Milliyetçi bir aileden geliyorum. Okula gitmeden bayrağın önemini öğrendim. Taşındık ve liseyi Gebzede okudum. Gebzeyi biliyorsunuz Türkiyenin her yerinden göç almış sanayi şehri. Hal böyle olunca memleketin her yerinden her türlü insanı tanıma fırsatım oldu.
Beş gruba ayırabiliriz;
- Sokaklarda ellerinde polise molotof atan bütün çocuklar bunu bir eğlence olarak görüyor. Kaldırımları sökmek, molotof kokteyli fırlatmak bunlar birer eğlence ve bu kitlenin hepsi tehlikeli değil. Elinde kesici aletlerle saldırmayan ve molotof atmayan kesim tehlikesiz. Bu bir dava olarak görmüyorlar. Gördüklerini sanıyorlarsa bile öyle zannediyorlar. İçlerindeki şiddeti dışarı vurmak için bir bahane.
- Terör örgütüne sempati besleyenler var. Dağa çıkmak gibi bir niyetleri yok ancak lafını da yeri geldiğinde esirgemez.
- Sessiz kalan pkkyı savunmayan ama hdpliyim ben (o dönem ismi başkaydı) diyen bir kesim var. Bunlar siyaset kurbanı.
- Hiç sesi çıkmayan kendini toplumda belli etmeyen çok yakın arkadaşınız gibi davranan kesim var. Bunlar doğrudan örgütlenmeyi sağlıyor. Bunlar en tehlikelisi çünkü diğer grupları kışkırtan bunlar oluyor. Daha sonrasında arkada oturur olayları izlerler.
Lise 2de kavga ettiğim pkk sempatizanı çocuk ile lise sonda sıra arkadaşıydım. Mesele şuydu onlar öcalan sloganı atmıştı ben de bunu duyduğumda bölücülük yapıyorsun yapıyorsun diye üzerine yürüyüp küfür ettiğimde kavga etmiştik. O kavgamız dışında hiç bir sorunumuz olmadı. Zaman içinde kaynaştık. Ne o bir daha öcalan sloganı attı ne ben ona bir şey söyledim. En son baktığımda iş arıyordu, Kadıköyde gördüm selamlaşmıştım. Bulmuştur inşallah, tekrar o yola girmemiştir.
Demek istediğim bizi en başında kavgaya sürükleyen olay terördü, bölücülüktü. Ve sonra gördük ki; bunlar olmadığında aynı sırayı paylaşıp aynı yemeği bölüşebiliyorduk.
Bu ülkenin terör sorunu bölücülük sorunu var. Aynı toprağın insanıyız.
Not: Bu söylemime ülkeyi istila eden Arapları dahil etmiyorum.