• 31-03-2009, 15:09:13
    #1
    Üyeliği durduruldu
    Amerika'dan gelen birine örf ve adetleri anlatıcam. Bununla ilgili benimde yazdıklarım var köşede. Ancak pek aklıma gelmiyor. Yörenize ait, bildiğiniz, duyduğunuz örf ve adetleri yazarsanız çok memnun olurum.
  • 31-03-2009, 17:10:11
    #2
    Üyeliği durduruldu
    Biride cıkıp 3-5 kelime yazsa ölür zaten. Türkiyenin her yerinden insan var şu forumda ama hiçbirinden tık yok. saçma sapan bi konu olsa 50 yorum olurdu şimdi. Memleketin güzel 1-2 şeyini tanıtıcam sizinde katkınız olsun istedim ama güzel tanınmak pek işinize gelmiyor sanırım.

    Bu amerikalı ile konuşacaklarım newyork times gazetesinde yazı dizisi olarak çıkacak büyük ihtimal 1-2 ay sonra.
  • 31-03-2009, 17:20:23
    #3
    Bayramlardan bahset hocam büyüklerin eli öpülür falan . Sonra düğünlerimizden bahset kına gecesi falan kızın eline kına yakılır de. Baskaaaa gelmiyor yahu aklıma simdi gelirse yazarım yine..
  • 31-03-2009, 19:17:34
    #4
    Üyeliği durduruldu
    HARPUT KALESİ (SÜT KALESİ) EFSANESİ

    Harput kalesinin bir adıda Süt kalesidir. Bu kaleye süt kalesi denmesinin ilginç bir hikayesi vardır. Kalenin temelleri atılır. Kale duvarları yükselmeye başlar. Ancak o yıl başlayan su kıtlığına bir çare bulunmaz. Aynı yıl bu su kıtlığının aksine hayvanların sütleri oldukça boldur. Zamanın hükümdarı emir verir. Harç için süt kullanılacaktır. Hayvanlar sağılır. Harç süt ile karılır, kale tamamlanır.

    Diğer bir efsaneye göre ise kalenin pek çok dehlizi vardır. Bu dehlizlerden birinde güzellerden bir kız yaşarmış. Ancak büyülü olduğundan sürekli kendisi için yaptırılan bir altın köşkte uyumaktaymış. Yanlız her yıl bir kez uyanır. ''süt kalesi yıkıldı mı? Katırlar kuzuladı mı ? Dere hamamının yerinde yeller esiyor mu ?Diye sorar, sonra yeniden uykuya dalarmış. Eğer bu sayılanlar gerçekleşirse Harput yıkılacak, kıyamet kopacakmış. Bazı kişilerin bu kızın sesini duyduğunu da kulaktan kulağa söylenir.

    DarkRhyme sağ duyunuza teşekkürler ederim.
  • 31-03-2009, 19:25:09
    #5
    Üyeliği durduruldu
    Zengin bir folklor çeşitliliğine sahiptir Türkiyede en çok bilinen çayda çıra oyunu mumla oynanan Elazığ iline has bir oyundur.Bu oyun Dünya da "mumlu dans " olarak tanınır.

    Ayrıca Elazığ halayı, temirağa, avreş, nure, keçike, ağır halay, delilo... yine Elazığ'a has oyunlardır. "Dil Folkloru Açısından Harput Ağzı" adında yayınlanmış bilimsel bir kitabı bulunan ünlü folklor araştırmacısı ve müzik sanatçısı Fatih Kısaparmak da, aslen Harputludur.
  • 31-03-2009, 19:27:32
    #6
    KÜLTÜRÜMÜZ, ÖRF VE ADETLERİMİZ
    Köyümüzde Türk Milli Kültürü yaşatılmakta olup genel olarak "kapalı toplum" özelliği görülmektedir. Öyle ki köyümüzde halen köy odaları bulunmakta, geleneksel Türk misafirperverliğinin en güzel örnekleri bu köy odalarında sergilenmektedir. Düğünlerde, bayramlarda ve benzeri milli günlerde halkın birbirleri ile olan münasebetleri, yıkılmamış bir milli dayanışmanın ender örneklerinden olmaktadır.
    Büyüklere saygı, küçüklere sevgi yanında sosyal yardımlaşma halen yaşanmaktadır.
    “Seymen Alayı” aslından hiçbir şey kaybetmeden güzel bir gelenek olarak yaşatılmaktadır.

