• 08-06-2023, 22:16:41
    #46
    Gokenim adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ya dinle islamla alakan yok yanlış bilgilerini kendine sakla sen git maymunları gorilleri falan araştır başkalarının inançlarına burnunu sokma. İma falan yok Allah açık açık söylemiş BABALARININ SOYADIYLA ANIN diye ayet kocaman yazıyor istediğin tefsire bak hepsinde aynı anlam.

    Senin gibi ÇOK BİLDİĞİNİ SANANLARIN ama dinle zerre alakası olmayanların da söylediği şeylerin hiçbir hükmü yok. Senin benim ne dediğimin önemi yok Allahın ne dediğinin önemi var.

    Daha fazla uzatma alıntı yapıp kafa ütülemezsen sevinirim
    Kardeşim Allah öyle bir şey demiyor niye yalan söylüyorsun? Peygamber bile evlatlık almış ne anlatıyorsun sen. Git selefi hayatını içinde yaşa ehli sünnete bulaşma. Ha illa tefsir istiyorsan al oku:

    Kalp, mecazi olarak duygu ve düşünce merkezi anlamında da kul*lanılmaktadır. Gelecek âyetlerde bazı Câhiliye âdetleriyle münafıklardan söz edileceği, bu âdetlerin fıtrata ve gerçekliğe ters düştüğü, bir kimsenin iki tanrısı ve iki dini olamayacağı ifade edileceği için bunlara bir giriş ve dayanak olmak üzere vecize değerindeki şu cümleye yer verilmiştir: “Allah bir kişinin göğüs boşluğunda iki kalp yaratmamıştır.” Evet Allah insanda tek kişilik, tek vicdan ve tek akıl yaratmıştır. İdrak, duygu, karar ve iman bu yeteneklerle elde edilmektedir. İki yüzlüler, inanmış görünen ama içten inanmayanlar, gizli olarak farklı din taşıyanlar iki dinli değillerdir, onların da bir dini vardır, bu din İslâm’a aykırı olduğundan münafıklar da inkârcıdır; üstelik bu durumlarını menfaatleri sebebiyle gizledikleri için müslüman olmayanların en aşağı mertebesinde bulunmaktadırlar (Nisâ 4/145). Kezâ bir insanın karısı ile anasına, başkalarının çocukları ile kendi çocuklarına karşı duyguları farklıdır. Karının aynı zamanda ana, başkalarından olma çocukların öz evlât olabilmesi için insanın iki kalbi, iki kişiliği olması gerekir. Bu da olmadığına göre karısını anasına benzeten, –eski Arap geleneğine göre– “anam olsun, anamdır, bana haramdır” diyerek yemin eden kimsenin eşi onun anası ve dolayısıyla kendisine haram olmaz. İslâm’dan önce Araplar eşlerine, “Sen bana anamın sırtı gibisin” derler ve bu söz ile onları bosamış olur, mağdur ederlerdi. Zıhâr denilen bu boşama âdetini İslâm kınamış, kadınların zarar görmelerini engelleyecek hükümler getirmiştir (bilgi için bk. Mücadele 58/1-4).

    Bir başka Câhiliye uygulaması da babası belli olan veya olmayan çocukları evlât edinmek, onların gerçek soylarıyla ilişkilerini keserek kendi soylarına eklemek şeklinde oluyordu. Bir göğüste iki kalbin olmaması nasıl bir tabiat kanunu ise A’nın çocuğunun evlât edinme yoluyla B’nin çocuğu olamayacağı da bir fıtrat ve tabiat kanunudur. Ayrıca İslâm’ın koyduğu örtünme vecibesi, evlenme imkânı veya yasağı, çocuk-ebeveyn ilişkisi, karşılıklı haklar ve ödevler, miras gibi konulara dair kurallar da, çocuklarla gerçek ana babalarının soy bağlarının kesilip değiştirilmesine, başkalarına ait çocukların –yakın akraba olmayan ailelerde– ailenin bir ferdi gibi kalıp yaşamasına ters düşüyordu. Yapılmakta olan sosyal ve ahlâkî ıslahat içinde sıra bu âdetin kaldırılmasına gelmiş, “...babalarının soy adları ile anın” emri ile bu uygulamaya son verilmiştir. Tefsir kitaplarında bu münasebetle Hz. Peygamber’in evlâtlığı Zeyd b. Hârise’den söz edilir ve âyetin inişine onun bu durumunun sebep olduğu söylenir. Zeyd çocuk iken kendi kabilesinden zorla alınmış, köleleştirilerek satılmış, elden ele dolaşarak Hz. Hatice’ye gelmişti. Hatice Hz. Peygamber ile evlenince Zeyd’i de ona vermişti. Peygamberimiz onu âzat etti ve evlât edindi. Zeyd’in ailesi, Mekke’ye gelip çocuklarını bulmuşlardı. Peygamberimiz kendisini seçimde serbest bıraktığı halde Zeyd Allah’ın resulünü tercih etti, ailesi ile memleketine dönmedi. Bu âyet gelinceye kadar kendisine Muhammed oğlu Zeyd derlerdi, âyet gelince kendi babasına nisbet ederek Hârise oğlu Zeyd dediler. Artık o, Peygamber ailesinin bir ferdi değil, müslümanların din kardeşi, Hz. Peygamber’in sâdık bir bağlısı idi (İbn Kesîr, VI, 377; Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, III, 1504 vd.).

