• 18-08-2023, 17:34:10
    #37
    caangoktuurk adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Merhabalar,

    Belki çok eleştiri alacağım ama gerçekten kendimi tutamadım. 2 büyük Kahramanmaraş merkezli ve 11 ilimizi etkileyen depremde, Kahramanmaraş'ta oturmam sebebiyle doğrudan etkilendim. İşini yaptığım beni seven sayan dostlarımdan başka hiçbir yerden ne yardım ne destek alabildik. Verilen vergiler, kanalların; televizyonların, YouTuber'lerin veya belediyelerin kampanyaları nereye gitti bilmiyoruz. Maraş hâlâ depremi yaşıyor. Lütfen kusuruma bakmayın, bu sözleri acısı olan ve hâlâ bazı şeyleri unutamamış bir kardeşiniz/abinizin sözleri olarak kabul edin: ben ne kurum ne de kuruluş hiçbir yere yardım(sponsor) yapmam yapılmasını da doğru bulmam. Mümkünse doğrudan depremzede/afetzede ailenin bulunup destek verilmesi taraftarıyım. Gönüllülük esaslı başlayan projeler, giderek sponsor tanıtımı; depremzedelerin görüntüleriyle kitleye ulaşma ve bu kitleyi paraya çevirme gibi çeşitli simsarlığa döndüğünü bizler aylarca seyrettik. Sizlerde aynısınız ve yapacaksınız gibi bir iddiam yok lütfen yanlış anlamayın. Ancak ben güvenmiyorum. Kimsenin adına da konuşmak istemem ama büyük ihtimalle bu tarz projelere katılım az olur.

    Selamlar, sevgiler.
    Selamlar, maalesef ki aynı depremi en derin şekilde Antakya'da yaşamış ve her şeyini kaybetmiş biri olarak ben de sizinle aynı fikirdeyim. Bağış yapılması ve destek verilmesi çok güzel ancak bu bağışların kontrolü nasıl yapılıyor? Gerçekten merakımdan soruyorum. Nereye gidiyor? Neler yapılıyor? Evleri yıkılan, ailelerini kaybeden, hayatları mahvolan insanlara nasıl destekler sunuluyor? Keşke her şey şeffaf olsa. Çok ama çok üzgünüm gerçekten...
  • 18-08-2023, 17:57:17
    #38
    robben678 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Selamlar, maalesef ki aynı depremi en derin şekilde Antakya'da yaşamış ve her şeyini kaybetmiş biri olarak ben de sizinle aynı fikirdeyim. Bağış yapılması ve destek verilmesi çok güzel ancak bu bağışların kontrolü nasıl yapılıyor? Gerçekten merakımdan soruyorum. Nereye gidiyor? Neler yapılıyor? Evleri yıkılan, ailelerini kaybeden, hayatları mahvolan insanlara nasıl destekler sunuluyor? Keşke her şey şeffaf olsa. Çok ama çok üzgünüm gerçekten...
    Merhabalar,

    Üniversite eğitimimi, cağnım Antakya'da okudum: yaşantımın büyük bir kısmını Antakya'da geçirdim, çalıştım; büyüdüm ve öğrendim. Antakya'ya çok şey borçluyum. İnsanın doğduğu değil; doyduğu yer memleketiymiş derlerdi, yaşayınca anladım. Hayatımın en güzel yıllarını geçirdiğim Antakya'yı böyle görmek beni çok üzüyor. Acınızı en derinden hissediyorum, başınız sağolsun. Mesleki olarak bize sadece psikoterapi sunuldu, haricinde hiçbir destek verilmedi Özel çalışanlar -üstelik sigorta yoksa- çok kötü durumda. İlk zamanlar yemek dağıtımı yapıldı ancak bu dağıtım farklı şehirlerden belediye tarafından görevlendirilen çadırlardı: gönüllü olarak geldiler. Bağışlar konusunda pek fikrim yok açıkçası ama vergi verdikten sonra fatura bilmem ne ile kılıfına uydurup parayı farklı şekilde yönetiyorlar. Burada başarılı büyük Toki çalışmaları var ve gerçekten takdire şayan. Bununla birlikte şehir koca bir enkaz şeklinde duruyor. Ağır veya orta hasarlı binaların neredeyse %70'i hayalet apartman olarak duruyor. Yıkılan apartmanların da enkazları olduğu yerde duruyor. Gözle görülen yerleri temizlemeye çalışıyorlar haricinde mahalle aralarındaki apartmanların durumu meçhul. 3 sağlam apartın arasındaki ağır hasarlı binalar çok korkutuyor. Yıkamıyorlar ve sağa sola devrildiği için sağlam binalara zarar veriyor. İnşaat mühendisi değilim bilgim yok ancak burada sürekli eleştiri alan bir konu olduğunu hatırlatmalıyım.