    Karşılama ve Uğurlama
    Köyümüzün odasının bulunduğu istikametten görülen karşı tepeye UMUT KAŞI adı verilmektedir. Oda önünde oturan gençlisi, yaşlısı UMUT KAŞI dediğimiz yerden gelenleri rahatlıkla görebilmektedir. köye gelen misafir veya yabancı kimseler ise gelenleri oda önünde karşılarlar karşılama ise sıra ile dizilerek seymenler gibi yaşlısından gencine doğru gelenlere tek tek hoş geldiniz derler ve gidecekleri yeri bilmiyorlarsa oraya kadar götürürler yada misafir olarak geldilerse (Muhtara haber verilerek) KÖY ODA' sına davet ederler ikramda bulunurlar. Giderken ise aynı düzenle dizilerek tek tek vedalaşarak uğurlarlar ve gidenlere mevsimine göre hediyeler verilir.
    Bayramlaşma;
    Sabah namazını ve arkasından bayram namazının kılınması ile başlar:
    Köyün yaşlıları imam-ı bayramladıktan sonra hemen sağ tarafına sıraya geçerler; büyüğü küçüğü ile tek tek bayramlaşırlar köy camii sinde; sonra imam dua okur ve camide bayramlaşma sona erer. Eş dost büyüklerini ziyaret etmek için birbirleri ile yarışırlar uzaktan gelenlerle kaynaşır köyümüz sanki 50 yıl önceki canlılığına buldu köyümüz derler eskiler, Birde ah geçirirler içlerinden sayarlar tek tek ahirete göç edenleri gözleri dola dola yad ederler eskileri ve yenileri ile bayram ziyaretleri birbirini takip eder ziyaret üstüne ziyaret, ziyafet üstüne ziyafet.
    Sünnet Düğünleri;
    Her ailenin, erkek çocuğu sahibi olduktan sonra ilk telaşı, çocuklarını sünnet ettirmek, kaygısıdır. Bu hal ve kaygı, İslami bir adet olarak yaşanmaktadır. Sünnet olacak çocuklar bir hafta önce haberdar edilir ve sünnet olacak çocuklar olarak topluca sünnet olurlar: Sünnet bittikten sonra Hocalardan mevlit ve ilahilerle devam eder ve arkasından toplu pilav ziyafeti verilir. çocuklara hediyeler takılır.
    Çankırı'da bulunan köylülerimiz
    Çankırı adetlerine göre Düğün Başlangıcı:
    Çankırı'da sünnet düğünleri genellikle sonbahar mevsiminde yapılır. Çünkü bu mevsim, her aile için bir çok telaşın son bulduğu ve her şeyin bol olduğu bir mevsimdir.
    Düğün öncesinde, sünnet olacak çocukları için evlerde birer yatak (Karyola veya somya) süslü olarak hazırlanır. Çocuk tek ise tek yatak, bir kaç tane ise bir karyolaya üç dört çocuk yatırılır. Ev, bir bayram yeri gibi süslenir. Sünnet edilecek çocuk için hazırlanan düğüne, matbu olarak yapılmış davetiyeler ile eş dost ve akrabalar çağrılır. Davetlilere pilav, ayran asıl olmak üzere, ailenin durumuna göre yemek ziyafeti verilir. Yemekten sonra mevlit okutulur, ilahiler söylenir. Çocuklar ise, alınlarında "maşallah" yazılı ve özel olarak hazırlanmış sünnet elbiseleri giydirilmiş vaziyette, arabalarla şehirde gezdirilir. Ki bu hal çocuğu sünnet olmağa iyice alıştırır, ısıtır diye kabul edilmektedir.
    Sünnet olacak çocuklar, evde hazır bulunan sünnetçi önüne getirilince, hafızlar tarafından "aşr-ı şerif" okunur, fatihalar okunur. Bu esnada çocuk veya çocuklar sünnet edilir.

