• 02-07-2023, 03:01:06
    #1
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Şüphesiz her dönem rekabet vardı hem bu ülkede hem dünyada ama kabul edelim ki özellikle bu ülke adına her geçen sene her alanda rekabet seviyesi inanılmaz noktalara ulaştı. Eğer ki kalifiyeli veya yetenekli değilseniz hayatta kalmanız eski nesillerin şansına göre çok daha zor. Keşke birkaç nesil önce doğsaydım diyorum. Ne üniversite rekabeti, ne kurum meslek rekabeti ne de başka bir rekabet hiç yokmuş.


    İş ilanı sitelerine bakıyorum, ilanlardaki başvuru sayısını gördükçe ilana başvurmaktan vazgeçiyorum. Bir iki kişilik iş ilanı için binlerce, on binlerce başvurular söz konusu. Böylesine yoğun rekabette benim gibi zayıf insanların hayatta kalabilmesi gerçekten hiç olmadığı kadar zor noktaya geldi.

    KPSS A grubuna hazırlanıyorum, ama içimde bir kasvet var ki dağılmıyor. KPSS’yi o zorlu maratonu diyelim ki geçtim, 2 milyon kişi arasından 85 aldım, bu sadece kurum sınavına itecek beni. 2000 kişi kurum sınavına girecek ve ilk 200’ü geçebilecek mesela. Bitmiyor, kurum sınavını da geçersem mülakat aşaması var. Bu 200 kişiden 15-20 kişi sadece başarılı olacak, diğerleri elenecek.

    Çünkü ülke nüfusu aşırı fazla. 85 milyon, ben de dahil herkes işlere saldırıyor hayatta kalmak için, mecburen. Hal böyle olunca fiziksel güç-yüksek tempo gerektiren işler dışındaki diğer tüm işler adeta bir yarış alanı. 70’ler 80’ler böyle miymiş? Üniversiteyi bitir, memuriyet için sınava gir, rahatça istediğin yere atan. Çünkü rekabet yokmuş ne güzel, nüfus azmış. Şimdi ise sürüsüne bereket..

    R10’da bile bu rekabetin yansımasını görmek mümkün, eğer ki niş bir konuda uzman değilseniz işiniz çok çok zor. En ufak bir ilana anında onlarca kişi başvuruyor. Rekabette ayakta kalan ve iradeli olan kazanıyor. Bu yüzden şimdiye dek şansım hiç yaver gitmedi bu konuda da.

    Bir de yurt dışı, dünyada da inanılmaz rekabet artışı mülteciler nedeniyle zirve yaptı. 60’larda mesela Almanya, Hollanda gibi ülkeler Türkiye’den niteliksiz, eğitimsiz kişileri bile çalışmaları için davet ediyorlarmış. Sıradan bir ilkokul mezunu adam, sağlığı da yerindeyse kendini Almanya’da işçi sektöründe bulabiliyormuş. Şimdi öyle mi peki? Tıp mezunları bile gitmek için uğraşıp duruyor, bizim gibi hiçbir uzmanlığı olmayanların hiç mi hiç şansı kalmadı. Çünkü yine rekabet, dünya geneli artan nüfus oranı.

    keşke Hollanda, danimarka, İzlanda gibi nüfusun düşük olduğu bu yüzden rekabetin de düşük olduğu ve her vatandaşın güle oynaya yaşayıp rahatça iş bulabildikleri bir coğrafya olsaydık. Keşke 85 milyon değil de 5 milyon olsaydı Türkiye’nin nüfusu. Danimarkalı’nın 1 emek verip 1000 aldığı dünyada biz 1000 emek verip 1 alabiliyoruz ve yapacak hiçbir şeyimiz yok önümüze bakmaktan başka. Nereden baksak adaletsiz dünya, beterin de beteri var elbet ama keşke bu denli vahşi rekabet olmasaydı…
  • 02-07-2023, 03:20:31
    #2
    https://www.youtube.com/watch?v=dzARrmqRUOw


    Gerçekten nasıl düzelecek bu hal bilmiyorum.
  • 02-07-2023, 03:57:38
    #3
    kafein97 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Şüphesiz her dönem rekabet vardı hem bu ülkede hem dünyada ama kabul edelim ki özellikle bu ülke adına her geçen sene her alanda rekabet seviyesi inanılmaz noktalara ulaştı. Eğer ki kalifiyeli veya yetenekli değilseniz hayatta kalmanız eski nesillerin şansına göre çok daha zor. Keşke birkaç nesil önce doğsaydım diyorum. Ne üniversite rekabeti, ne kurum meslek rekabeti ne de başka bir rekabet hiç yokmuş.


