Lakin, insan tanışmadan kaynaşamaz. Kaynaşamasa ise orada huzursuzluk, arsızlık olur, olabilir.
Ben Belçika'da ilk defa bir Türkçe televizyon kanalı kurmuş, bir adet kitabı yayınlanmış, ikincisi üzerinde çalışan aynı zamanda bu kanalında Genel Yayın Yönetmenliğini ve gazeteciliği sürdürmeye çalışan bir kardeşinizim. Kurduğum kurum Uluslararası tüm kamu kuruluşlarına akteditedir. Yani Uluslararası tanınan bir kurumuz. Erasmus ile her yıl öğrenciler kabul ediyoruz.
Belçika'da yaşayan her Türk vatandaşı beni tanır. Acun gibi konuştum vallah 😄😄
Yaptığım iş gereği her vatandaşın evine televizyonlarında, radyolarında, okudukları gazeteleriyle yazdıklarını ulaştırmış, Belçika'da ve dolayısıyla Avrupa'da Türkçe Medyada ciddi katkılarım olmuştur. Birçok şeyin şeklini kimseye bırakmadan ben kendim çizmişimdir.
Herkesin yaptığını yapmadım, bugün diğer kurumlar bizim gibi yapmaya başladılar. Demek ki her zaman herkesin yaptığını yapınca doğru yapmış olmuyor aksine yanlışa sürükleniyor olabiliyorsun. Bunu insan yaşamadan bilebilirse ya delidir ya veli.
Bu gururu Yüce Allah'ın yardımı olmasaydı elbetteki başaramazdım.
Yaşım 31 ve üç kıtada onlarca ülke gezme fırsatı buldum, dünyada tanımadığım ırk çok nadirdir
bu Allah'tan bana bir lütuftur. Bu anlamda ne kadar şükretsem az kalır. Sadece diğer ırklar değil, Türkiye insanını da Yurtdışında bir arada tanıdım. Doğudan batısına kime nasip olur görmek, yakından tanımak. Ben Karadenize gitmedim ama yemeklerinin uzmanıyımdır.
Aynı şekilde, tüm Türkiyenin yöresel yemeklerine aşınayım. Sadece yemek mi? Düğünlerine, cenazelerine, gelenek ve göreneklerine...
Çok şükür, bunları deneyimlemek, kendi ülkemin insanını bu kadar yakından tanımak benim açımdan müthiş bir şey! Zira bu her kula nasip olmaz.
Benden bu kadar.
Peki, kardeşlerim siz kimsiniz, necisiniz, nerede yaşar ne yaparsınız?
Anlatın hele.