    NİŞAN TÖRENİ;
    Oğlan evi tarafından kabul edilerek alınan eşya ve takılar, kız evine gönderildikten sonra bir Cuma günü nişan yapılır.
    Nişan günü, oğlan tarafının kadın ve kızları ile bir de Her iki tarafın davet edilen kadınları oyun ve eğlencelerini birkaç saat kadar sürdürdükten sonra, ortaya bir kat elbiselik kumaş serilir. Bu kumaş, oğlan evi tarafından getirilen ziynet eşyaları ile birlikte, gelin kıza elbiselik olarak getirilmiştir.
    Gelin olacak kız içeriye girince, elebaşılık eden kadınlar "Allah aşkına maşallah deyiniz, nazar değmesin” diye ihtarda bulunurlar. Gelin kız, yerde serili kumaşın üzerine gelip ayakta durur. Getirilen yüzük parmağına takılır. Diğer mücevherler de elbisesi üzerine iliştirilir.
    Bunlardan sonra gelin kız, önce oğlan tarafının (annesinden başlamak üzere) ellerini öper. El öpme sırasında, getirilen özel hediyeler de takılır.
    Şerbet İçilmesi:
    Genelde kısmi değişikliğe uğramasına rağmen, şerbet içilmesi de şu şekilde olur: Kadınlar tarafından nişan töreni yapılmadan bir iki gün evvel ailenin durumuna göre erkekler tarafından da tören yapılır. Törende dualar okunur ve şerbetler içilir. Şerbet içme adeti sadece kadınlar arasında ya*pılmaktadır ve özellikle "darısı başına olsun" dilekleriyle, genç kızlara içirilmektedir.
    Kadın ve erkekler arasında bu şekilde nişan töreni tamamlandıktan sonra, kız oğlan tarafına geçmiş sayılırdı ve bugünden başlamak üzere oğlan anasına gelinlik etmeğe başlardı. Gelinlik etmekten maksat, gelin olan kızın kaynana ve kayın babasına katiyen yüksek sesle söz söylememesidir. Mecburi bir durum olursa, çok hafif bir sesle konuşabilmesiydi.
    Gelin kız her nerede oğlan tarafından bir kadınla karşılaşsa, onların ellerini öper. Yanlarında hiç kimseyle konuşup eğlenemez..
    Düğünler;
    Düğünlerde İlk Teşebbüs:
    Evlenme çağına gelen Köyümüz delikanlının anası, oğlu için aradığı münasip gelin adayını bulunca, bu durumu kocasına iletir. Bugün de aynı durum geçerli olmakla birlikte, daha çok oğlan bulduğu kızı anasına, anası da kocasına anlatmak*tadır. Bunun üzerine, kızın kendisi ve ailesi hakkında lüzumlu araştırmalar yapılır, bilgiler toplanır. Kız, yapılan araştırmalar neticesinde ahlaken, bilgi ve beceriklilik bakımından müna*sip görülürse dünürlüğe karar verilir. Köy ve kasabalarda bu durum geçerli ise de, şehir merkezinde kız ve oğlanın tanışarak anlaşarak evlenmelerine daha sık rastlanmaktadır.
    Daha sonra, araya bir aracı konarak kızın anasına haber verilir. Kız anası da kocasına söyler, ağabeyi varsa onun da görüşü alınır, durum oğlan tarafına haber verilir. Bunun üzerine, kız tarafı ilk olarak normal bir masrafla alınabilecek takı ve eşyaların listesini oğlan tarafına duyurur. Eskiden bu listede beş adet beşibiryerde kulplu altın, iki çift elmas küpe, iki elmas yüz*ük, iki elmas iğne, iki çift gümüş nalın, iki gümüş kemer, iki kaftan, iki Bağdat dokuması ipek çarşaf, iki hamam takımı, iki çift tekellif yer almakta idiyse de, bugün bunların çoğu istenmemektedir. İstenilenler sadece nişan yüzüğü, bilezik ve kolye ile altın zincir gibi takılar ve eşyalar olmaktadır. Diğer istekler, daha sonra belirlenmektedir. İstekler, oğlanın ailesi tarafından da kabul edilmişse söz kesilmiş demektir.

    Günümüz köy düğünleri çok önemli değişikliklere uğratılmamış düğün adetleri hakkında derli toplu bilgileri düğün adetlerinin şekli ile yer yer mukayese ederek sunacağız. Aslında elli sene önce kaydedilen düğün adetleri ile bugünün Köyümüzde yaşayan adetler, genel hatları ile birbirlerinin aynısıdır. Lakin, bilhassa para yönü ağır basan ve aşırı masrafı gerektiren motiflerin, zaruri olarak terkedilmiş olduğu da bir gerçektir.
    Nikah Akdinin yapılması
    İmam oğlanın vekiline hitaben üç defa:"-Allah'ın emriyle, Peygamberin kavliyle, filanın kızı filan hanımı, kendi tarafından vekaleten filan efendiye asaleten alıverdin mi?..." diye sorardı. Oğlanın vekili ise "Alıverdim" diye cevap verirdi. İmam efendi de, bunun üzerine "Ben de akdi nikah eyledim." deyip elini açar ve uzunca bir dua okur
    Daha sonra orada bulunanlara şerbet verilir, artan şerbet de uygun görülen yerlere gönderilirdi. Kız tarafı da bir tepsi baklava ve hediye ile karşılıkta bulunurdu. Kurban bayramlarında arife günü kız evine hediyeler gönderir.

    İmam Nikahı:
    Dini nikah da denilen imam nikahı, ya resmi nikahtan hemen önce yapılır.