    İş ilanı sitelerine bakıyorum, ilanlardaki başvuru sayısını gördükçe ilana başvurmaktan vazgeçiyorum. Bir iki kişilik iş ilanı için binlerce, on binlerce başvurular söz konusu. Böylesine yoğun rekabette benim gibi zayıf insanların hayatta kalabilmesi gerçekten hiç olmadığı kadar zor noktaya geldi.

    KPSS A grubuna hazırlanıyorum, ama içimde bir kasvet var ki dağılmıyor. KPSS’yi o zorlu maratonu diyelim ki geçtim, 2 milyon kişi arasından 85 aldım, bu sadece kurum sınavına itecek beni. 2000 kişi kurum sınavına girecek ve ilk 200’ü geçebilecek mesela. Bitmiyor, kurum sınavını da geçersem mülakat aşaması var. Bu 200 kişiden 15-20 kişi sadece başarılı olacak, diğerleri elenecek.

    Çünkü ülke nüfusu aşırı fazla. 85 milyon, ben de dahil herkes işlere saldırıyor hayatta kalmak için, mecburen. Hal böyle olunca fiziksel güç-yüksek tempo gerektiren işler dışındaki diğer tüm işler adeta bir yarış alanı. 70’ler 80’ler böyle miymiş? Üniversiteyi bitir, memuriyet için sınava gir, rahatça istediğin yere atan. Çünkü rekabet yokmuş ne güzel, nüfus azmış. Şimdi ise sürüsüne bereket..

    R10’da bile bu rekabetin yansımasını görmek mümkün, eğer ki niş bir konuda uzman değilseniz işiniz çok çok zor. En ufak bir ilana anında onlarca kişi başvuruyor. Rekabette ayakta kalan ve iradeli olan kazanıyor. Bu yüzden şimdiye dek şansım hiç yaver gitmedi bu konuda da.

    Bir de yurt dışı, dünyada da inanılmaz rekabet artışı mülteciler nedeniyle zirve yaptı. 60’larda mesela Almanya, Hollanda gibi ülkeler Türkiye’den niteliksiz, eğitimsiz kişileri bile çalışmaları için davet ediyorlarmış. Sıradan bir ilkokul mezunu adam, sağlığı da yerindeyse kendini Almanya’da işçi sektöründe bulabiliyormuş. Şimdi öyle mi peki? Tıp mezunları bile gitmek için uğraşıp duruyor, bizim gibi hiçbir uzmanlığı olmayanların hiç mi hiç şansı kalmadı. Çünkü yine rekabet, dünya geneli artan nüfus oranı.

    keşke Hollanda, danimarka, İzlanda gibi nüfusun düşük olduğu bu yüzden rekabetin de düşük olduğu ve her vatandaşın güle oynaya yaşayıp rahatça iş bulabildikleri bir coğrafya olsaydık. Keşke 85 milyon değil de 5 milyon olsaydı Türkiye’nin nüfusu. Danimarkalı’nın 1 emek verip 1000 aldığı dünyada biz 1000 emek verip 1 alabiliyoruz ve yapacak hiçbir şeyimiz yok önümüze bakmaktan başka. Nereden baksak adaletsiz dünya, beterin de beteri var elbet ama keşke bu denli vahşi rekabet olmasaydı…
    70 lerde 80 lerde yaşasaydın liseyi bile bitiremezdin. Kim anlatıyor eskidrn iş bulmak kolaydı zırvalıklarını.
    Lisede kalma olmadan mezun oldunuz, anadoluda her şehirde üiversite olan dönemde okudunuz.
    Üniversite sınavında %1 lik dilime giremediysen 70-80 lerde üniversite falan okuyamazdın.

    Eskiden rekabetin az olmasının nedeni imkanların da az olmasıydı.
    Elinizde insanlık tarihinin görmediği kadar imkan var. Sosyal medyada vakit öldürüp sonra depresyona giriyor hiç bir şeye odaklanamyorsunuz.

    Eğer 2 milyon kişinin içinden 85 alamıyorsan zaten 30-40 sene önce sadece büyük bir kaç şehirde bulunan üniversitelere giremezdin.
  • 02-07-2023, 04:38:46
    #4
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    70 lerde 80 lerde yaşasaydın liseyi bile bitiremezdin. Kim anlatıyor eskidrn iş bulmak kolaydı zırvalıklarını.
    Lisede kalma olmadan mezun oldunuz, anadoluda her şehirde üiversite olan dönemde okudunuz.
    Üniversite sınavında %1 lik dilime giremediysen 70-80 lerde üniversite falan okuyamazdın.

