Şu anki durumda "el elden üstündür veya bir elin nesi var iki elin sesi var" diye düşünüp, egoya yenik düşmeden ülkedeki en iyi iktisatçıları toplayıp toplumsal kalkınma planı üzerinde çalışmamızı sağlardım. Mütabakata vararak çalışacağını düşündüğümüz bir ekonomi planını devreye sokardım.
Kalkınma planı rayına oturana kadar tüm imkanları öncelikli sosyal yardım çatısında ihtiyaç sahiplerine kullanırdım. İhtiyaç sahiplerine de özel sektörden istihdam sağlayarak, dahil olan işverenlere yüksek oranda vergi ve sosyal sağlık ve güvence indirimi sağlardım.
Çalışma koşullarını daha insanı şekle sokmaya çalışarak oluşacak istihdama daha çok insanı dahil etmek için uğraşırdım.
Tarım ve Ormancılık ayrıca, Sanayi ve Teknoloji bakanlığı ile eş zamanlı projeler yürüterek, hem tarımda hem sanayi ve teknoloji alanında üretim kapasitesini maksimum seviyeye nasıl çıkartabiliriz konusunu konuşurdum.
Günü kurtarma politikaları güdülmesinin orta ve uzun vadede ülkeye yaşattıklarından ibret alınmasını açıkca söyler, ülkenin gelecek nesillerde de huzurlu ve refah içinde yaşayabilmesi adına düşünülerek oluşturulmuş planlar yürütürdüm.
Bu dediklerimi şu ankiler yapamaz mı? Fazlasıyla yapabilirler ama yaparlar mı? Hayır, her zaman günü kurtarma projeleri oluşturuldu. Yap işlet devret modelleri yabancılara parsel parsel peşkeş çekilen bir anlık zenginleşme ve sıcak para akışı sağlanan bir ekonomi sistemine yöneldiler. Çünkü iktidarda kalmaktı amaç sadece. Böylece alan memnun satan memnun düşüncesi ile oylarını almaya devam ettiler. Günün sonunda geldiğimiz nokta bu. Gerçi daha bir şey görmedik.
Maalesef olumlu yönde hiçbir şey yok.