• 30-12-2022, 02:14:02
    #64
    en en iyi ihtimal bunların bir similasyon olması o da zor . inançlı insanlar kendilerini cennet cehennem ile kandırıyor. inanmayanlar için kara toprak. ölümsüz insanlar doğacaktır fakat bizim galaksimiz dünya merkeze doğru hızla gidiyor girdap gibi kaçış imkansız gibi
  • 30-12-2022, 02:24:58
    #65
  • 30-12-2022, 03:21:50
    #66
    TRUSTER adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    cevabı zor bir soru.

    gerçekten neden ölüyoruz? hadi neden doğduğumuzu bilmiyoruz bari neden öldüğümüzü bilelim değil mi ama? yok. neyden, nelerden dolayı öldüğümüzü pek ala biliyoruz ama neden ölüyoruz? ölmek zorunda mıyız? varoluşu da yokoluşu da seçememek insanlığın tüm zemini kaygan yapmıyor mu? bu zemin üzerine doğru ne inşa edilebilir ki? 1960'ların varoluşçu zırvalarına benziyor söylediklerim? peki ya hakikati 1960'larda bulduysak, fikrin eskimesi çokça söylenmesi, çok tartışılması hatta demode olması onu değersiz kılar mı? gerçekliğini azaltır mı? bence kılmaz, bence azaltmaz.

    neyse, soruya dönelim. neden ölüyoruz? bilimin bir yanıtı var mı? bakın tekrar söylüyorum neyden ölüyoruz umurumda değil, çoğunuzdan daha iyi biliyorum neyden öldüğümüzü. peki neden ölüyoruz? bakın bunu hiç bilmiyorum. hiçbir mantıklı bir açıklamam da yok. aslında mantıklı bir açıklama da beklemiyorum kimseden. sadece bu sorunun hakiki bir cevabı olabilir mi onu merak ediyorum. yani neden ölüyoruz sorusu yanıtlanabilir mi? yanıtı merak etmiyorum. gidiş yolu var mı yok mu onu soruyorum.

    eğer yanıtlanabilir bir şeyse o zaman tüm enerjimizi bu yola adamalıyız. düşünsenize, varoluşun en büyük problemini tersten giderek çözebileceğinizi öğreniyorsunuz. artık varoluş kimse için anlamsız olmayacak. bir anlam olduğu için de tesadüfi olmaktan çıkacak.

    eğer bu sorunun yanıtlanamaz olduğuna eminseniz o zaman şu dünyada başka hiçbir şeyi cevaplamamıza gerek yok. varoluşumuzun nedenini bilemiyoruz, yokoluşumuzu da bilemiyoruz. sayı doğrusunun iki yanı da muallak, elimizde bir doğru parçası var sadece. metafor gibi ama değil. evet, bir doğrunun bir parçası.

    peki tüm hayatımızın sadece bir doğrunun parçasıysa, onu ne gerçekten var kılabilir?

    işte bir parçayız, paçavra.
    Hocam ölüm dediğinizde siz ve hocalarım hep en son olanı esas almış: İşin aslı Elektronlar çekirdeğin etrafında saniyede 50 milyon kez döner. Yörüngenin iki ucundayken nötrünolar gelir; Hem dönmeye devam etsin diye hem de bu çok hızlı bir dönüştür dar alanda elektronlar merkez kaç kuvvetinden savrulmasın diye. Hayatiyet nötrünoların sürekli gelmesidir. aslında her saniye öteki nötrüno gelene kadar 100 milyon kere ölürüz ve diriliriz. Fakat yenisi geldiği yani hayatiyet geldiği için hep yaşıyoruz sanarız. aynı lambanın ışığını devamlı gördüğümüz gibi fakat ışık kesik kesiktir frekans ve dalga boyuna bağlı olarak. Hocam sizin ve diğer hocalarımın kastettiği anlamda ölüm artık nötrünonun gelmemesinde mitokondriler şarteli indirir bahsettiğinz ölüm gerçekleşir. İsterseniz devam ederim fakat şimdilik bu kadar yeter.
    Not: Beyin fırtınasına katkı olsun diye yazdım.
  • 30-12-2022, 04:28:22
    #67
    yaşamak için ölüyoruz.

    ölmek canlılığını yitirmek anlamındadır. canlılar değişen ortamlara adapte olabilmesi için evrim geçirmek zorundadır.

    Evrim geçirmenin yolu, çoğalmadır yani doğum yada bölünme, çoğalma sırasında mevcut şartlara adapte olmuş genetik kodlar oluşur.

    Eğer çoğalma olmazsa canlılık tek nesilde son bulur. Eğer çoğalma olur ve önceki nesil yaşayamaya devam ederse (normal şartlarda edemez, yapay destek gerekir) değişen ortama asla ayak uyduramaz, sonuçta yine kaçınılmaz son ortaya çıkar.

    canlılığın tek ve yegane görevi canlılığını sürdürmektir. Evrim hızımız zaman ile eşitlenene kadar çoğalmak ve önceki neslin ölmesi gereklidir. zamana eşit evrim hızına ulaştığımızda ise çoğalma durur…

    Basitçe günümüzden örnek verelim, Covid-19 virüsü nasıl ki varlığını sürdürmesi için mutasyona ihtiyaç duyuyorsa diğer canlılarda aynı zorunlu ihtiyacı duyuyor.

    Başa dönelim, neden ölüyoruz; yaşamak için.

    mevcut nesil sonraki neslin taşıyıcısı, kuluçkasıdır.

    iyi geceler.
  • 30-12-2022, 06:51:02
    #68
    Peki hocam neden geldik
  • 30-12-2022, 07:07:22
    #69
    Dönüş sadece O'nadır.
  • 30-12-2022, 08:55:59
    #70
    Belkide oksijen insanı 60-70 yılda öldüren zehirli bir elementdir.
  • 30-12-2022, 11:31:50
    #71
    Aslına bakarsanız ölmüyoruz..Bu benim fikrim tabi, saçma da gelebilir. Şöyle düşünün; Ana rahmine düşen bebeğin sürecini hayal edelim. Anne karnındaki yaşamanı düşünün, bütün dünyası orası. Ta ki doğum anı gelene kadar. Sonra doğum gerçekleşiyor ve tamamen farklı ve anne karnına göre kıyasla sonsuz bir boyuta geçiş yapıyor (Dünyaya). Doğduktan sonra onu çevreleyip saran plesentadan ve göbek bağından ayrılıyor. Yani bebeğin doğumdan sonra artık anne karnında yaşama gibi bir şansı yok. Sonra büyüyor, gelişiyor ve ta ki öüm dediğimiz ana kadar yaşamını sürdürüyor. Sonra ölüm geliyor ve onu çevreleyip saran ceseti dünyada bırakarak ahiret alemine geçiyor. Tıpkı bebeğin anne karnından dünyaya gelişi gibi insanda dünyadan ölüm adı verilen olgu ile ve bence aslında yeniden doğarak diğer aleme geçiş yapıyor. Yani aslında ölüm dediğimiz şey bir sonraki süreci başlatan bir son ve aynı zamanda başlangiç, tıpkı doğum gibi
  • 30-12-2022, 13:12:40
    #72
    Kategori Moderatörü
    https://www.youtube.com/watch?v=6tj83bMEJ_4