    Eskiden rekabetin az olmasının nedeni imkanların da az olmasıydı.
    Elinizde insanlık tarihinin görmediği kadar imkan var. Sosyal medyada vakit öldürüp sonra depresyona giriyor hiç bir şeye odaklanamyorsunuz.

    Eğer 2 milyon kişinin içinden 85 alamıyorsan zaten 30-40 sene önce sadece büyük bir kaç şehirde bulunan üniversitelere giremezdin.
    Haklı noktalarınız var ancak söylemek istediğim şu, 70-80’lerde de tabii ki yan gelip yatarak bir yere varılamazdı fakat günümüzdeki gibi bir yarış atı mücadelesi de yokmuş. Yani günümüzde tabiri caizse eşek gibi gece gündüz çalışıp yine de KPSS’den mülakatlar sonucu atanamama ihtimali var. Nitekim çoğu kişinin başına da bu geliyor. Ama günümüzde verdiğimiz bu emeği 70’lerde de verseydik o dönem o emekle çok rahat bir yere gelinirdi.

    Yani o dönemlerde üniversite okuyup mezun olduktan sonra iş bulma imkanı günümüze göre çok daha fazla. O halde rekabet de inanılmaz artmış demektir, nüfus ve sosyoekonomik birçok sebep nedeniyle tabii.

    Ayrıca bizzat ailemden biliyorum, o dönemler tek kişi çalışarak dört beş çocuklu evi geçindirmeyi başarıyormuş insanlar. Üstelik lokantalarda, kahvehanelerde çalışarak bile. Günümüzde ise tek bir asgari ücretle değil 4-5 çocuklu aile, sadece iki yetişkin bile kolay kolay geçinemez. Rekabet sadece iş bulma olayını değil hayat pahalılığını da inanılmaz derecede zora sokuyor.
  • 02-07-2023, 04:52:25
    #5
    kafein97 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Şüphesiz her dönem rekabet vardı hem bu ülkede hem dünyada ama kabul edelim ki özellikle bu ülke adına her geçen sene her alanda rekabet seviyesi inanılmaz noktalara ulaştı. Eğer ki kalifiyeli veya yetenekli değilseniz hayatta kalmanız eski nesillerin şansına göre çok daha zor. Keşke birkaç nesil önce doğsaydım diyorum. Ne üniversite rekabeti, ne kurum meslek rekabeti ne de başka bir rekabet hiç yokmuş.


    İş ilanı sitelerine bakıyorum, ilanlardaki başvuru sayısını gördükçe ilana başvurmaktan vazgeçiyorum. Bir iki kişilik iş ilanı için binlerce, on binlerce başvurular söz konusu. Böylesine yoğun rekabette benim gibi zayıf insanların hayatta kalabilmesi gerçekten hiç olmadığı kadar zor noktaya geldi.

    KPSS A grubuna hazırlanıyorum, ama içimde bir kasvet var ki dağılmıyor. KPSS’yi o zorlu maratonu diyelim ki geçtim, 2 milyon kişi arasından 85 aldım, bu sadece kurum sınavına itecek beni. 2000 kişi kurum sınavına girecek ve ilk 200’ü geçebilecek mesela. Bitmiyor, kurum sınavını da geçersem mülakat aşaması var. Bu 200 kişiden 15-20 kişi sadece başarılı olacak, diğerleri elenecek.

    Çünkü ülke nüfusu aşırı fazla. 85 milyon, ben de dahil herkes işlere saldırıyor hayatta kalmak için, mecburen. Hal böyle olunca fiziksel güç-yüksek tempo gerektiren işler dışındaki diğer tüm işler adeta bir yarış alanı. 70’ler 80’ler böyle miymiş? Üniversiteyi bitir, memuriyet için sınava gir, rahatça istediğin yere atan. Çünkü rekabet yokmuş ne güzel, nüfus azmış. Şimdi ise sürüsüne bereket..

    R10’da bile bu rekabetin yansımasını görmek mümkün, eğer ki niş bir konuda uzman değilseniz işiniz çok çok zor. En ufak bir ilana anında onlarca kişi başvuruyor. Rekabette ayakta kalan ve iradeli olan kazanıyor. Bu yüzden şimdiye dek şansım hiç yaver gitmedi bu konuda da.