    İslâm’a göre himayeye muhtaç çocuklara bakmak, onları beslemek, büyütmek sevaptır ve şerefli bir insanlık ödevidir. Sevgili Peygamberimiz “Kimsesiz çocukları koruması altına alan kimse ile ben, cennette yan yana iki parmak gibi beraber olacağım” buyurmuştur (Müslim, “Zühd”, 42). Ancak bunu yapmak için çocuğun kendi soy kütüğü ile ilişkisini kesmek, öz ana babasını unutturmak kimsenin hakkı olmadığı gibi kanunî mirasçıların arasına katmak, aile içinde mahremiyet bakımından öz evlât gibi davranmak da doğru ve gerekli değildir. Bunun yerine İslâm’ın tavsiyesi, koruma altına almak, bakmak, büyütmek, ihtiyaçlarını karşılamak; hukuk ve helâl-haram kuralları bakımından ona öz çocuk gibi değil, bir din kardeşi gibi muamele etmektir (ayrıca bk. Şûrâ 42/49-50).
    • antiTRust
    antiTRust bunu beğendi.
    1 kişi bunu beğendi.
  • 08-06-2023, 22:31:32
    #47
    Selam dostum biraz zaman ver kendisine ama alakayıda kesme sakın, tıpta imkansız diye bir şey yoktur. Rahim nakli ile çocuk sahibi olanlar var ve bu ameliyat Antalyada yapılıyor.
  • 08-06-2023, 22:54:50
    #48
    YasinReal adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Selam dostum biraz zaman ver kendisine ama alakayıda kesme sakın, tıpta imkansız diye bir şey yoktur. Rahim nakli ile çocuk sahibi olanlar var ve bu ameliyat Antalyada yapılıyor.
    Hocam biraz araştırdım taşıyıcı annelik vs olayları da varmış. Hayırlısı olur umarım destekleriniz için sağ olun.
  • 08-06-2023, 23:49:36
    #49
    Gokenim adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Müslüman olanlar için evlatlık caiz değil hocam. Dini görüşünü bilmiyorum ama eğer müslümansa alması caiz değil yani.
    Hz. Ayşe evlatlık değil miydi?
  • 08-06-2023, 23:55:00
    #50
    SinerJJiTV adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hz. Ayşe evlatlık değil miydi?
    Hayır değil.
    Bak bu olayı şurdan izleyebilirsin 8.20 dakikada çok iyi anlatmış


    https://youtu.be/-8PuJJsd8pA
  • 09-06-2023, 00:09:15
    #51
    5 yıllık evliyim eşimle küçük yaştan beri beraberiz güzel vakit geçirebiliyoruz sohbet edebiliyoruz henüz çocuk düşüncemiz olmadı. İstersek ve olmazsa bu hiç problem değil önemli olan sevgi saygı herkesin çocuğu olacak diye bir kural yok.
  • 09-06-2023, 01:20:36
    #52
    holocoust37 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam biraz araştırdım taşıyıcı annelik vs olayları da varmış. Hayırlısı olur umarım destekleriniz için sağ olun.
    https://www.akdeniz.edu.tr/ikinci-ra...-de-mutlu-son/
    Evet hocam umutsuzluğa kapılmayın Allahım nasip ederse olur
  • 09-06-2023, 02:38:05
    #53
    Şurada okuduğum bazı yorumlar bir kadın olarak resmen MİDEMİ BULANDIRDI. İnsanlar ne sıkıntılar yaşıyor yazılanlara bakın... Yaşasın LAİKLİK diyerek asıl meseleye dönüyorum. Öncelikle çok geçmiş olsun ikinize de. Umarım en sağlıklı şekilde atlatırsınız bu meseleyi. Her ilişkinin dinamikleri farklı her bireyin düşünce yapısı farklı. Çok sıkıntılı bir konu bizler üçüncü kişiler olarak ne desek boş kalacaktır görüşündeyim. Herkesin hakkında hayırlısı olsun.
  • 09-06-2023, 08:29:21
    #54
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Her konuyu hemen dine yoranlardan valla gina geldi. 2 insanin birbirlerini sevip çocuğu olmayip evlat hasreti ile senelerce yanan kişiler var evlat edinirse caiz degilmişmiş.Bir cocuk sicak bir yuva anne ve baba sevgisi tatmasinin önüne bile engel çikariyormuş DİNİ.
    Sana gelince kardeşim hayat müşterektir engebeler her zaman önümüze çıkıyor ama burada geleceğini düşünüp karşinda ki insana da ilerde zarar vermeden yaklaşman çok önemli.Hakkınız da Hayirlisi dilerim.