    Yapılan Tokiler, şehre çok uzak, ev çok küçük ve çok pahalı. Hayatlarının son demlerini yaşayan insanlar, bu borçları miras bırakarak veda edecekler. Ailesinden birini kaybeden vatandaşa da 100k bir ödeme yapıldı haricinde bir destek bilmiyorum, duymadım ve görmedim -bizler başka almadık-. Seçim öncesinde çadırda kalan vatandaşlara kıyafet; yemek ve küçük çocuklar için özel eğitimler sunuldu. Şu an bunların hiçbiri yapılmıyor. Çadırda kalan vatandaşları, -büyük bir kısmını- konteynere geçirmeyi başardılar. Ancak bu konteyner kim tarafından gönderildi burada bilinmiyor Şeffaf hiçbir şey yok, kimin ne yaptığı ne kadar yardım alındığı ve neye harcandığı tamamen dedikoduya dönmüş durumda. Atı alan üsküdarı geçti, üsküdarın soğuk suları üzerimizde duruyor. Balıklara atılan küçük yemekler, suyun altında kalan bizlere yetmiyor. Teşbihlerim için lütfen kusuruma bakmayın, burada manzara bunlardan ibaret. Sosyal yardımdan tutun belediyeye kadar başvuru yaptık ve hâlâ yapılıyor. Ancak sonuç, başvurularımız kapanmıştır Antakya'yı televizyondan ve ailesini kaybeden geriye kalan birkaç arkadaşımdan duyuyorum. Biliyorum, orada manzara çok daha kötü. Allah hepimizin yardımcısı olsun, bir daha bu günleri bizlere göstermesin. Burada bilinçlenmek gibi konular espri olmuş durumda. Ekonomik hayat durdu ve her şeyin fiyatı uçuk fiyatlara ulaştı. Elbette, İstanbul veya Ankara gibi iller ile kıyaslamak hata olur. Çünkü her şehrin belirli bir ekonomisi var bizler yıllardır o ekonomi ile hayatımızı sürdürüyoruz. Burada 5k olan kira 15-20k olmuş, İstanbulla kıyaslayarak bu durumu hafifletmek biraz ahmakça geliyor kusuruma bakmayınız.

    Selamlar, sevgiler.
  • 18-08-2023, 18:51:14
    #39
    caangoktuurk adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Merhabalar,

    Üniversite eğitimimi, cağnım Antakya'da okudum: yaşantımın büyük bir kısmını Antakya'da geçirdim, çalıştım; büyüdüm ve öğrendim. Antakya'ya çok şey borçluyum. İnsanın doğduğu değil; doyduğu yer memleketiymiş derlerdi, yaşayınca anladım. Hayatımın en güzel yıllarını geçirdiğim Antakya'yı böyle görmek beni çok üzüyor. Acınızı en derinden hissediyorum, başınız sağolsun. Mesleki olarak bize sadece psikoterapi sunuldu, haricinde hiçbir destek verilmedi Özel çalışanlar -üstelik sigorta yoksa- çok kötü durumda. İlk zamanlar yemek dağıtımı yapıldı ancak bu dağıtım farklı şehirlerden belediye tarafından görevlendirilen çadırlardı: gönüllü olarak geldiler. Bağışlar konusunda pek fikrim yok açıkçası ama vergi verdikten sonra fatura bilmem ne ile kılıfına uydurup parayı farklı şekilde yönetiyorlar. Burada başarılı büyük Toki çalışmaları var ve gerçekten takdire şayan. Bununla birlikte şehir koca bir enkaz şeklinde duruyor. Ağır veya orta hasarlı binaların neredeyse %70'i hayalet apartman olarak duruyor. Yıkılan apartmanların da enkazları olduğu yerde duruyor. Gözle görülen yerleri temizlemeye çalışıyorlar haricinde mahalle aralarındaki apartmanların durumu meçhul. 3 sağlam apartın arasındaki ağır hasarlı binalar çok korkutuyor. Yıkamıyorlar ve sağa sola devrildiği için sağlam binalara zarar veriyor. İnşaat mühendisi değilim bilgim yok ancak burada sürekli eleştiri alan bir konu olduğunu hatırlatmalıyım.

    Yapılan Tokiler, şehre çok uzak, ev çok küçük ve çok pahalı. Hayatlarının son demlerini yaşayan insanlar, bu borçları miras bırakarak veda edecekler. Ailesinden birini kaybeden vatandaşa da 100k bir ödeme yapıldı haricinde bir destek bilmiyorum, duymadım ve görmedim -bizler başka almadık-. Seçim öncesinde çadırda kalan vatandaşlara kıyafet; yemek ve küçük çocuklar için özel eğitimler sunuldu. Şu an bunların hiçbiri yapılmıyor. Çadırda kalan vatandaşları, -büyük bir kısmını- konteynere geçirmeyi başardılar. Ancak bu konteyner kim tarafından gönderildi burada bilinmiyor Şeffaf hiçbir şey yok, kimin ne yaptığı ne kadar yardım alındığı ve neye harcandığı tamamen dedikoduya dönmüş durumda. Atı alan üsküdarı geçti, üsküdarın soğuk suları üzerimizde duruyor. Balıklara atılan küçük yemekler, suyun altında kalan bizlere yetmiyor. Teşbihlerim için lütfen kusuruma bakmayın, burada manzara bunlardan ibaret. Sosyal yardımdan tutun belediyeye kadar başvuru yaptık ve hâlâ yapılıyor. Ancak sonuç, başvurularımız kapanmıştır Antakya'yı televizyondan ve ailesini kaybeden geriye kalan birkaç arkadaşımdan duyuyorum. Biliyorum, orada manzara çok daha kötü. Allah hepimizin yardımcısı olsun, bir daha bu günleri bizlere göstermesin. Burada bilinçlenmek gibi konular espri olmuş durumda. Ekonomik hayat durdu ve her şeyin fiyatı uçuk fiyatlara ulaştı. Elbette, İstanbul veya Ankara gibi iller ile kıyaslamak hata olur. Çünkü her şehrin belirli bir ekonomisi var bizler yıllardır o ekonomi ile hayatımızı sürdürüyoruz. Burada 5k olan kira 15-20k olmuş, İstanbulla kıyaslayarak bu durumu hafifletmek biraz ahmakça geliyor kusuruma bakmayınız.