    Bir de yurt dışı, dünyada da inanılmaz rekabet artışı mülteciler nedeniyle zirve yaptı. 60’larda mesela Almanya, Hollanda gibi ülkeler Türkiye’den niteliksiz, eğitimsiz kişileri bile çalışmaları için davet ediyorlarmış. Sıradan bir ilkokul mezunu adam, sağlığı da yerindeyse kendini Almanya’da işçi sektöründe bulabiliyormuş. Şimdi öyle mi peki? Tıp mezunları bile gitmek için uğraşıp duruyor, bizim gibi hiçbir uzmanlığı olmayanların hiç mi hiç şansı kalmadı. Çünkü yine rekabet, dünya geneli artan nüfus oranı.

    keşke Hollanda, danimarka, İzlanda gibi nüfusun düşük olduğu bu yüzden rekabetin de düşük olduğu ve her vatandaşın güle oynaya yaşayıp rahatça iş bulabildikleri bir coğrafya olsaydık. Keşke 85 milyon değil de 5 milyon olsaydı Türkiye’nin nüfusu. Danimarkalı’nın 1 emek verip 1000 aldığı dünyada biz 1000 emek verip 1 alabiliyoruz ve yapacak hiçbir şeyimiz yok önümüze bakmaktan başka. Nereden baksak adaletsiz dünya, beterin de beteri var elbet ama keşke bu denli vahşi rekabet olmasaydı…
    Hocam siz rekabet i iş bulma olarak yorumlamışsınız ancak rekabet hayatın her alanında var, şu anda bile dijital ve fiziksel ürün hizmet satanlarda ciddi bir rekabet içerisinde, her işin kâr oranı azalıyor, neden böyle oluyor gerçekten ekonomi ve toplum kafa karıştırıcı
  • 02-07-2023, 05:47:02
    #6
    Mal varlığı ayrı bir şey, rızık ayrı bir şeydir. Herkesin rızkı bellidir hatta bir birine yakındır. Günde her öğün hemen hemen herkes aynı miktarda yiyecek tüketir bu rızık tır. Helalinden ve kendi alın teriyle ise ne mutlu o rızkı yiyene ( kişi kendi alın teriyle yediğinden daha hayırlı tatlı bir yiyecek yememistir " hadis").

    _

    Cep telefonu, bilgisayar vb. İhtiyaçlar da aynı durumda.


    Gelelim mal varlığına. !!!

    Mal varlığı arttırma hususunda insanlar helal ve haram sınırı tanımaz oldu. Memur olmak, atanmak veya bir ticarette kar elde edebilmek zorlaşıyor değil, sömürü düzeninde farkında olmadan her şeyini elinden alırlar. Borçlu doğarsın, borçlu yaşarsın, borçlu ölürsün.


    Şu durumda; hedef küçültmek gerekli... Ev araba vs. Almak şöyle dursun artık rızkına bile göz diker olmuş insanlar.
    Rızkı helal olmasına dikkat edip, mal varlığı konusunda plan yapmak, yavaş ve emin adımlarla ilerlemek Allah'a dayanmak gereklidir.
    Her insan sahip olduğu faziletin karşılığını Allah muhakkak verir.

    Küçükken Her insan ailenin tek çocuğu olmak ister. Ama çoğunluk büyüdüğünde, zarardan daha çok fayda verir.

    Nüfusun artması veya azalması rizka engel değil hatta kolaylaştırır.
    Ama mal varlığı konusunda ki rekabet içinde beynini kullanmak doğru adım atmak, helal kazanmak bereket denen o güzelliği yakalayabilmek lazım. Ve yürüü ey kulum nidasi duymak tabir yerindeyse. Allah hepimize kolaylık versin.
  • 02-07-2023, 08:05:07
    #7
    Rekabet olmazsa tüketici ezilir .

    Ne hikmetse rekabetten rahatsız olanlar hep hırsı bitmeyenler;
    Sektörlerde rekabet fiyatlarını çekemeyenleri kast ediyorum neymiş o işin veya o ürün /hizmetin emeği x.xxx tl xxx olamaz ... Isterse bedava dağıtır senin cebinden para çalmıyor .

    Rekabetten rahatsız olanların derdi şöyle :
    bırak para kazanmayı ellerinde olsa sokaktaki kedinin bile tüylerini elde edemediği için çıldırıyorlar.
    Devir değişti artık oturduğun yerden para akmıyor zahmet edip çalışacaksın.
  • 02-07-2023, 09:24:16
    #8
    Bölüm Kamu Yönetimi mi hocam?