daha büyük trajediler yaşatmak için sırasını bekliyor. Avrupa ve abd göçmen akımını Türkiyeye karşı silah olarak kullanmakta tereddüt bile etmeyecektir. Bunu zevkle yaparlar.
Avrupa ve abdnin son 40 yılda pkk fetö ermeni kıbrıs azerbaycan ege konularındaki tutumu bunu desetkliyor.
SAPP musibeti - 2. bölüm
0
●40