    Selamlar, sevgiler.
    Ne kadar güzel anlatmışsınız. Ellerinize sağlık, inanın duygu karmaşası içerisindeyim. Benim de üniversiteye kadar tüm hayatım Antakya'da geçti. Her şeyim o güzel şehre aitti. Uzmanlık için ailemi kırmayıp MKÜ'ye geçecektim hatta yılın başında. Ama süreç buna izin vermedi ve ailemle birlikte ölüme de gidemedim o yüzden mesela. Ama beni en çok üzen neydi biliyor musunuz? Maalesef ki o süreçte yaşananlar, yaşatılanlar. Ablamlar deprem günü Mersin'den Antakya'ya geçtiler. Ben İzmir'den otostop yapa yapa hemen sonraki gün varmayı başardım ama nasıl olduysa; yollar kapalı, köprüler yıkılmış, Antakya'ya ulaşım yok diye korkunç bir yalan gündem oluşturuldu. O ilk 3 günü hayatımın sonuna dek unutmayacağım.

    Yıkılan apartmanlar çok eski dediler; annemle babamı kaybettiğim apartman 2010 sonrası yapılmış ''sözde'' lüks binalardan biriydi. Aynı şekilde abimin, yengemin ve 1.5 aylık bebeklerinin olduğu tuzla buz olan bina yine ''sözde'' oldukça lüks 5-6 yıllık binaydı. Annemle babamın cesetlerine 4. günün gecesinde ulaşabildik ve saatlerce ceset torbası için yalvardım. Onu bile veremediler bize. Yorganların içinde saatlerce cenaze arabası bekledik o psikolojiyle ve o da gelmedi. Düşünün ki biz Mersin'den kamyon getirttik annemle babamı götürebilmek için. Günlerce haftalarca Antakya - Mersin - İzmir arası git gel yaptım. O süreçte ciddi anlamda desteği olan Beşir Vakfı vardı, inanın o güne kadar tanımıyordum bile. Hatta ailemi ararken bir genç yanıma geldi, destek oldu; göğsünde ''Beşir'' yazıyordu. O psikolojiyle babamın da adı Beşir, çok memnun oldum deyip ağlamıştım. O da hiç ikiletmeden, benim de Beşir; merak etme kurtaracağız deyip sarılmıştı bana. Askerler, polisler hepsi çokça yardımcı oldu sağ olsunlar ama inanın hepsi isyan ediyordu. Polislerin çoğuyla dost olduk, asla koordine olamadıklarını; herkesin kafasına göre dağıldığını ve planlama olmadığını söylüyorlardı. Çadır bile yoktu, yerde yatanlar vardı. Bazıları ateş söndüğünde uyanıyoruz işte diyorlardı. Yazarken bile ellerim titriyor ama bu titreme o korkunç haftanın soğuğundan değil, emin olun çaresizlikten dolayı. Annemle babamı defnederken kefen için dahi ödeme yaptık mesela ama bunların hepsinin gönderildiği söylendi. Yani sonradan böyle duydum ben ama yok yani, ne yaşadığımı bir ben bilirim o süreçte.

    Yemek veren yerler genellikle gönüllü kurumlardı. Onlarda biz sıradayken sürekli fotoğraf, video çekiyorlardı; o bile o kadar koydu ki o zamanlar bana. Gerçekten tarifi yok o duyguların. Hani çocuklarına ev falan bırakacaklar tarzı bir cümle kurmuştunuz ya, o da yok zaten artık. Annemle babamın, abimin, bizim yıllarca verdiğimiz emekler ve aldığımız tüm evler yıkıldı. Onun yerine de ''tarihi belli değil'' tokiden 1 adet ev verileceği, onun %40'ını da yine bizim ödeyeceğimiz ifade edildi. Mahvolmuş hayatlar, yerle bir olmuş bir şehir. Ne geçmiş kaldı ne gelecek... Hala milyar liralardan, müthiş bağışlardan vs bahsediliyor ama dediğim gibi keşke hepsi şeffaf olsaydı da nerelere ne yapıldığı, nereye ne kadar para akıtıldığını bizler de bilseydik. İnanın çok üzgünüm...