    Baş Donanma:
    Bu adet, eskiden daha teferruatlı ve geniş bir şekilde yapılmakta iken, bugün tam olarak uygulanamamaktadır. Öyle ki, ekonomik durumu yerinde olmayan aileler, külfetli olduğu için her yönüyle mükemmel ve geleneklere göreneklere uygun bir düğün yapamadığı gibi, durumu yerinde olan zenginler ise, düğünlerini balolarla yapmayı tercih eder olmuşlardır.
    Günümüzde Başdonanma genel olarak Yaran Sohbetleri'ndeki şenlik vb. oyunlarla renklendirilen bir hal almıştır. Bu da her yıl kış mevsiminde yapılması gereken ama çeşitli sebeplerden dolayı ihmal edilen Yaran Sohbetleri'ne, yeni nesillerin özleminden kaynaklanıyor olsa gerek...
    Oğlan evinde baş donanması yapılırken, kız evinde de kına yakılır.

    Kına Yakma:
    Oğlan evinde baş donanma yapıldığı saatlerde kız evinde kına yakılma şöyle olur: Kız evi yakınları yatsı namazından evvel gelerek kız evinin büyük olan odasında belli bir yere otururlar. Oğlan evi tarafından gelenler ise ayrı oturur. Defçi kadınlarla birlikte türkü söyleyenler de bulunur.
    Yatsı vakti sonunda oğlan tarafından olan kadınlar, oğlan evinde toplanır. Toplu halde kız evine giderler. Oğlan tarafından giden kadınlar, çok süslü giyinmeye itina gösterirler. Bu kadınlardan ikisi, ellerinde tepsiler içinde her çeşit kuru yemiş ile birlikte kınayı da götürürler.
    Oyunlar oynandıktan, çerezler yendikten sonra yaşlı ve becerikli kadınlar, dua ve ilahiler okuyarak, gelini evin ortasına oturturlar ve törenle kınasını yakarlar. Daha sonra oğlan evinden gelen kadınlar evlerine giderler. Kız evinde kalan gelin kızın arkadaşları, ona arkadaşlık ederek sohbet ederler.

    Gelin Çıkarma:
    Kuşak Bağlama:
    Gelin, babası evinden çıkarken, avluda en yakın akrabalar ve bir de hoca bulunurdu. Gelini avlu ortasına dikerler, en yakın akrabasından ve zenginlerden birisi, gelinin beline bir kuşak veya gümüş kemer bağlardı, gelinin beline kuşak bağlayan kişi, kendi kesesine göre, gelinin cebi*ne para da koyardı. Orada bulunan hoca dua eder, duasından sonra gelin orada bulunanların elini öperdi. Gelin, bineceği ata (veya arabaya) kadar iki ta*rafına kilimler gerilerek, kimseye gösterilmeden götürülürdü. Gelin, en yakın ve yaşlı akraba*sından iki hanımla birlikte arabasına biner, diğer arabalara da diğer kadınlar binerlerdi. Gelin tarafının çeyizi, oğlan tarafının hazırladığı çeyizle aynı kıymette olurdu. Her iki tarafın çeyizlerinin yüklenmesi için

    Yastık Götürmek:
    Gelin çeyizi yükletildiği ve gelin alayı hareket ettiği sırada gençlerden birisi bir köşe yastığını kaçırıp hamama götürürdü. Güveyi, yastığı götüren gence bahşiş verir ki, bu bahşiş gelinin evden çıkartıldığı, ve yola koyulduğu haberinin bahşişidir.
    Alay geçerken önlerine ipler gerilir ve düğün sahibinden bahşişler alınır. Bu şekilde gelin, yeni evine getirilir. Oğlan evinin büyükleri ve yakın akrabaları yanlarında bir imam ile evin önünde beklerler. Gelin eve girince dua edilir. Gelin, önce kayınbabasının ve büyüklerinin ellerini öper, kayınbabası ve akrabaları, gelinin başına kuru yemişle karışık bozuk para serperler.

    Ziyaretler;
    Hasta Ziyareti;
    Kabri Ziyareti;
    Tek tek yapıldığı gibi Arife günleri de topluca kabir ziyareti gerçekleştirilir
    Arife günleri ikindi namazını müteakiben köyde bulunan camii imamı, hocalar ve mezarda yakınları bulunan halk eşliğinde mezarlığa toplu olarak ziyarete giderler mezarlığın kenarında erkekler toplanarak kıbleye dönerek imam ve hocaların okuduğu dualardan sonra herkes yakınlarının(Mezarlarının) başlarına geçerler ve dualar okunur. Af ve Mağfiret isterler


    http://www.handiri.com/adetlerimiz.htm
  • 31-03-2009, 19:31:34
    #7
    Kız isteme ,görücü usulu ,sünnet ,bayram, küçüklerin büyüklerle olan ilişkileri ...
  • 31-03-2009, 19:41:06
    #8
    Büyüklerin yanında ayak ayak üzerine atılmaz.
    Aile büyükleri yanında yüksek ses ile konuşulmaz , alkol - sigara içilmez.
    Sofrada ağızda ekmek varken konuşulmaz.
    Otobüslerde yaşlı ve çocuklu insanlara yer verilir.
    Anne ve babalara ses yükseltilmez.